30 Kasım 2009 Pazartesi

Sivasspor 0 - 1 Beşiktaş

Çok zorlu geçeceği belli olan Kasım ayını sadece Wolsfburg mağlubiyeti ile atlatmış bulunmaktayız o maçı da kaybetmesek herşey çok daha güzel olacaktı ancak olmadı. Ligi daha 3. haftada bitiren Gs ve Fb'yi uzay takımı ilan edip bizi hepten silenler şimdi ne düşünüyorlar çok merak ediyorum. Şişirdikleri balonlar çok fena patladı. Haftaya içerde Diyarbakırla, sonraki haftada deplasmanda Manisa ile oynuyoruz bu iki maçta da bi kaza yaşamayacağımızı düşünüyorum, bu maçlardan sonra ilk yarının son haftasında içerde Bursa ile oynuyoruz eğer o maçı da kazanırsak ilk yarıyı rahatlıkla lider bitirebiliriz.

Yan hakem Bobo'nun golünü ofsayt diye kesmese maç daha ilk yarı bitmeden bitecekti. Bobo'nun sakatlanması ise takımı çok kötü etkiledi, yerine giren oyuncunun Nobre olması da bunda büyük etken tabiki. Hazır durumdaki bi Batuhan varken Nobre'yi oyuna almak intihardan başka bişey değildir, 9 aydan fazla oldu gol atamayalı bu gidişle uzunca bi süre daha atamaz zaten, yazık ona verilen 2.2 Milyon Euro'ya. Takım savunmamıza her maç yazısında övgüler diziyoruz az bile söylüyoruz belki ama artık övmeyeceğim çünkü nazar değecek. Abartmak istemem ama Beşiktaş tarihinin defansif anlamda en iyi dönemini yaşıyor, ilk yarıyı büyük ihtimalle 10 golden daha az yiyerek tamamlayacağız bu müthiş bi başarı, maaşallah diyelim. İ.Kaş'tan 4 4lük sağ bek olmaz belki ama artık o bölgeye alıştı İ.Kaş, bugün yaptığı asistle de bunu gösterdi, çok beğendim bugün kendisini. Ekrem bu hızla giderse yeni çekilecek Batman filminde Joker rolünü rahatlıkla oynar, adam her mevkide oynuyor yahu bi ara kalede de denesek mi acaba ? İ.Üzülmez son 3 maçtaki oynuyla bi senelik yerini daha garanti etti hayırlı olsun.

Geçen sezon beyaz forma uğurluydu bu senede damalı forma han o çıktığında beğenilmeyen forma. Ara ara çubukluyu da kullanmak lazım tabiki ama o pençe formamıdır nedir mümkünse semtimize uğramasın. Geçen hafta bayramı yaşatmaya başlayan Beşiktaşımız bayramın kapanışını da güzel bi şekilde yaptı, darısı Mayıs ayına inşallah.






27 Kasım 2009 Cuma

Bu Sefer Fena Oturdu İçinize İtiraf Edin

Bu hazımsızlar tayfasının bizim başarılı sonuçlarımızın ardından şişmesine alışığız ancak son 3 büyük maçımızda aldığımız galibiyetler iyice içlerine oturdu. Kendileri Manchester'ı 3-0 yendiklerinde karşılarında kim vardı, hangi genç oyuncular vardı hatırlamayanlar bizim karşımızda ki takıma 'veletleri yendiniz' gibisinden çamur atıyorlar. Kuduz olmuş köpek edasında ki bu davranışlar elbetteki galibiyet kadar keyif veriyor bize ama insan ister istemez üzülüyor böyle cahillerin varlığını görünce. Birde defans yaptığımız için eleştirenler varki onlara daha da fazla acıyorum. İyi savunma yapmak suç mu yani ? Eldeki kadro yapımıza göre bizden de bu çıkıyor napalım yani. Bunu söyleyen adamların tuttukları takımlar (bu aralar çoğunlukla bizim takımları tutuyorlar orasıda ayrı) sanki her maç Brezilya gibi gelene 5 gidene 6 atıyorlar. HÜCUM MAÇ KAZANDIRIR SAVUNMA ŞAMPİYON YAPAR gençler büyükleriniz öğretmedi mi size bunu. Bundan sonra tek bir dileğim var o da her maçımızı 1-0 kazanmak hemde maç boyunca sadece bir pozisyona girerek, bunların kudurmalarını izlemek zevkli oluyor beter olsunlar. Tarih 'Manchester yedek takımla çıktı Beşiktaş öyle kazandı' diye yazmayacak 'Evinde Avrupa kupalarında 23 maçtır yenilmeyen Manchester'ı Beşiktaş yendi yazacak' 'Tarihinde Avrupa kupalarında Old Trafford'da sadece 7 yenilgisi olan Manchester 8.yi Beşiktaş'tan aldı' diye yazacak tıpkı Barcelona'yı Chelsea'yi Liverpool'u yazacağı gibi. Kimse de çıkıp karşınızda yedek takım vardı size 1 buçuk puan veriyoruz da demeyecek haliyle tabi.


Bu şişmiş bünyelere her zaman maden sodası tavsiye ederdim ama bu sefer çamaşır sodası tavsiye ediyorum için geberin inşallah...

Mutlu Bayamlar

Beşiktaşımız sağolsun bize bayramı 1 hafta önceden yaşatmaya başlamıştı zaten. Böyle güzel, mutlu nice bayramlara erişmemiz dileğiyle. Herkese hayırlı ve mutlu bayramlar diliyorum.

26 Kasım 2009 Perşembe

Şeytan Taşlama

Grup kuraları çekildiğinde birisi çıkıp deplasmanda 4 puan alacağımızı ama gruptan çıkamayacağımızı söylese bi tarafımızla gülerdik elbette. Şimdi gelde içerde kaybettiğimiz Wolfsburg maçına yanma. Şimdi CSKA ile resmen final maçına çıkacağız, üstelik bizim galibiyetimiz tek başına yetmiyor, Almanya'dan da hayırlı haberler bekleyeceğiz. Üzerindeki baskıyı atan takımımızın o maçta da gereken skoru alacağını umuyoruz tabiki, yoksa Old Trafford'da alınan galibiyetin prestijden başka anlamı kalmaz.

Kasım ayına girdiğimizde herkes zorlu fikstürden kaç puanla çıkarız bunun hesabını yapıyordu ama kimse Trabzon-Fenerbahçe-Manchester Utd. 3lüsünden 9 puanla çıkacağımızı öngöremezdi. Çok büyük iş başardık. Galibiyetin mimarı olarak Rüştü'yü görüyorum ben, özellikle son dakikalardaki kurtarışlarıyla 'ben yıkılmadım' dedirtti, helal olsun Rüştü'ye. Defansif anlamda karakterli bi takımın neler yapabileceğini de bir kez daha görmüş olduk. Ferrari-Ernst-Fink nere iki sezon önceki defans hattımız nere (G.Zan-Diatta-M.Sedef-Koray) Burnu kırılan İ.Toraman ve İ.Kaş'ta müthiş savaştılar dün gece. Ekrem'i beğenmeyenler burun kıvıranlar bugün en yakın hastaneye burunlarını düzeltmeye gitsinler. İ.Üzülmez ve İsmail'i önlü arkalı oynatmak çok akıllıca bi fikirdi ki bu da meyvesini verdi, İsmail'in maçın belli bölümlerinde forvete kadar gitmesi ve sanki 40 yıldır CL'de oynuyormuş gibi panik yapmadan sakince işini yapması yüzleri güldürdü. Tello golü attı ve yokoldu Bobo zaten hiç yoktu ancak maçı kendi yarı alanımızda kabul ettiğimiz bi maçta onlarada fazla bişey diyemiyoruz.

Maçtan önce fark bekleyen, elalemin şeyiyle gerdeğe girmeyi alışkanlık haline getirmiş leş kargalarına fırsat vermediğin için teşekkürler Beşiktaş'ım.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Polis Kameraları Ne İşe Yarıyor ?

Maçın devre arasında Eski Açıkta çıkan olayları herkes Tv'den ya da stadın belirli yerlerinden görmüştür ama olayların tam ortasında bulunan biri olarak dikkatimi çeken bazı detayları paylaşmak istiyorum. İlk yarının bitmesi ile beraber skorboard'un hemen arkasındaki duvarın oraya bikaç Fenerli çıkmış ellerine ne gelirse atıyorlar bizim tarafa doğru, sonra bizim taraftan da yüklenmeler başlıyor onlara karşı ve araya hemen polis giriyor ve üzerlerine şişe, koltuk ve çakmak gibi maddeler yağan taraftarları süpürüyor atanları durdurmak yerine ! Oysa ki Fenerbahçelilerin olduğu tarafta 3-5 kişi atıyor herşeyi onları durduran kimse olmadığı için ellerini kollarını sallaya sallaya yanıbaşımıza kadar gelebiliyorlar, bizi durdurmaya çalışan Emniyet Amirine 'onları neden durdurmuyorsunuz' diye sorduğumda 'tamam siz çekilin onlar dururlar' cevabını alıyorum ama bu sırada üzerimize yabancı maddeler yağmaya devam ediyor, biri az daha konuştuğum amirin başına değiyordu (keşke kafasına gelseydi de feleği bi şaşsaydı) Esas değinmek istediğim konu ise polis kameraları. Bizim tarafta o kadar çok polis kamerası var ki sanırsın maç değil Oscar'da Kırmızı Halı töreni yapılıyor. Fener tarafında ise bi tane göstermelik kamera var o da nereyi çekiyor meçhul. Bu tip tutarsızlıklar hemen her maç yaşanıyor ve değişen hiçbişey olmuyor malesef. Başımızda ki başkan bozuntusu bizi kimlik kontrolü ile stada alacağına biraz şu işlerle ilgilense hiçte fena olmayacak.

Pişmanım

Tümer Fenerbahçe'ye gittikten sonra sarı lacivertli forma ile İnönü'ye ilk çıktığında yüzünden belliydi ne kadar pişman olduğu. 2 gün önce M.Topuz'da da aynısını gördüm ben. Maç içerisinde ki hal ve tavırlarından da açıkça belli oluyordu pişmanlığı. Sırf bizim şampiyonluğumuz gölgelensin diye alınan bi mal olduğunu o da anlamış demekki. Bundan sonra adımlarını daha bi düşünerek atar umarım.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Sanma ki Susacağız

Temizlik tam gaz devam ediyor. Küfür ettikleri gerekçesiyle 36 taraftara 1 yıl stadlardan men cezası geldi. Ceza alanlar arasında Alen'de var. Bu cezalar ilerleyen haftalarda 'yeter' diyeceklere bir gözdağı niteliğinde tabi ki. Şeref tribününde onca adamın ortasında taraftarına küfreden bir başkanın bu yıldırma hareketlerine teslim olacak değiliz biz. Fenerbahçe maçında da var gücümüz ile bağıracağız. Gelde sustur bizi başkan susturabiliyorsan !

Benim en çok zoruma gidende asıl görevi memlekette huzuru sağlamak olan Emniyet'in bu oyuna ortak olması. Küfür eden taraftarlar bu cezayı alıyorsa kadın çocuk ayırmaksızın taraftar dövenler ne olacak ? Küfürü tespit eden kameralar onları neden tespit etmiyor ya da edemiyor ? Bir alt postta dediğim gibi siz önce gidin faili meçhullerle uğraşın sonra sıra bize de gelir.

Zamanında biz Demirören'i istifaya davet ederken bizi susturan arkadaşlar mutlumusunuz şimdi ??

8 Kasım 2009 Pazar

Mr. Muscle ve Müdür

Temizliğe devam ediyor bizim büyük (!) başkan. Bu boş deplasman tribünleri de bu temizliğin bi parçası. Önce kendisini temizlemesi gerektiğini anlayana kadar deplasmanlar böyle geçecek malesef. Utanmasa İnönü'ye bile almayacak bizi artık. Ne koltuk sevdasıymış arkadaş.

Ben bu yazıyı yazdım diye şimdi İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın benim peşime falan düşmesin. Memlekette herşey sütliman asayiş her daim berkemal ya sayın emniyet müdürü işi gücü bıraktı bizim peşimize düştü. Neymiş başkana küfür etmişiz. E oda bize ediyo, adam tutup bize saldırtıyor, önce onu yakalasana müdüüüüür ! Küfürü hoşgörmüyorum tabi ki ama adam gibi istifa et diyince anlamıyor adam, bizde onun sevdiği tarzda tepki veriyoruz (göreve küfürle geldi) Sen önce faili meçhulleri bi çöz, esas suçluları bi yakala sonra sıra bize de gelir. Baktın olmuyo Osmaniye'ye bi telefon aç ordaki iyi bilir bu işleri az uğraşmadı bizle sonuçta.


Resim için ''Rakamla 10'' bloga teşekkürler. İzinsiz aldım kusura bakmasın :)

Sayın Kongre Üyeleri

''DEMİRÖREN SANDIKTAN ÇIKMASIN, VİRÜS DAHA FAZLA YAYILMASIN''

7 Kasım 2009 Cumartesi

Trabzonspor 0 - 2 Beşiktaş

Kaleyi bulan ilk şutunu 48. dakikada atan ve bu şutta golü bulan takımımızın böylesine zorlu bi deplasmandan 3 puanla dönüyor olması çok sevindirici. Oynadığımız defansif futbol çok eleştiriliyor ama eldeki mevcut kadro ile ancak böyle bi oyun oynanırdı bence. İlerde kullanacak fazla adamımız olmadığına göre yapılacak şey belliydi; geri çekilip beton gibi sapasağlam olan savunmamıza güvenip sürpriz gol(ler) bulmak. Herşeyden önce Hakan'a değinmek lazım aslında, en az 5 tane %100 lük golü önledi bugün kurtarışlarıyla. Bu 3 puanda Hakan'ın payı çok büyüktür, hakkını teslim etmek lazım helal olsun. Maça nasıl başlıyorsa öyle gidiyor Hakan, maçın başlarında Umut'un kafa vuruşunu ve uzaktan şutunu çıkarması motivasyonunu yükseltti ve bu sayede müthiş bi maç çıkardı. Üst üste bi kaç maç böyle oynarsa özgüvenini tekrar geri kazanır ama Rüştü efendi kafasına eserse sakatlıktan çıkar (!) ve kaleyi alır tekrar.

İsmail'in savunması kötü diyor çoğu kişi ancak bugün çok iyi savunma yaptı bana göre, üstelik önünde kimse yoktu Ernst'in yardımlarını saymazsak. Gittikçe yükselen bir grafiği var, Ferrari ve Sivok'tan biraz daha bişeyler öğrenirse dört dörtlük bi bek olur. Üzülmez'i yedek kulübesinde görmek ne de güzel oluyor be. İlk yarıda çok etkisiz görünen Nobre ve Tabata'ya ise fazla bişey diyemeyiz çünkü ilerde çok yanlız kaldılar. Onlara bişey diyemeyiz ama sonradan oyuna giren Bobo'ya bişeyler diyebiliriz. 80. dakikada bitebilirdi bu maç ama sağolsun ruhsuz Bobo zor olanı yaptı ve bomboş kale dururken topu kaleciye nişanladı, aklının Beşiktaş'ta olmadığını çok belli ediyor. Biran önce gitsin nereye gidecekse bizde rahatlayalım böylece. Forvette İlhan Mansız'ı Pascal Nouma'yı görmüş adamlarız biz Bobo gibi ruhsuzlar bünyede şişkinlik yaratıyor. Ruhsuzgillerden Uğur İnceman'a da değinmek lazım. Aslında ruhsuz değil bizzat kendisi ruh adamın. Altyapıda ondan çok daha iyi oyuncular var yazık oluyor çocuklara.

Trabzonspor içinde bi kaç şey söylemek lazım. Geçen sezon Ersun Yanal'ı istifa ettirdiklerinde bitirmişlerdi aslında bu sezonu da. Tam emeklerinin karşılığını almaya başlayacakken yedi bitirdiler adamı. Bu sezona Ersun Yanal ile girselerdi çok daha iyi durumlarda olurlardı bence. Ersun Yanal giderken onun başını yiyenler olarak Umut-Gökhan ikilisini idam sehpasına yatırmıştık ama yanılmamışız. Yazık bu Trabzon defansına yazık bu Trabzon orta sahasına, adamlar herşeyi yapıyorlar ancak ilerdeki iki etkisiz eleman bütün emeği heba ediyor. Trabzonspor taraftarına da çok şaşırdım, yönetimi istifaya davet ediyorlar ya ondan. Kardeşim yönetim daha ne yapsın, eldeki imkanlara göre iyi bi kadro kurdular bence Umut odunu bomboş pozisyonda golü atamıyorsa yönetim ne yapsın, Gökhan ayağına gelen bi topa bile hareketlenmiyorsa suçu yönetimde aramayacaksın. Formda bi Fatih Tekke olsa şu takımda olacakları düşünmek bile istemiyorum. Trabzonspor'un reçetesini de yazdığımıza göre yazımızı bitirmenin zamanı gelmiştir.

5 Kasım 2009 Perşembe

Sinan Bolat

Standart Liege'in maçlarını 90 dakika takip etme şansımız olmadığı için maç özetleriyle yetiniyoruz ancak o kısacık özetler bile Sinan Bolat'ın ne kadar iyi bi kaleci olduğunu gösteriyor bize. 21 yaşında ancak hiçte acemi durmuyor kalede. Yaşadığımız kaleci sorunu malum. E yabancı kontenjanından dolayı kaleyi bi yabancıya emanet etme gibi bi lüksümüz de yok. Gordon, Zapo, Delgado döndüğünde 11 yabancıya ulaşacağız ! Hani bu hengamede ne kadar kafa yorulur bu konuya bilmiyorum ama kimse kapmadan gidip almak lazım bu çocuğu. Bu performansı sürerse yakında milli takımın kalesini de rahatlıkla devralır.

Almak lazım diyorum ama bir yandan da kendisi için gelmemesini istiyorum çünkü yiyeceği ilk hatalı golde adamı günah keçisi ilan edeceğiz yuhalayacağız. Kalecilere sabır gösterme konusunda hiç iyi değiliz. Defans hattını Baki-Zan-Diatta-M.Sedef-Gordon gibi adamlardan kurup kaleciyi suçlamışlığımız yok değil hani. Ulan bu defans hattının arkasında kalede Buffon-Cech-Casillas üçlüsü güçlerini birleştirse yine bişey yapamaz.

Rüştü sezon sonunda ayrılacağım falan demiş sanırım, zaten taraftar tepkilerinden sonra kalması sürpriz olur. Hakan ise artık kafa olarak bitmiş durumda, bu saatten sonra ondan bize yar olmaz. Büyük bir kaleci sorunu bizi bekliyor dostlar. Az derdimiz var ya bunu da ben hatırlatiyim dedim !

4 Kasım 2009 Çarşamba

Yılmaaaaz Bu Ne ?

-Rezil kere rezil bi insandır ağam.

-Ne olmuş ki bu adam bu kadar sinirlenmiş ?

-Göreve geldiğinden beri yönettiği takımını başarıdan başarıya koşturmasına rağmen (!), aldığı her futbolcudan milyon dolarlar kar etmesine rağmen (!), yaptığı büyük büsbüyük işlere rağmen kendisini istifaya davet eden taraftarlarına isyan ediyor kendisi.

-Etrafında ona acıyan gözlerle bakanlar kim peki ?

-Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, Federasyon yöneticisi Lütfi Arıboğan, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Beşiktaş'ın eski yöneticilerinden işadamı İhsan Kalkavan ve Azeri milyarder Mübariz Mansimov.

-Bu kadar önemli adamların yanında böyle hareket etmekte neyin nesi Yılmaz, ne yapmak lazım bunu ?

-Ocak ayında seçim var ağam, bir güzel sandığa gömmek lazım ama pek ihtimal dahilinde görünmüyor bu.

-Neden ?

-Başkanın paralı KÖPEKLERİ var ağam, bana oy vereceksiniz dedin mi verirler hiç durmazlar. Takım batmış bitmiş onların pek umurlarında değildir onlar kendi çıkarlarına bakarlar.



Şu görüntünün anlattıkları aslında daha fazla ama bu kadarını yazalım yeter bize. Sen değilmiydin küfürle gelen sayın başkan. Bak işte o kullandığın pis silah gün gelir seni de vurur. (Silahı kullanan yani küfür eden taraftarlara ise hiç girmiyeceğim, siz değilmiydiniz yıllarca bu adamın yaptıklarına karşı sessiz kalan, şimdi küfür ederek kendinizi de rezil ediyorsunuz)

Kuyunun dibindeyiz an itibariyle, ya Ocak'ta adam gibi bi yönetim gelir herşeyi temizler ya da bu insan müsfettesi tekrar gelir ve herşey olduğu gibi devam eder.

Yeteeerrrr !!


İnsanda biraz utanma biraz arlanma olur be, daha ne olmalı senin istifa etmen için bilmiyorum ki. Küme falan mı düşmeliyiz gitmen için. O kadar yüzsünsün ki istifaya çağrılırken bile aklından ''nasıl etsem de Ocak'ta tekrar başkan seçilsem'' düşünceleri geçiyor biliyoruz bunu. Bu saatten sonra top artık kongre üyelerinde. Bu adama (buradaki adam lafın gelişidir) oy veren BEŞİKTAŞLI DEĞİLDİR SATILMIŞ KÖPEKTİR !! Bu kadar açık ve net.
Gülüşe bak allasen ya, Allah bi daha yüzünü güldürmez inşallah ne diyim ki ben sana daha...

Sen Önce Kendine Bak !

Sanki kendisi görevini tam yapmışta bi de utanmadan taraftara sallıyor Mustafa Denizli. Evet bugün çok iyi bi taraftar performansı sergileyemedik ancak taraftara gelene kadar neler var neler sayın hocam. Taraftarın yönetim aleyhine yaptığı tezahüratlar takımı etkiliyormuş ! Bak sen şu işe yahu, sanki takım takır takır top oynuyorda taraftar engel oluyor kaldı ki yönetim aleyhine tezahüratlar 2. golden sonra başladı. Yönetim-hoca-futbolcu bir oldunuz herşeyin içine ettiniz şimdi suçu başka yerde değil kendinizde arayın lütfen. Şikayet ettiğiniz bu taraftar ile nice başarılar yakalandı...

Ernst'in Bağırsağı

Şampiyonlar Liginde tur kovalayan bir takımın var ile yok arasında ki durumu bir futbolcunun bağırsağına göre değişebilir mi ? Eğer takımın adı Beşiktaş ise evet ! Tek bir adamı çıkarınca sistem çöküyor işte bizde. Hoş bir sistem var mı yok mu o da belli değil ama varolan da çöküyor işte böyle. Tembel oyuncularımız -Sivok ve Ferrari hariç- alışmışlar her topa Ernst'in koşmasına alışmışlar her açığı onun kapamasına. Birden sudan çıkmış balığa döndüler haliyle. Bugün sahada ne yaptığının farkında olmayan bi takım vardı. Denizli sadece 11'i kurmuş sahaya sürmüş, kim nerde oynuyor kim ne görev yapıyor belli değil. Topu alan 'ben şimdi ne yapacağım' bakışı atıyor önce bi, sonra da kaybediyor haliyle. Bu takımla üst tura çıksak ne olacaktı ki sanki. 3.lük bile Kaf Dağının ardında artık. Geçmişler ola...

31 Ekim 2009 Cumartesi

Beşiktaş 1 - 0 A.Gücü

Mucize galibiyetler devam ediyor çünkü maçları 8-9 kişi oynuyoruz maksimum !! Tello-Yusuf-Nihat-Nobre maç içerisinde zaman zaman hep beraber zaman zaman da nöbetleşe olarak sahadan kaybolup takımın ayarı ile oynuyorlar. Bugün maçın yıldızı tartışmasız İsmail'di. Maçı sakat sakat tamamladı ve sedye ile içeri götürüldü. İsmail'i canı yürekten kutluyorum çünkü Yusuf gibi bi meftanın arkasında oynayıpta böyle bi performans göstermek kolay iş değil. Her yazımda yazıyorum ama yine yazacağım; Yusuf yarım sezonluktu kullandık bitti daha ne diye zorluyoruz ki ? İsmail'in önünde adam gibi bi oyuncu oynarsa bu akşam ki İsmail'den daha iyi bi İsmail izleriz. Sol bekte iyi oyuncu bulmak zor, hele hele yerli bi oyuncu bulmak çok daha zor, biz bulmuşuz bari kıymetini bilelim. Umarım sakatlığı ciddi değildir Wolsfburg maçına yetişir diyeceğim ama Denizli şimdi gider o maçta Üzülmez'i oynatır ! Nihat ve Nobre yıllık toplam 5 Milyon Euro'nun üzerinde bi rakam alıyorlar, 5 Milyonluk adamlar 5 kuruşluk top oynamıyorlar, yazık... Tello'da da düzelme umudu yok gibi, yabancı kontenjanını açmak için Fink'i gönderene kadar Tello'yu gönderelim çok daha iyi olur. A.gücünde izlediğimiz eski oyuncumuz Aydın'ın Tello'dan ne eksiği var Allah'ını seven söylesin, ama önce sayın Mustafa Denizli söylesin lütfen.

Bu hücum hattı ile nereye kadar gideriz bilinmez ama iyi bi yere gidemeyeceğimiz kesin. Allah savunma hattımıza zeval vermesin diyip olayı noktalayalım.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Eskişehirspor 0 - 1 Beşiktaş

Bu kadar eksiğin üstüne birde sahada ruh gibi dolaşan en az 3-4 tane futbolcunuz varsa kazandığınız için Allah'a şükretmelisiniz. Tello bu sezon henüz iyi bi maç çıkaramadı, sanırım hala parasal konularla meşgul kendisi. Böyle giderse hangi yabancı gitsin anketinde kendine güzel bi yer edinecek. Bobo içinse her maç aynı şeyleri yazmaktan bıktım o yüzden bişey yazmayacağım. İsmail'in Üzülmez'i kesmesi için ne yapması gerekiyor çok merak ediyorum. Nobre isterse oyuna 90+5 te girsin yine boş kaleye bi gol kaçırır kalan kısa sürede. Nihat'ı ise sona bıraktım, hadi diyelim ki golü kendin atmak için yandaki boş adama vermedin, o son vuruş nedir yahu, dağlara taşlara mı atılır o top. Sonradan bi tane daha buldu o pozisyonun aynısından ama orda topu önüne bile alamadı. 4.5 Milyon Euro bonservis ve yıllık 3 Milyon Euro gibi anormal paralara malolan bi adamın bunları yapma lüksü yok kardeşim, a-ta-cak-sın bu kadar basit ve net ! Tabi bu oyuncuları yazarken Mustafa Denizli'yi de es geçmemek lazım. Sonuçta bu adamlara tahammül eden kendisi. Hele bi Batuhan döndüğünde oynatmasında görelim, Batuhan Nobre'yi alır Boboyla çarpar Nihat'ı da onlara ekleyip 90'a takar. Necip Uysal Uğur İnceman'dan daha kötü oynamaz heralde daha doğrusu istese de oynayamaz ! Ama Mustafa Denizli varken bu gençlerin forma bulması çok zor.

Ruhsuzlar mangasının ardından yüreklilere geçebiliriz. Öncelikle 3 önemli eksiğe rağmen çok iyi savunma yapan Toraman-Kaş-Fink üçlüsüne değinmek lazım, canlarını dişlerine takarak oynadılar. Kaş'ı beğenmeyenler yine çıkacaktır ama bana göre son zamanlarda iyi maçlar çıkarıyor, bekte yaşadığı sorunlar stoper olarak yetiştiği için oluyor, bugün esas yerinde oynadı ve gayette güzel oynadı. Fink'in iki üç maç üstüste oynadığını pek göremedik umarım bundan sonra görürüz. Toraman'ın sakatlıktan döndükten sonra 2. maçı bu, sakatlanma pahasına birçok topa girdi, tekmeye kafa sokan adam rolünü yine iyi oynadı. Golü söke söke atan daha atmadan sevinmeye başlayan Ekrem'i de unutmamak lazım. Neydi o gol sevinci be valla bi ara atmayacak sandım, neyseki golü atıp sevinmeye öyle devam etti. Tabata'da oynadığı zaman bişeyler yapmaya çalışıyor ancak etrafında ona ayak uyduracak adam yok.

İlerisi için umut vermeyen galibiyetler pekte fazla mutlu etmiyor insanı ancak iki önemli rakibimizin birbiri ile oynayacağı haftada 3 puanı almak önemli. İnönü'de 1-0 yenildiğimiz Kayserispor maçının ardından oynadığımız 5 maçta 3 gol yedik 2'si CSKA'dan biri de Kasımpaşa'dan penaltıdan. Savunma olarak iyi yoldayız diyebiliriz ancak ileri uçta işler kötü. Devre arasında o bölgeye bi operasyon şart. Nobre'yi Nihat'ı altyapıya gönderip top boş kaleye nasıl atılır bunu öğreterek başlayabiliriz mesela !

22 Ekim 2009 Perşembe

Bu da Sana Kapak Olsun !

Türkiye'de futboldan anlamadan yorum yapanların sayısı hiçte az değil ama bunların içinde her boku bilirim ben havası ile ahkam kesen Mehmet Demirkol'un yeri ayrıdır bu çokbilmişler tayfasında. Şimdi gidip ''eee sevgili Mehmet Demirkol, hala Ferrari konusunda dediklerinde iddialımısın'' deseniz hiç utanmadan arlanmadan ''evet bence Ferrari sıradan bir defans oyuncusu 5 Ferrari 1 Gökhan Zan etmez'' der. Ferrari'nin İtalya'da oynadığı 5-6 maçı dahi izlemeden peşinen karar vermemek lazımmış demek ki. Değil mi sayın Demirkol !!

Wolfsburg 0 - 0 Beşiktaş

Defansif anlamda doğru işler yapıldığı zaman, doğru adamlar alınıp doğru 11'ler sahaya sürüldüğü zaman neler olabileceğini dün hepberaber gördük. Tello ve Bobo uykudan uyansalardı ve kendilerini maça verselerdi 1 değil 3 puanla dönerdik 'Kurtlar Kalesi'nden. Demek ki neymiş her maç gelene geçene 3er 5 er sallayan Wolsfburg bile kendi evinde durdurulabilirmiş. Aslında İnönü'de ki Man.Utd. ve Moskova'da CSKA maçlarında da bu oyunu oynamıştık ancak yenilen talihsiz goller işi bozmuştu. Holosko olmadığı zamanlar aradığım bir adamdır ama dün daha bi arandı, Wolsfburg'un çok adamla saldırdığı anlarda çok işe yarardı şüphesiz. Tello'nun bişey yapamayacağı ilk 15-20 dk.da belli oldu ama hoca ısrarla sahada tuttu onu, halbuki onun yerine bi Tabata veya S.Özkan oynasa daha iyi olurdu. Fink'i çoğu kişi beğenmedi ama oynadıkça form tutar böyle oyuncular, bi maç oynar 3 maç oynamazsa böyle olur işte. Bunların dışında sahada doğru işler yapan bi takım vardı.

2 hafta sonra İnönü'de tekrar kozlarımızı paylaşacağız. Grafite yok, onun yerine Martins mi oynar yoksa Dzeko tek forvet olarak mı çıkar bunu bilemeyiz ama bu sefer onların forvet hattını değil bizim forvet hattımızı tartışmalıyız. Kendi sahamız dahi olsa bu hücum hattı ile Wolsfburg'a karşı baskı kurma şansımız çok az. Umarım o maça kadar Batuhan hazır hale gelir ve oynatılır.

Maç boyunca biran olsun susmayan, Almanya'yı deplasman olmaktan çıkaran gurbetçi kardeşlerimize ve burdan gidenlere de koca bi helal olsun demek lazım takımı çok iyi desteklediler. Bu arada sözümona tribünleri temizlemeye başlayan sayın başkanımız maça hiçbir tribün liderini götürmemiş. E heralde götürmez, Ocak'ta oy verecek kongre üyelerine yer açmak lazım değil mi uçakta !

20 Ekim 2009 Salı

BJKBLOGLAR.COM

Blog aleminin sayılı Beşiktaş'lı bloglarından haberdar olmak artık daha kolay. Bir fikir-düşünce eyleme dönüştü ve Bjkbloglar.com yayın hayatına başladı.

Haydi o zaman Omuz Omuza...
Katılmak için info@bjkbloglar.com'a mail atmanız yeterli.
Tabi ki esas koşul Beşiktaş ile ilgili bir içeriğe sahip olmaktır.
---------------------------------------------------------------------------
Emeği geçen bütün arkadaşların eline emeğine sağlık. Güzel bir iş başarmışlar. Hepimize hayırlı uğurlu olsun.

18 Ekim 2009 Pazar

Beşiktaş 2 - 1 Kasımpaşa

15 Haziran 2008 - 17 Ekim 2009. Neredeyse 500 gün geçmiş be, en son 3-2 kazandığımız Çek Cumhuriyeti maçında gol atmıştı Nihat, hele şükür sonunda şanssızlığını kırdı ve golle buluştu. Üzerindeki bu gol baskısını da attığına göre bundan sonra daha farklı bi Nihat izletir diye umuyorum. Bobo'nun 100. lig maçında gol atmasıda onun adına sevindirici bi gelişmeydi. Golün dışında sahada hayalet gibi dolaştı o da ayrı bi konu tabi ki. Nereye gitmek istiyorsa gitsin artık lütfen, bıktım bedenen burda olup akıl olarak başka yerlerde olmasından. Bu iki suskun golcünün gol atması başlangıç açısından güzeldi ancak maçın sonu hiçte istediğimiz gibi bitmedi. Bu sezon en çok forma giyen 3 oyuncumuz çok önemli bi deplasmanda takımdaki yerlerini alamayacaklar malesef. Ernst'in sarısında formasını adeta yırtarcasına çeken adama kart vermeyen hakemin Ernst'e kartı hiç tereddütsüz çıkarması kendisinin maçı ne niyette yönettiğinin göstergesidir. Hani fırsatını bulsa ne penaltılar çalardı kimbilir, nitekim Ferrari'nin pozisyonunda bunu gördük. Penaltı %100 yanlıştır ancak orda o penaltıyı çalıyorsan kırmızıyı da çıkaracaksın tabiki. Sivok'un kartı ise doğruydu bana göre. Bu cesur (!) hakemlerimizi Sami Yen ve Kadıköy'de de görmek isteriz doğrusu.

Tribünlerin bu maçta nasıl bir tavır takınacağını çok merak ediyordum. Forza'nın kapanışının ardından iyice umudumu kesmiştim aslında ama beni çok şaşırtan bi tribün gördüm bugün. Gollerden sonra gelen istifa tezahüratlarına tüm stadın eşlik etmesi beni ziyadesi ile sevindirdi. Geçen maçta olduğu gibi kavga dövüş görüntüleri de yaşanmadı çok şükür. Seçimlere kadar her iç saha maçında bu şekilde devam ederiz inşallah. Demirören silahlı kuvvetlerini göremedik bu maçta, neredeydiler acaba !! Demirören'in kendisini de göremedik tabiki. Temizliğe falan gitmiştir heralde...

Mustafa Denizli'nin bize kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini listele deseler kaybettirdiklerinin başına direk İSMAİL KÖYBAŞI yazarım. Hem papatya falı gibi bir maç oynatıyor diğer maç 18'e almıyor hem de önünde Yusuf'u oynatarak çocuğu solda yanlız bırakıyor. Yusuf'un sadece yarım sezonluk pili olduğunu ve bununda bitmiş olduğunu defalarca gördük ama hoca görmemekte direniyor. Böyle giderse bir yıldız adayını daha yıldız olamadan geldiği yere geri göndereceğiz. Toraman ve Ekrem'i birarada görünce heralde Toraman sağ bekte oynuyor dedim ama maç boyunca Ekrem sağ bekte oynadı Toraman ise Ernst'in yancısı oldu. Mustafa Denizli yakında Ernst'in yanında Batuhan'ı falan oynatırsa şaşırmam, sırayla herkesi deniyor adam orda. En son Tabata ve Ekrem'i denemişti, neyse ki Toraman onlara göre daha bi iyi oldu. Evet herkesi deniyor ancak oraya en çok yakışan adam garibim Fink mecbur kalınmadıkça tercih edilmiyor nedense. Hele hele o dururken Uğur'u almıyor mu oyuna işte ona hiç anlam veremiyorum. Uğur'a vereceğimiz paranın milyonda biri ile bi odun alsaydık ve oraya dikseydik heralde top ona çarpar yine gol olurdu ama trilyonları cebe indiren Uğur atamadı işte ! Aynı şey Serdar Özkan için de geçerli tabiki. O pası gole çeviremeyen adam gitsin kumdan kale yapsın, tabi yapabilirse. Yazıklar olsun ! Rüştü'ye Allah sağlık sıhat verse ve 80 yaşına kadar kalecilik yapsa yine top oyuna nasıl sokulur öğrenemez heralde ! Kendisine verilen bütün geri pasları taça yolladı, helel olsun büyük başarı !Tabata kendisi için ödenen bonservis parası unutuldukça daha da iyi oynayacak sanırım çünkü ne kadar konuşulursa o kadar baskı oluşturuyor adamın üstünde. 2 golünde asistini yaptı bugün, Bobo'nun golünde ki asisti ise şapka çıkarılacak cinstendi. Umarım golleri ve asistleri artarak devam eder.

Haftaya en güvendiğimiz 3 oyuncudan yoksun gideceğiz Eskişehir'e ancak o maçtan önce düşünmemiz gereken bi Wolsfburg maçı var çok önemli olan. Eskişehir'de sanırım Erhan-Kaş-Toraman-Üzülmez (İsmail bu maç 11'de çıktı diğer maç 18'e bile giremez !) defansı ile çıkarız. Allah korusun savunmada bi oyuncu sakatlansa girecek bi yedek bile yok, sadece Rıdvan var. İşimiz zor olacak.

Bu arada Kasımpaşa'da iki oyuncu var biri Ernst'in diğeri de Delgado'nun formasını giyip sahaya çıksa kimse farketmez. Ne zaman ki maç başlar o zaman anlarız kel olanın Ernst olmadığını çünkü onun kadar iyi oynayamaz, diğeri ise Delgado'dan iyi oynar hemen anlarız ! Bahsettiğim oyuncular Keller ve Moritz. Özellikle de Moritz resmen Delgado'nun kopyası. (Güzel penaltı attı çocuk)

15 Ekim 2009 Perşembe

Hele Şükür

Sonunda Demirören'in karşısına çıkan bi başkan adayı gördüm ya kimmiş neymiş hiç önemli değil. Murat Aksu başkanlık için doğru isimmidir değilmidir bunun tartışmasını yapmak beyhudedir şuan. Bu adaylık açıklaması Hikmet Çetin'in aday olmaktan vazgeçtiğini gösteriyor bize. Çünkü Murat Aksu onursal başkanımız Süleyman Seba'nın isteği üzerine ertelemişti başkan adaylığı açıklamasını. Hikmet Çetin'in aday olması halinde onun listesinde olmak şartı ile başkan adaylığını askıya almıştı Murat Aksu. Demek ki Hikmet Çetin ikna edilemedi. Umarım alanında uzman kişilerden oluşan bi yönetim kurar Murat Aksu. Parayı bastıran değil, görevini layıkiyle yapacak olanlar girsin yönetime. Efsane Başkan Süleyman Seba'nın da desteğini alırsa büyük güç kazanır Murat Aksu. Hayırlı Uğurlu olsun, inşallah devamı da güzel şekilde devam eder bu adaylığın ve Ocak'ta Demirören'den kurtuluruz.

Nevzat Demir

3 gün arayla önce babasını daha sonra da annesini kaybetti sayın Nevzat Demir. Hem hemşehrim olması dolayısıyla hemde iyi bir Beşiktaşlı olması dolayısıyla sevdiğim bi insandır Nevzat Demir. Allah sabırlar versin kendisine, merhum anne ve babasının mekanı cennet olur inşallah...

Dön Baba Dönelim

''2 kupayı unutma vefasızlık yapma'' pankartından daha büyük bi utanç yaşanamaz diyordum ama bugün itibariyle bu düşüncemden DÖNÜYORUM !!

Peki Seni Kim Temizleyecek ?

Temizlikten bahseden bu zatın her türlü pisliği başımıza saran adam olması düştüğümüz halin vehametini kat be kat artırıyor. Parayla adam tutup pankart açtıran, ne idüğü belirsiz sokak serserilerini kendi taraftarının üstüne salmaktan bir nebze olsun çekinmeyen bir adamdan da bu beklenirdi zaten. Ulan cenabet herif önce sen bi temizlende kendine gel, biz temizliği de herşeyi de senden iyi biliriz. Senin çekip gitmenden daha büyük bi temizlik olamaz bize.

4 Ekim 2009 Pazar

Fiyatınız Ne ?

Bu pankartı yaptıranlar, tutup tribüne sokanlar, açıp başkanın yaltakçılığını yapanlar, kim 'istifa' diye bağırmak istese üstüne çullanan yalandan takım için tezahürat yapıp her kavgada başrolü oynayanlar, para aşkı Beşiktaş aşkının önüne geçen tüm SATILMIŞLAR !!

Fiyatınız ne ??

Kaça satıyorsunuz siyah beyaz aşkınızı ??

Siz Beşiktaşlıysanız ben değilim ulan !!

Bomboş kaleye gol atamayan bi adama yılda 2.1 Milyon Euro veren bi yönetimin neyinden memnunsunuz anlamıyorum ki. 6 yılın bilançosunu alınan 2 kupa nasıl örtüyor ? Kaybolan değerlerimiz, yokolup giden herşey bu kadar kolay mı unutuluyor ?

Basiretsizliği, beceriksizliği yüzüne vurulurken pişkin pişkin sırıtan sevgili başkanımız gitmemekte kararlı anlaşılan, hem niye gitsin ki 2 kupa aldırmış adam ! Bizde çok vefasızız yahu !

30 Eylül 2009 Çarşamba

İsteksiz İlişkiden Sakat Çocuk Doğarmış

Adam o kadar dedi 'beni rahat bırakın, Çeşme'de tatil yapmak istiyorum, artık takım çalıştırmayacağım' diye. İstemeye istemeye devam etti görevine. Şuan ne çekiyorsak bundan çekiyoruz. Geçen seneki heyecanı yok hocanın, aklının başka yerde olduğu o kadar belli ki. Aslında bakarsanız hocanın devam etmesini bende çok istiyordum ama bu kadar soğumuş olabileceğine ihtimal vermezdim doğrusu. Adam baktı ki bırakmıyoruz peşini 'bari ben kendimi kovdurayım' dedi heralde.

Hakan bu sezon görev aldığı hangi maçta şansını kötü kullandı da sürekli kesik yiyor ? Rüştü hemen her maç hatalı gol yemesine rağmen nasıl hala 11'e yazılabiliyor. Rüştü THE END hocam ! anla artık şunu. İbrahim Kaş Erhan Güven'den ya da Rıdvan'dan çok mu iyi acaba ? İsmail her maç kadroya ilk yazacağım oyuncudur ama bi maç 11'de diğer maç tribünde ! Çocuk nasıl form tutsun nasıl iyi oynasın. Dilimizde tüy bitti hatta dilimiz koptu söyleye söyleye; bu takımın omurgası Sivok-Ferrari ve Ernst-Fink ikilileridir diye diye ama Fink kulübeden dışarı çıkamıyor. Nedir bu Ekrem Dağ'dan ön libero yaratma sevdaları. Ersnt'in yanına illa bi yerli oyuncu monte edeceksek (devre arasında Fink'i göndermek için) bu isim neden Uğur İnceman ya da Necip olmuyor. Tello oyun kurucu olarak oynayacaktı ise neden Tabata'yı aldık ? Tello'nun oynaması gereken sol açıkta (aslında Aydın Karabulut'un ! ) neden bi maç Bobo diğer maç Holosko oynuyor ? Holosko'dan sol açık olur mu Allah'ınızı severseniz ! Yazmaktan sıkılıyor insan valla, bu ve bunun gibi onlarca hata...

Bu hataları yapan adam kendini kovdurmak istiyordur başka bi açıklaması yok bunun. Gitmek istiyorsan ver istifanı git hocam, insanlarla dalga geçmene gerek yok.

27 Eylül 2009 Pazar

Görünen Köy...

Janitschar'ın blogunda rastladım bu resme, A Takımın A2 Takımı ile yaptığı hazırlık maçında. Janitschar A2 Takımının giydiği formalara dikkat çekmiş. Yazdıkları konusunda kendisine katılıyorum. Yaz boyunca 'düz beyaz forma' diye diye dilimizde tüy bitti ama önümüze sözde Kartal Pençesi olduğunu iddia ettikleri bi forma koydular. Şu beyaz formanın altına daya siyah şortu bak o zaman noluyor kapış kapış gider ama nerde bizim yöneticilerimizde o zeka !

20 Eylül 2009 Pazar

UEFA Akıllı Ol

Manchester Utd. maçında açılmak üzere hazırlanan onlarca pankartımızı 'üzerlerinde anarşinin simgesi var' gerekçesi ile toplatan UEFA'ya...

Mutlu Bayramlar

Küçükken hep büyüklerimiz söylerdi, artık büyüdüğümüze göre bizde söyleyebiliriz:

'Nerde o eski bayramlar be'

Yeteeeeeer Yıldırım Demirören Yeteeeeeer !!

Maçı kaybettik ancak sonlara doğru ağırlıkla yönetime yöneltilen 'istifa' sesleri yaşadığımız kayıpların bize kazandırdığı tek artıdır. Maçı konuşmanın fazla bi anlamı yok, o orda oynasaydı bu burda oynasaydı safasını çoktan geçtik biz, bunları tartışmak sadece zaman kaybıdır. Mustafa Denizli maçın ardından yaptığı açıklamalarda istifa sinyali versede ben bırakıp gideceğine pek ihtimal vermiyorum. Kadroda taktikte bu kadar oynamayıp doğruyu bulsa şimdi herşey çok daha farklı olurdu şüphesiz ancak tüm faturayı da ona çıkarmamak lazım.

Bir takım düşünün ki stoperinde oynayan ve aynı işi yapan iki oyuncusundan biri 800 Bin Euro alırken diğeri 2.5 Milyon Euro alıyor, tek yaptığı iş rakiple boğuşup top indirmek olan Nobre 2.2 Milyon Euro alırken Tello'nun 1 Milyon Euro'yu ancak primlerle kazanabilmesi hangi takım içi dengelere uyuyor Allah'ınızı severseniz. Gidip ancak eski parayla 8 Milyon edecek bir adam için olağan üstü paralar verirseniz o adam da bu paranın altında ezilir işte böyle. Bir maç 18'e bile giremeyen adam diğer maç kurtarıcı olarak sahaya sürülebiliyor. Bu örnekler uzar gider. Anlatmak istediğim şey takımda aklını fikrini herşeyini futbola verecek adam kalmayışıdır. Herkeste var bir sorun. Bu ortamda başarı nasıl gelir gelse de neye yarar ?

Seçime 3 aydan biraz fazla bi zaman var. Takımın ligde yeniden şahlanıp seri galibiyetler alması bile bizi zirveye ortak etmeye yetmeyecek gibi. Açık söyliyim bu süreçte kaybedeceğimiz hiçbir maça hiçbir puana zerre kadar üzülmeyeceğim. Eğer ki sonunda Yıldırım Demirören'den kurtulmak varsa varsın bir sezonu heba edelim. Sportif başarısızlık kongre süreçlerinde her zaman başkanların elini zayıflatır, lig gitti gibi elde sadece Şampiyonlar Ligi var, bir ihtimal orda bi başarı gelirse o zaman biraz olsun rahatlar belki başkan. Aday olmayı düşünen isimler yavaş yavaş ortaya çıkıyorlar, iyi bir ekip iyi bir planlama ile gelen olursa ortada ne Yıldırım Demirören kalır ne de borç yükü. Bunu gerçekleştirebilecek kapasitede ve donanımda insanları bünyesinde barındıran bi camiadır Beşiktaş camiası ancak Demirören öyle bir yapıştı ki kulübe kimse bir şey yapamıyor. Artık taraftar tepkisi de gelmeye başladığına göre yavaş yavaş bavulları toplamaya başlamalı bence kendisi.

19 Eylül 2009 Cumartesi

UEFA Haftanın Taraftarı: Beşiktaş Tribünleri

UEFA, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligini kapsayan haftanın en iyileri değerlendirmesinde en iyi taraftar olarak bizim tribünlerimizi seçti. Tribün performansı olarak %100'ü bulamadığımız bi maçta bile bu tip övgüye layık görülmek bizler için gurur verici. Wolfsburg ve CSKA Moskova maçlarının oynanacağı haftalarda da hiç diğer maçlara bakmasınlar direk bizi seçsinler yine boşuna yorulmasınlar. Aslında en güzelini Manchester United'ın kalecisi Ben Foster söylemiş:

'İkinci yarıda bir ara öyle bir gürültü vardı ki; kendi düşüncelerimi dahi duyamadım'

16 Eylül 2009 Çarşamba

Beşiktaş 0 - 1 Manchester Utd.

Beşiktaş seyircisi 3 gün arayla ikinci kez Mustafa Denizli işkencesine maruz kalıyor. Gaziantep ve Gençlerbirliği gibi büyük (!) takımlara karşı 2-3 ön libero ile çıkan takımın Galatasaray ve Manchester maçlarına sadece Ernst ile çıkmasının mantığını ne olur birisi bana açıklasın. Adam bigün sahada can verecek Allah korusun. Ben Ernst olsam isyan ederim bu duruma. Ekrem'de o bölgede oynuyor diyebilirsiniz ama topsuz oyunda Ernst'e hiç bir katkısı yok. Fink gibi bi adamı bu maçta oynatmayacaksak hangi maçta oynatacağız. Çok süper adam tam Şampiyonlar Ligi topçusu manasında söylemiyorum bunu, yaptığı baskı ve Ernst ile olan uyumuna göre söylüyorum. Bir haftadır herkes solda Üzülmez'in oynamasını istiyor, neymiş savunması iyiymiş, savunması batsın yerin dibine girsin. Bir kere bile top kapamadı Valencia'dan, bozduğu saçma sapan ofsaytlarda cabası. Allah Florentino Perez'den razı olsun, Ronaldo'yu Madrid'e götürmeseydi bu akşam sirke dönerdi bizim sol taraf. İsmail bu maçtan sonra formayı bir daha çıkarmamak üzere giymelidir. Sol taraf bu kadar felç olmuşken Denizli ne yaptı peki, gitti takımın o dakikaya kadar en iyi olan isimlerinden biri olan Serdar Özkan'ı çıkardı ve ölmüş Yusuf'u alarak maçı o dakikadan itibaren hediye etti. Yusuf'un pili yarım sezonluktu kullandık bitti daha ne diye zorluyoruz ki. Tabata bu futboluyla ancak eski parayla 8 Milyon eder, umarım Y.D. bunu görmüştür. Holosko Manchester'ın üzerimize fazla gelmemesinden dolayı istediği alanları bulamadı ancak yaşadığı düşüşten biran evvel çıkmalı çünkü ileri uçta zaten yeterince sorunumuz var.



Sorunları sıraladıktan sonra biraz da iyi olan şeylerden bahsetmek lazım, iyi şeyler derken tabiki öncelikle taraftarımızı kutlayarak başlamak lazım, kendi adıma bundan daha iyi bir performans bekliyordum ancak bu kadar kısır bi maçta taraftardan da çok şey beklememek lazım. Tribünleri havaya sokacak bi iki şut hareket falan olacak ki adam da bağırsın. Defansta Sivok-Ferrari müthiş bir maç çıkardılar bana göre, her topa ilk anda müdahale ettiler rakip oyunculara ikinci bir şans vermediler. Gol pozisyonunda Scholes'un orada bomboş durumda bulunması hanelerine yazılacak tek eksidir. İ.Kaş'ta Nani'ye şut şansı vermemeliydi o pozisyonda. Hakan'ın kendine güveni böyle böyle yerine gelecek. Saçma sapan adamların hatalarından dolayı çok çekti ama artık o da taraftarda biraz daha rahat.


Son 2 sezonun ŞL finalisti bir önceki sezonun ŞL şampiyonu bi takıma karşı Yusuf'a rağmen Üzülmez'e rağmen Denizli'ye rağmen iyi direndik. Bu futbol ilerisi için umut veriyor ancak inatlardan vazgeçip doğruları bulmak şartıyla. Son bir lafta 'hindici' Rooney'e, bizim buralarda bi laf vardır koçum 'keskin sirke küpüne zarar' diye, bi gazla çıktın ama sonra içine kaçtı sanırım o gaz, pek göremedik ortalarda seni. Oyundan alındıktan sonra ki sinirli hareketlerinde hiç sana yakışmadı, senin gibi bir şirin (!) domuz yavrusu böyle hareketler yapmamalı değil mi.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Çoban Değil Kuzu

Fenerbahçe Bursaspor maçının 24. dakikası, Fenerbahçe'nin hırçın (!) ismi Lugano rakibine girmiyor adeta hayatına kastedercesine dalıyor ve ne oluyorsa o andan sonra oluyor. Lugano kırmızı görmesin diye hakemin etrafını saran Fenerbahçeli oyuncular yılbaşında Taksim'de turist kızları taciz eden hanzolar gibi hakemin etrafındalar, çekiştiren mi ararsın formasından çeken mi ararsın ne ararsan var maşallah. Yaptığı hareketin kırmızılık olduğunu bilen Lugano ise sanki hareket ona yapılmışçasına feryat figan orada bitiyor hemen. Ama tüm bunların hiçbirine gerek yok çünkü bizim kuzu pardon çoban olayı sadece sarıyla geçiştirecek zaten, bunca itirazın hiçbirine gerek bile yok. Sarı kart çıkıyor ama Lugano hala itirazlarına devam ediyor, yahu kardeşim daha ne istiyorsun anlamıyorum ki Allah'tan belanı mı. Geçen sezon İ.Toraman'a hiç tereddüt etmeden ikinci sarıdan kırmızıyı çıkaran cesuryürek çoban o günden bugüne çobanlığı bırakıp kuzuluğa geçiş yapmış anlaşılan, yediği postalardan bunu açıkça anlıyoruz. İnönü'de 'alayınızı sikerim lan buraların kralı benim' havalarında dolaşan çoban iğne verilip uyutulan vahşi hayvanlar gibiydi bu pozisyonda. Ama pekte şaşırmamak lazım, ne de olsa biz alışkınız İnönü'de aslan kesilip başka stadlarda kediye dönenlere.

Bu arada umarım bigün Lugano Beşiktaş'ta oynar, işte o zaman görürüz bu hareketlerin bi tanesini bile yapabiliyor mu. Kart manyağı olur şerefsizim. Ülkeden kovarlar.

13 Eylül 2009 Pazar

Üşüyormusun Yanıyormusun ??

Aslında anlatmak istediğim resim tam olarak bu değil ama anlatmak istediğim duruma en yakın duran resim bu. Maç içerisinde bi ara ekrana Galatasaray'ın kadroda olmayan topçuları geldi ve içlerinde bizim camadamda vardı. Üstünde bi t-shirt ve boynunda atkıyla. Şimdi sevgili Gökhancım üşüyorsan o t-shirt ne yok yanıyosan o atkı ne ? Herşey bitti buna mı taktın ya da sanane adamın giydiğinden demeyin. Takıyorum ben böyle şeylere işte rahatsız bi adamım. Sırf şekil yapacam diye komik duruma düşmemek lazım bence...

Amacın Ne Hocam ?

Her derbi aynı terane; takımda düzgün işleyen neresi varsa onu boz kimsenin aklına gelmeyecek bir diziliş ve kadro ile sahaya çık sonra da yenil ! Geçen sezon Cisse-Ernst ikilisini bozardı dönen çarka çomak sokarcasına, bu sene ilk kurbanı Fink oldu. Sivok-Ferrari ve Ernst-Fink ikilileri bu takımın olmazsa olmazlarıdır, ilk 11 yazılırken ilk bu adamlar yazılmalıdır mevcut kadroyu ele aldığımızda. Ama yapmıyor işte illa ki ters köşe yapacak, tamam hocam sensin kralsın paşasın çok pis ters köşe yapıyorsun bizi hepimiz çok fena göt oluyoruz !! Allah'ını seversen yeter artık ama, yapma şunu. Aklın yolu neyse onu uygula, kimse senden daha fazlasını istemiyor. Futbolda yenmekte var yenilmekte ama böylesi daha çok koyuyor adama. Kendi elimizle maçı verdik resmen yazıklar olsun !


Rüştü için ise fazla bişey konuşmaya gerek yok, neredeyse 20 senedir 1. Ligde kalecilik yapan bi adama kalkıpta yan topta napılır, top nasıl tutulur bunu öğretecek halimiz yok...

Verdiğin Pozu S......

Bazen Darwin'e inanasım geliyor...

11 Eylül 2009 Cuma

Altyapı 0 - 30 Cankaybı

Bu tip olaylara herkes tepki veriyor ama forzabesiktas.com her zaman farkını ortaya koyuyor. Emeği geçen herkese kucak dolusu teşekkürler...

10 Eylül 2009 Perşembe

Bekleme Bizi Afrika !

Bekle bizi Afrika tarzında bi başlık atmayı isterdik elbette ama olmadı işte, evet henüz herşey bitmedi ama o onu yenecek bu bunu yenecek hesapları bizde pek tutmuyor. Gruplar çekilirken aynı gruba düştüğümüz takımları gören herkes İspanya'yı yenmekten bahsediyordu halbuki İspanya'yı bırakıp diğer takımları yenerek rahatlıkla hedefe ulaşabilirdik ama biz yine akılcı olanı değil uçuk olanı hedef seçtik tıpkı her sene Avrupa'da kupa alma hedefi ile yola çıkan 3 büyüklerimiz gibi. İçerde Belçika'yı dışarda Estonya'yı yenemiyorsan İspanya'yı yensen ne çare.

EURO 2008 her ne kadar masal gibi geçsede bizim gerçekleri görmemizi engelledi. Meleklerin yardımı ile alınan maçlar bize sorgulama yapma imkanı tanımadı. Oynadığımız topu sorgulayanlar ise 'İrlanda'lı oldu çıktı bizim gibi. Her zaman gazla maç alınmıyormuş demek ki bunu bir kez daha öğrenmiş olduk böylece. Bazı arkadaşların rüyandan uyanması için böyle bi tokat gerekliydi bize. Aslında 2004 ve 2006'ya gidemememiz bizim için önemli birer ders olmalıydı ama geçmişi bu kadar çabuk unutan bir millet olarak ders almak bizim için biraz zor oluyor her zamanki gibi. 2008'e gidememek İngiliz'leri ne hale soktu görüyoruz, artık bi 15 20 sene ne kadar turnuva varsa katılırlar ama biz yine ders almayız yine ders almayız. Temelde bu sorunu ne zaman çözeriz işte o zaman tamam oluruz.

Beşiktaş'lı oluşumuzdan dolayı çok başka taraflara çekilen bi konu ama şu Fatih Terim konusuna da bi el atmak lazım. Artık Fatih Terim Egosundan kurtulmalı milli takım. Evet hakem yanlış bi karar verdi ama bir anda hem kendini hemde oyuncularını gerip işi riske atmak büyük hataydı. Daha maçın 3'te biri tamamlanmadan mental olarak koptuk oyundan, bu gerginliği kendi kendimize yaratmamız akıl alacak iş değil. Skor ne olursa olsun son dakikaya kadar sakin olup gereken oyunu oynayabilseydik bir şekilde golü bulabilirdik ama olmadı beceremedik. Takım olarak çok formsuz bi günümüzde olmamızda büyük şanssızlık oldu. Çoğu oyuncumuz belki de hayatlarının en kötü topunu oynadılar başta G.Gönül olmak üzere. Bosna ise ihtiyacı olan skoru oynamadan oynatmadan aldı ve kenara çekildi. Dünya Kupasına gitmek falan güzel şey insanı heyecanlandırır ama bu kadar çirkefleştirmemeli. Kalecisinden seyircisine top toplayıcısından forvetine kadar pisliğe batmış durumdaydı bugün Bosnalılar. Play Off'ta ki gelirse gelsin umarım elenirler ve içlerinde patlar Dünya Kupası hayali. Onları bu kadar cesaretlendiren Portekizli hakeme de en içten selamlarımızı gönderelim yeri gelmişken. Eğer bu adam bu tip bi maçı yönetebiliyorsa bizim hakemlerimiz de rahatlıkla yönetirler. Bunların hiçbiri bahane değil tabi ki, sen öyle bir oynayacaksın ki hem hakemi hem de Bosnalıları çime gömeceksin.

Artık 2012'nin planlamasını yapmaya başlamak lazım. Ha bir de Afrika'da kimi destekleyeceğiz bunu düşünmek lazım. Arjantin her daim favorimizdir ancak onlar da bizden beter durumdalar neredeyse, İtalya'da pek ümit vermiyor şuan. İngiltere ve Brezilya gümbür gümbür gidiyor Afrika'ya. Bizim topçular Vuvuzela sesi duymayacaklar en azından bunun için sevinebilirler !

4 Eylül 2009 Cuma

Adalet Mi ? Yok Canım Ne Gerek Var

Fenerbahçe'nin sahasında adam sahaya atlıyor PFDK cezayı kesiyor:15.000 TL. Beşiktaş'ın sahasında adam atlıyor sahaya ve PFDK bu kez sanırım zam yapıyor ! 25.000. Ha ama pardon orda sahaya giren şirin (!) sempatik(!) Ramboydu dimi, o zaman fazla ceza vermemek lazım, böyle adamlara ihtiyaç var değil mi. Ankaraspor ve Eskişehirspor'a stadyuma biletsiz seyirci aldıkları için 15.000 TL ceza veriliyor peki Beşiktaş'a aynı nedenden dolayı kesilen ceza ne kadar: 20.000 TL. Bobo 2 sezon önce İBB maçında gördüğü kırmızı karttan sonra hakeme dokunduğu için 5 maç alıyor ama Emre Belözoğlu 3 maç alıyor.

Bir alt postta merakla bekliyorum demiştim gelecek cezayı, bu cezaya göre PFDK'nın ne kadar tutarlı ve adaletli olduğunu görecektik (aslında görünen köy kılavuz istemiyor ama) Görüldüğü gibi açıkça bir çifte standart uygulanıyor. Bu dün böyleydi bugün böyle yarın da böyle olacak. Hani değişir diye beklemiyorum ama biri de çıkıp bu nasıl iş kardeşim siz bizim hakkımızı yiyorsunuz demiyor ya ona isyan ediyorum ben. İş boş konuşmaya gelince en önde bayrak taşıyan çok sayın yöneticilerimiz neden bu konu hakkında çıkıp bir iki kelam etmiyorlar anlamak güç. Bu kadar boş konuşan adamlara çıkıp tepki ver demekte yanlış aslında. Hak ararken bir anda bizi haksız duruma düşürme olasılıkları kuvvetle muhtemel o yüzden konuşmasınlar daha iyi.

Adalet dağıtması gereken kurumlar terazinin ayarlarıyla oynamaya devam etsinler. Nasılsa bigün bi yerden çıkar bunların acısı.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Gerizekalı !!

Bundan sonra stadlara girişte IQ testi yapsınlar bence, böyle salaklardan da kurtulmuş oluruz belki. Stadda tel örgülerin kaltığından beri pek yaşanmadı böyle olaylar ancak arada çıkıyor işte naparsın.

3 hafta önce Fenerbahçe'nin meşhur 'Rambo' su da böyle atlamıştı ve PFDK 15 Bin ile cezalandırmıştı bu olayı. Bize ne ceza gelecek bekleyip göreceğiz.

Beşiktaş 0 - 0 Gaziantepspor

Aslında takımı iki ayrı bölümde değerlendirmek lazım. Birinci bölüm de savunmayı ikinci bölümde ise hücumu. Birinci bölüm insanın yüreğine su serpen cinsten ikincisi ise korku filmi gibi ! Ligin 4. haftası ve yediğimiz gol sayısı sadece 1 gol yemiyoruz ama atamıyoruz da. Eldeki hücum oyuncularına bir bakalım; Delgado, Bobo, Holosko, Nihat, Nobre, Tello, Yusuf. Bu 7 isme baktığımızda içlerinde bi tane bile sorunsuz isim göremiyoruz. Yarısı sakat yarısı formsuz sadece Tello için ayrı bi parantez açılabilir o kadar, Nobre dün yedek kaldı eğer oynasaydı belki bişeyler yapardı ancak genele baktığımız zaman onun da yetersiz olduğu ortada. Bu kadar sorunlu bi hücum hattıyla değil gol atmak pozisyon bulmak bile mucize oluyor işte. Nihat ve Holosko milli maçlar nedeniyle verilen arada işi gücü bıraksınlar milli takımlarından da izin istesinler ve oturup ''ofsayt nedir'' bunu öğrensinler. Bu kadar amatörce ofsayta düşülmez. Hele bir pozisyon var ki Nihat'ın resmen golümüzü yedi, S.Özkan geriden gelip temiz bi şekilde kaleci ile karşı karşıya kalacakken adamın önünden topu aldı ve pozisyonu zehir etti. Ya penaltı yaptırmak için kendini yere atmasına ne demeli. Nihat 8 yıl ayrı kalmakla Beşiktaş'ın değerlerini unutmuş sanırım, biz istemiyoruz öyle kendini yere atmayla gelen penaltıyı golü puanı ! Uzun süredir gol atamamanın verdiği bi baskı bi stres var bunu kabul ediyorum bir gol atsa herşey düzelecek bunu da biliyorum ama böyle giderse o golü de bulamayacak. Direkten dönen top gol olsaydı belki de herşey daha farklı olacaktı ama olmadı. Holosko için her zaman aynı yorumu yapıyoruz; ya maç kurtarıyor ya yokları oynuyor, normal oynadığı maç yok. Dün kendi gölgesine çalım atan bi Holosko vardı. Kapanan takımlara karşı pekte verimli olamadığı dün bir kez daha teyit edilmiş oldu.

Dünün esas büyük sürprizi ise Serdar Özkan'dı. Tek bir şey söyleyeceğim; böyle oyna canımızı ye ! Kendisini benden daha çok eleştiren olmaz yerden yere vurduğum da çok oldu hatta dün onu 11'de görünce maçı izleme isteğim bile kaçtı ancak sağolsun performansı ile beni utandırdı. Böyle oynasın ben utanmaya razıyım, eleştirdiğimiz hiçbişeyi yapmadı dün. Ne ayağında boş yere topu tuttu ne de rakibe hakeme karşı saçma sapan hareketlerde bulundu. Yerden ayağa hızlı oynayan bi Serdar'ın ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Umarım kendisi de farkındadır bunun. Maçın Ernst ve Ferrari ile beraber en iyi 3 oyuncusundan biriydi. Ernst ve Ferrari için ise uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Ne yazsak yetersiz kalır çünkü. Ferrari'yi Gökhan Zan'la karşılaştıranlar mukayese edenler için ADRES budur. Tuttuğu adama topu aldırmıyor ilk anda müdahaleyi yapıyor ikinci bir şans vermiyor. Bir maçla adam asanlara selamlarımla. Ernst'in neden oyundan alındığını anlayan varsa beri gelsin, zaten tribünler de gereken tepkiyi yapıştırdı anında. Ah bir de o füzesi girseydi herşey daha güzel olacaktı. Şampiyonlar Ligi için en güvendiğim iki isimdir şuan itibariyle Ernst ve Ferrari.

İ.Kaş formaya biraz erken kavuştu. Mustafa hocanın biri defansif diğeri ofansif bek kuralı nedeniyle forma şansı bulabildi. İ.Üzülmez oynasaydı (Allah korusun) Rıdvan'ı izlerdik büyük ihtimalle sağ bekte. Şimdilik pek hazır gözükmese de İspanya'da bişeyler öğrendiği ortada, hücumü biraz daha fazla düşünmeye başlamış. Yerinde giren Ekrem ise sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen hazır gözüktü direkte patlayan şutu girseydi harika olacaktı ama olmadı canı sağolsun. Tamamen hazır olduğunda kadroda muhakkak yer bulacaktır.

Bi maç yazısından daha çok oyuncu değerlendirme yazısı gibi oldu ama bu seferlikte böyle olsun. Şimdi önümüzde bi milli maç arası var bu arayı iyi değerlendirmek lazım. Hızını almış formda takımlar için bu aralar tam bir fren vazifesi görür ancak bizim gibi henüz şablonunu tam olarak oturtamamış takımlara ilaç gibi gelir. Dönüşte Galatasaray derbisi ve Manchester maçı var. 10,5 da geldi, sakatlardan bi kaç tanesi de takıma dönerse hazır hale geliriz ve beraberliklerle verdiğimiz startı galibiyetlerle devam ettiririz.

28 Ağustos 2009 Cuma

Görmeyin Duymayın Bilmeyin ! vol. 2

Bu konu hakkında ki ilk yazımızı 3 post aşağıda bulabilirsiniz. O yazıda uzun süren küfürlü tezahüratı sesi kısmadan milyonlara duyuran Lig Tv'den ve çifte standartlarından bahsetmiştik. Bu sefer görmeyen duymayan bilmeyen ise esas sorumlu olan merci olan Federasyon gözlemcisi. Şairler Parkı sağolsun konu hakkında yazmışta aklıma geldi bu konu yoksa ben cezanın açıklanacağı günü beklerdim saf saf. Küfürün bu kadarı serbest demek ki ! Ya da stadda gözlemcilik yapanlar tvden bile bangır bangır duyulan bu küfürleri duyamayacak kadar acizler. Bu akşam ki maçı dikkatli izlesin herkes, en ufak bi argo da küfür de nasıl mikrofonlar kısılıyor, gözlemciler hakemler neler rapor ediyor herkes iyice bi görsün. Bazıları da kafalarını kumda muhafaza etmeye devam etsinler !

Messi Benim İçin Bitmiştir Artık !!

Ah ulan Messi ne yaptın sen be koçum. Tamam biz kura çekimleri konusunda şanssızlığın kitabını yazmış piyasaya çıkarmış bi takımın taraftarlarıyız ama bu sefer şeytanın bacağını kırıyorduk be. İlk torbadan güçlü bir takım geleceği belliydi, Milan ve Sevilla diğer takımlara göre daha bi cazipti ancak sonuçta onlara çantada keklik muamelesi de yapmamak lazım. Manchester geçen seneki Manchester olsa tamam ama bu sene çok farklılar, hem en önemli silahlarından C.Ronaldo ve Tevez'i kaybetmeleri hemde Giggs ve Scholes gibi yıldızları artık iyice sona yaklaştılar. Pek çok bölgede yeni oluşumlar içinde olmaları bizim için avantaj olabilir. Ama her ne olursa olsun grubun tartışmasız favorisi onlar. 2. torbadan gelebilecek en zayıf takımlardan biri geldi, CSKA eski gücünde değil ama Zico faktörü onları biraz olsun tehlikeli kılabiliyor gözümüzde. Buraya kadar herşey normal gidiyordu ta ki 4. torba takımları dağıtılmaya başlanana dek. Wolfsburg dışında kim gelirse gelsin duaları eşliğinde geldi bela. Bi Zurich bi Macabbi bi APOEL gelse tadından yenmezdi valla. En azından içerde dışarda 3 puan alabileceğimiz bi rakibimiz olmuş olurdu. Öyle veya böyle rakipler bunlar sevsekte sevmesekte bu böyle. Startı büyük bi maçla veriyoruz, fikstür pek istediğimiz gibi olmadı ancak avantaja çevirme şansımız var, yeter ki deplasmanlarda istediğimiz sonuçları alalım.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Kim Geliyor ?

Haftalardır bize kan kusturan Delgado (daha doğrusu babası) sonunda ikna oldu ve sözleşme şimdilik Ocak 2010'a kadar donduruldu. Şimdilik diyorum çünkü devre arasında sezon sonuna kadar uzatılabilir. Şimdi bu iş hallolduğuna göre geçen hafta rafa kaldırdığımız 10,5 numarayı tekrardan gündeme getirebiliriz. Yönetim transfer sezonunun bitmesine bi kaç gün kala böyle bi hamleyi yaptıysa gelecek isim bellidir bana göre. Pek çok yerde Tabata ismi yazılıp çiziliyor ancak Gaziantepspor Başkanı İ.Kızıl az önce net ifadelerle Tabata'yı göndermeyeceklerini Beşiktaş'ın da resmi bir teklifi olmadığını söyledi (çok şükür). Van der Vaart ve Sapara isimleri de gündemde ancak bunlar ne kadar sağlıklı bilgiler tartışılır. İşin birde şöyle bir yönü var. Acaba gelecek oyuncu kiralık mı gelecek ? Böyle bir formül de getirilmiş olabilir. Önümüzde ki 24 saat içinde büyük ölçüde kesinleşir kimin geleceği nasıl geleceği. Akşama da kura çekimi var, hareketli ve bol kalp atışlı bi akşam bizi bekliyor.

Delgado konusuna geri dönecek olursak, sözleşme donduruldu alacağı para (2.1 Milyon Euro) tıkır tıkır ödenecek ve süre bitimde kapıya dikilecek Delgado efendi. Sadece o mu, Gordon ve Zapo'da gelecek, yeni gelecek yabancı ile Haziran ayında tam 11 yabancılı bi takım olacağız ! Yabancı kontenjanını kaldırsalar bile yeni transfer yapamayacağız heralde. Sene sonunda ortalık kötü karışacak malesef.

Kolay Takım Değil Kolay Fikstür

Kura çekimine saatler kalmışken kura tahminleri havada uçuşurken ben başka bi konuya dikkat çekmek istiyorum. Kura konusunda pekte bi şanslı olduğumuzu söyleyemeyiz, Barcelona ve Milan'ı aynı anda çekmiş bi takımız (diğer takım olan Leeds'in de o sezon maşallahı vardı) , adını bile bilmediğimiz bi sürü takım varken gidip tek tanınmış takım Tottenham'ı son torbadan çekende biziz, o yüzden hiç boşuna ilk torbadan Milan gelsin Sevilla gelsin, ikinci torbadan Alkmaar gelsin Rangers gelsin, son torbadan Wolfburg dışında bi takım gelsin hayallerine kapılmayalım. Bırakın kim gelirse gelsin önemli olan fikstürdür bizim için.

Şimdi ilk torbadan kim gelirse gelsin tek bi isteğim var o da onlarla yapacağımız iç saha maçının grup son maçı olması. Genelde bu son maçlara ununu eleyip eleğini asmış olarak geliyorlar bu takımlar. Galatasaray'ın 2006-2007 sezonunda Liverpool'u Olimpiyat Stadında yendiği maç böyle bi maçtı mesela, Fenerbahçe'nin Man. Utd'yi 3-0 yendiği maçta böyleydi. 2 gün sonra sezonun 5. kupasını kaldıracak olan (büyük ihtimalle) Barcelona grup son maçında Nou Camp'ta Shaktar'a 3-2 yenilmişti örneğin. Tabi grupta 1. lik ile 2. arasında büyük fark olması da önemli oluyor bu durumda. 1. olup daha zayıf takımlarla eşleşmek isteyen büyük takımlar bu maçlara asılabiliyorlar. Bununda çaresi belli; 1. torbadan gelen takımın önüne geleni süpürmesi. 2 sezon önce grupta puanlar çok homojen şekilde dağılmıştı herkes herkesi yenebiliyordu, Liverpool'un evinde Marsilya'ya kaybetmesi bizi çok kötü etkilemişti hatırlarsanız. İlk maçı içerde oynamakta büyük avantaj sağlıyor umarım bu konuda da şans yanımızda olur.

Gönül tabi ki kolay rakipler gelsin istiyor ama gelmezse de bahsettiğimiz fikstür avantajı gerçekleşirse büyük avantaj yakalarız. Kura çekimine 'ballı' Mustafa gitsin derim ben şahsen, belki kura şanssızlığımızı kırarız böylece :)

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Görmeyin Duymayın Bilmeyin !

İnönü'de en ufak küfüre hatta argoya anında ses kısma cezası uygulayan çok sayın Lig Tv yöneticileri, sanırım sizin kulaklar Sami Yen'de pek işitmiyor. Ulan adamlar bizim tezahüratımızı almışlar bi kaç değişiklikle ve bolca küfürle bize iade ediyorlar. Peki siz napıyorsunuz ? Hani nerde ses kısma ? Çifte standartlarınıza alışkınız ama bu kadarı da fazla değil mi ? Biz sizin adam olduğunuzu görebilecekmiyiz ? Bu soruların cevabını istiyorum.

Gs seyircisi için de bi kaç şey söylemek istiyorum. Yahu kardeşim çok mu zor bi iki tane beste yapıp söylemek çok mu zor iki kelimeyi bi araya getirip adam gibi tezahürat yapmak. Bize gider yaparken bile bizim tezahüratımızı kullanıyorsunuz (Musalla Taşı). Yakında ''Kartal gol gol gol'' derseniz hiç şaşırmayacağım valla, 85. dakikadan sonra da ''Gündoğdu'' iyi gider benden söylemesi.

23 Ağustos 2009 Pazar

Gençlerbirliği 0 - 0 Beşiktaş

Geçtiğimiz sezon yine bu sahada yine bu rakibe karşı oynanan maçla siftah yapmıştı Denizli, o gün kim nerde oynuyor hangi taktikle oynuyoruz kimse anlamamıştı. Bugün yine aynı sahada yine aynı rakibe karşı yine aynı kaos futbolu ile oynadık, geçtiğimiz sezon ki maçtan tek farkı maçın başında bulup bizi rahatlatan golleri bu sefer bulamamış oluşumuz oldu. Şu maçı Dünya'nın en iyi taktisyenlerine izletin yine anlayamazlar kimin nerde oynadığını oyuncuların sahaya nasıl yayıldığını. Değerlendirme yaparken genelde defanstan başlanır ama ben forvete gidene kadar dayanamam çünkü en büyük sorun bu bölgede. Adamlar 8 kişiyle savunma yapıyorlar ama bizim ileri uç elemanlarımızın hepsi daha çok açık alanlarda oynamayı seven kapalı savunmalara karşı pekte verimli olamayan isimler. Üstelik hepsi birbirinden formsuz. Holosko'nun normal bi maçını izleyemeyeceğiz heralde ya çok iyi ya çok kötü. Nihat üzerinde ki şu gol atamama baskısını bir atarsa daha rahat oynayacak bu oynadığı futboldan açıkça belli oluyor. Nobre orta sahaya kadar gelip top almaya çalışıyorsa onu besleyen kaynaklarda bi sorun var demektir. Tello tek başına bişeyler yapmaya çalışıyor ama yetmiyor. Mustafa Denizli'nin artık inadını kırıp Batuhan'a yer açması lazım takımda, gerçi henüz sakatlığı geçmemiş ama geçtiği anda takıma girmeli böyle maçlar için takımda ki en ideal forvet odur zira. Kafası rahatlamış bir Bobo'da iş görürdü bu maçta.

Orta sahada 3 aynı tipte adam oynatıp bir deney yapan Denizli tüpleri patlattı ! Uğur İnceman çok çok kötü bi günündeydi ama en iyi hali bile onu o bölgede verimli yapmaz. Aradığın 10.5 Uğur değil sayın hocam. Fink ve Ernst her maç bozulmadan formlarından bişey kaybetmeden ilerliyorlar. Beğenmeyen arkadaşlar olmuş ama bana göre takımın en sağlam halkası bu ikilidir. Suç onlarda değil onları 3 leyecek adam gibi bi oyuncu bulamayanlarda. Manisaspor'da harikalar yaratan Sezer için hala neden bişeyler yapmıyoruz anlamıyorum, şuan alınabilecek en iyi isim bence o bölgeye. Delgado sözleşmeyi dondurmadı, Bobo takımda kaldı bu yüzden yabancı bi isim alma şansımız kalmadı, yerli olarak ta o bölge için alınabilecek oyuncu sayısı bir hayli az. Hani imkansız ama bi Hamit Altıntop ne de güzel olurdu orta 3lüde ya da Nuri Şahin ama Yıldıray varken ne gerek var dimi onların peşine düşmeye !!

Defansın ortası Sivok'un savruk futbolu dışında güven veriyor, Ferrari belki de geldiğinden beri en iyi maçını çıkardı ben çok beğendim. Bekler konusunda oturup Mustafa Denizli ile enine boyuna tartışmak isterdim şahsen. Senin elinde fırtına gibi iki tane genç varken neden Erhan ve Üzülmez ? İsmail'in Üzülmez'den formayı alabilmesi için illa saçma sapan hareketler mi yapması gerekiyor. Rıdvan için söze başlarken öncelikle bi maşallah demek lazım. Allah nazarlardan saklasın çok iyi dikine koşular yapıyor ve iyi top taşıyor, 2 ay öncesine kadar Bank Asya topçusu olan bi oyuncuya göre gayet rahat gayet panikten uzak oynuyor. Hatta bir pozisyonda önünde olan Holosko'ya nereye koşu yapacağını bile gösterdi. Rıdvan ve İsmail'in oynadığı bi savunma hattı defansif açıdan pekte sağlam durmasa da üstünüze en fazla 2-3 oyuncuyla gelen bi rakibe karşı pekte riskli durmaz. Karşıyaka'da sürekli bek oynamış ama bana göre Rıdvan'dan sağ açıkta olur bu konuda tercih Denizli'nin tabiki.

Ligin henüz başı bu maçların telafisi vardır klişesini ekleyelimde bi savunmamız olsun. 2 hafta sonra ki derbi ligdeki gidişatımızı önemli ölçüde etkileyecektir. O maça kadar açıkları kapatmak lazım yoksa işimiz yaş. Son olarak Ankara'yı her zaman ki gibi Dolmabahçe'ye çeviren tüm taraftarlarımıza teşekkürler.