26 Nisan 2009 Pazar

Eskişehir 0 - 2 Beşiktaş

Dün Sivas'ın Trabzon'u 3lemesiyle farz olmuştu bu maçı kazanmak, olası bir puan kaybı şampiyonluğun Sivas'a gitmesi demekti. Ne yalan söyliyim ilk 11'i gördüğümde sinirden ne yapacağımı şaşırdım, sinirimi çıkaran şeylerin başında ise tabi ki S.Özkan geliyor. Sağolsun performansı ile beni sürekli haklı çıkarıyor oysa iyi oynasa beni g.t etse ben ona da razıyım ama olmuyor işte bir türlü, bu çocuk adam olmayacak benden söylemesi. Barcelona maçlarını izlettirmeyin şu çocuğa diyorum etkileniyor kendini Messi sanıyor, dün akşam Barca'nın Valencia ile yaptığı maçı izlemiş ve etkisinde kalmış yine. Neyse ki sadece 45 dakika sürdü bu işkence ve ikinci yarıda onsuz bi Beşiktaş izledik.

Aslında biz ilk yarılarda uyutan ikinci yarıda coşan bi Beşiktaş izlemeye alışmıştık ama bugün tam tersi oldu. Her ne kadar goller ikinci yarıda gelmiş olsada ilk yarıda girilen pozisyonlar ikinci yarıda girilenlerden çok daha fazlaydı. Özellikle 'nazlı ceylan' Delgado'da bugün alışılagelmişin dışında bi istek vardı, çok az görmüşüzdür böyle istekli oynadığını bi deplasmanda. İlk 11'de Bobo ile başlasaydık ilk yarıda kopardı maç buna eminim. Holosko, Tello ve Delgado çok iyi toplar taşıdılar ceza sahasına ancak o topları buluşturacakları bi santrfor yoktu. Mecburen kendileri vurdular ama malesef hiçbiri girmedi. Bir kaç cılız atak dışında pek bi varlık gösteremeyen Eskişehir karşınında sabırla oynarsak golün geleceği belliydi, nitekim Holosko'nın şık topuk pasında ceza yayına yakın bir yerde topu alan Tello harika bir ara pasıyla Bobo'yu topla buluşturdu ve beklenen gol geldi. Dakikalar 70'e gelmişti ve ızdırap dolu bir 20 dakika bizi bekliyordu, korktuğumuz olmadı neyse ki kazasız belasız 10 dakika geçti. 80'den sonrası daha bi geçmez olur derken Yusuf olağanüstü çalımlarla getirdiği topta Holosko'yu golle buluşturdu ve maç böylelikle bitmiş oldu.

Yusuf 'un golü için ayrı bi parantez açmak lazım heralde, o nasıl çalımlardır o nasıl soğuk kanlılıktır. Bi adama 3 kere üst üste çalım atılır mı be kardeşim yazıktır. Doğa bu yediği çalımlardan sonra bi 3-4 gün kendine gelemez heralde. Yusuf için kim demişti hatırlamıyorum ama birisi ''Telefon kulübesinde adam geçen topçu'' demişti. Bugün aynen bunu yaptı Yusuf, tek kelimeyle muhteşemdi. Şampiyonluk yolunda son virajlara girilirken böyle büyük tecrübelere ihtiyaç duyuyor takım. Son 5 maçta da bekliyoruz böyle güzel hareketlerini.

Bu arada bilmem hatırlarmısınız Eskişehir ile ilk yarıda İnönü'de oynadığımız maçta Rüştü topu tutmasına rağmen hunharca bi tekme savurmuştu adamın biri, bugün yine sahnedeydi kasap. Rüştü topu aldıktan sonra kafasına resmen tekme attı ayıoğlu ayı. Rüştü anasını mı zikti bilinmez ama bu karaktersizin var bi alıp veremediği Rüştü ile. Kimden mi bahsediyorum. Tabi ki Serdar Özbayraktar denen haysiyetsizden. Bu harekete sarı veren S.Dereli'ye ise hiçbişey demiyorum.

Haftaya derbi var, çok şükür ceza sınırında olan kimse kart görmedi, Nobre yetişir mi bilmiyorum ama umarım yetişir çünkü bu kadar kötü bi savunma hattı olan Fb'yi kolay kolay bulamaz. Mustafa hoca yine fantezi yapmazsa doğru düzgün bi kadro ile çıkarsa Fb'yi hallaç pamuğu gibi dağıtırız. Sen fantezi arama hocam biz sahada her türlü fanteziyi yapacağız zaten :)

Hiç yorum yok: