29 Ağustos 2009 Cumartesi

Beşiktaş 0 - 0 Gaziantepspor

Aslında takımı iki ayrı bölümde değerlendirmek lazım. Birinci bölüm de savunmayı ikinci bölümde ise hücumu. Birinci bölüm insanın yüreğine su serpen cinsten ikincisi ise korku filmi gibi ! Ligin 4. haftası ve yediğimiz gol sayısı sadece 1 gol yemiyoruz ama atamıyoruz da. Eldeki hücum oyuncularına bir bakalım; Delgado, Bobo, Holosko, Nihat, Nobre, Tello, Yusuf. Bu 7 isme baktığımızda içlerinde bi tane bile sorunsuz isim göremiyoruz. Yarısı sakat yarısı formsuz sadece Tello için ayrı bi parantez açılabilir o kadar, Nobre dün yedek kaldı eğer oynasaydı belki bişeyler yapardı ancak genele baktığımız zaman onun da yetersiz olduğu ortada. Bu kadar sorunlu bi hücum hattıyla değil gol atmak pozisyon bulmak bile mucize oluyor işte. Nihat ve Holosko milli maçlar nedeniyle verilen arada işi gücü bıraksınlar milli takımlarından da izin istesinler ve oturup ''ofsayt nedir'' bunu öğrensinler. Bu kadar amatörce ofsayta düşülmez. Hele bir pozisyon var ki Nihat'ın resmen golümüzü yedi, S.Özkan geriden gelip temiz bi şekilde kaleci ile karşı karşıya kalacakken adamın önünden topu aldı ve pozisyonu zehir etti. Ya penaltı yaptırmak için kendini yere atmasına ne demeli. Nihat 8 yıl ayrı kalmakla Beşiktaş'ın değerlerini unutmuş sanırım, biz istemiyoruz öyle kendini yere atmayla gelen penaltıyı golü puanı ! Uzun süredir gol atamamanın verdiği bi baskı bi stres var bunu kabul ediyorum bir gol atsa herşey düzelecek bunu da biliyorum ama böyle giderse o golü de bulamayacak. Direkten dönen top gol olsaydı belki de herşey daha farklı olacaktı ama olmadı. Holosko için her zaman aynı yorumu yapıyoruz; ya maç kurtarıyor ya yokları oynuyor, normal oynadığı maç yok. Dün kendi gölgesine çalım atan bi Holosko vardı. Kapanan takımlara karşı pekte verimli olamadığı dün bir kez daha teyit edilmiş oldu.

Dünün esas büyük sürprizi ise Serdar Özkan'dı. Tek bir şey söyleyeceğim; böyle oyna canımızı ye ! Kendisini benden daha çok eleştiren olmaz yerden yere vurduğum da çok oldu hatta dün onu 11'de görünce maçı izleme isteğim bile kaçtı ancak sağolsun performansı ile beni utandırdı. Böyle oynasın ben utanmaya razıyım, eleştirdiğimiz hiçbişeyi yapmadı dün. Ne ayağında boş yere topu tuttu ne de rakibe hakeme karşı saçma sapan hareketlerde bulundu. Yerden ayağa hızlı oynayan bi Serdar'ın ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Umarım kendisi de farkındadır bunun. Maçın Ernst ve Ferrari ile beraber en iyi 3 oyuncusundan biriydi. Ernst ve Ferrari için ise uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Ne yazsak yetersiz kalır çünkü. Ferrari'yi Gökhan Zan'la karşılaştıranlar mukayese edenler için ADRES budur. Tuttuğu adama topu aldırmıyor ilk anda müdahaleyi yapıyor ikinci bir şans vermiyor. Bir maçla adam asanlara selamlarımla. Ernst'in neden oyundan alındığını anlayan varsa beri gelsin, zaten tribünler de gereken tepkiyi yapıştırdı anında. Ah bir de o füzesi girseydi herşey daha güzel olacaktı. Şampiyonlar Ligi için en güvendiğim iki isimdir şuan itibariyle Ernst ve Ferrari.

İ.Kaş formaya biraz erken kavuştu. Mustafa hocanın biri defansif diğeri ofansif bek kuralı nedeniyle forma şansı bulabildi. İ.Üzülmez oynasaydı (Allah korusun) Rıdvan'ı izlerdik büyük ihtimalle sağ bekte. Şimdilik pek hazır gözükmese de İspanya'da bişeyler öğrendiği ortada, hücumü biraz daha fazla düşünmeye başlamış. Yerinde giren Ekrem ise sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen hazır gözüktü direkte patlayan şutu girseydi harika olacaktı ama olmadı canı sağolsun. Tamamen hazır olduğunda kadroda muhakkak yer bulacaktır.

Bi maç yazısından daha çok oyuncu değerlendirme yazısı gibi oldu ama bu seferlikte böyle olsun. Şimdi önümüzde bi milli maç arası var bu arayı iyi değerlendirmek lazım. Hızını almış formda takımlar için bu aralar tam bir fren vazifesi görür ancak bizim gibi henüz şablonunu tam olarak oturtamamış takımlara ilaç gibi gelir. Dönüşte Galatasaray derbisi ve Manchester maçı var. 10,5 da geldi, sakatlardan bi kaç tanesi de takıma dönerse hazır hale geliriz ve beraberliklerle verdiğimiz startı galibiyetlerle devam ettiririz.

Hiç yorum yok: