18 Ekim 2009 Pazar

Beşiktaş 2 - 1 Kasımpaşa

15 Haziran 2008 - 17 Ekim 2009. Neredeyse 500 gün geçmiş be, en son 3-2 kazandığımız Çek Cumhuriyeti maçında gol atmıştı Nihat, hele şükür sonunda şanssızlığını kırdı ve golle buluştu. Üzerindeki bu gol baskısını da attığına göre bundan sonra daha farklı bi Nihat izletir diye umuyorum. Bobo'nun 100. lig maçında gol atmasıda onun adına sevindirici bi gelişmeydi. Golün dışında sahada hayalet gibi dolaştı o da ayrı bi konu tabi ki. Nereye gitmek istiyorsa gitsin artık lütfen, bıktım bedenen burda olup akıl olarak başka yerlerde olmasından. Bu iki suskun golcünün gol atması başlangıç açısından güzeldi ancak maçın sonu hiçte istediğimiz gibi bitmedi. Bu sezon en çok forma giyen 3 oyuncumuz çok önemli bi deplasmanda takımdaki yerlerini alamayacaklar malesef. Ernst'in sarısında formasını adeta yırtarcasına çeken adama kart vermeyen hakemin Ernst'e kartı hiç tereddütsüz çıkarması kendisinin maçı ne niyette yönettiğinin göstergesidir. Hani fırsatını bulsa ne penaltılar çalardı kimbilir, nitekim Ferrari'nin pozisyonunda bunu gördük. Penaltı %100 yanlıştır ancak orda o penaltıyı çalıyorsan kırmızıyı da çıkaracaksın tabiki. Sivok'un kartı ise doğruydu bana göre. Bu cesur (!) hakemlerimizi Sami Yen ve Kadıköy'de de görmek isteriz doğrusu.

Tribünlerin bu maçta nasıl bir tavır takınacağını çok merak ediyordum. Forza'nın kapanışının ardından iyice umudumu kesmiştim aslında ama beni çok şaşırtan bi tribün gördüm bugün. Gollerden sonra gelen istifa tezahüratlarına tüm stadın eşlik etmesi beni ziyadesi ile sevindirdi. Geçen maçta olduğu gibi kavga dövüş görüntüleri de yaşanmadı çok şükür. Seçimlere kadar her iç saha maçında bu şekilde devam ederiz inşallah. Demirören silahlı kuvvetlerini göremedik bu maçta, neredeydiler acaba !! Demirören'in kendisini de göremedik tabiki. Temizliğe falan gitmiştir heralde...

Mustafa Denizli'nin bize kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini listele deseler kaybettirdiklerinin başına direk İSMAİL KÖYBAŞI yazarım. Hem papatya falı gibi bir maç oynatıyor diğer maç 18'e almıyor hem de önünde Yusuf'u oynatarak çocuğu solda yanlız bırakıyor. Yusuf'un sadece yarım sezonluk pili olduğunu ve bununda bitmiş olduğunu defalarca gördük ama hoca görmemekte direniyor. Böyle giderse bir yıldız adayını daha yıldız olamadan geldiği yere geri göndereceğiz. Toraman ve Ekrem'i birarada görünce heralde Toraman sağ bekte oynuyor dedim ama maç boyunca Ekrem sağ bekte oynadı Toraman ise Ernst'in yancısı oldu. Mustafa Denizli yakında Ernst'in yanında Batuhan'ı falan oynatırsa şaşırmam, sırayla herkesi deniyor adam orda. En son Tabata ve Ekrem'i denemişti, neyse ki Toraman onlara göre daha bi iyi oldu. Evet herkesi deniyor ancak oraya en çok yakışan adam garibim Fink mecbur kalınmadıkça tercih edilmiyor nedense. Hele hele o dururken Uğur'u almıyor mu oyuna işte ona hiç anlam veremiyorum. Uğur'a vereceğimiz paranın milyonda biri ile bi odun alsaydık ve oraya dikseydik heralde top ona çarpar yine gol olurdu ama trilyonları cebe indiren Uğur atamadı işte ! Aynı şey Serdar Özkan için de geçerli tabiki. O pası gole çeviremeyen adam gitsin kumdan kale yapsın, tabi yapabilirse. Yazıklar olsun ! Rüştü'ye Allah sağlık sıhat verse ve 80 yaşına kadar kalecilik yapsa yine top oyuna nasıl sokulur öğrenemez heralde ! Kendisine verilen bütün geri pasları taça yolladı, helel olsun büyük başarı !Tabata kendisi için ödenen bonservis parası unutuldukça daha da iyi oynayacak sanırım çünkü ne kadar konuşulursa o kadar baskı oluşturuyor adamın üstünde. 2 golünde asistini yaptı bugün, Bobo'nun golünde ki asisti ise şapka çıkarılacak cinstendi. Umarım golleri ve asistleri artarak devam eder.

Haftaya en güvendiğimiz 3 oyuncudan yoksun gideceğiz Eskişehir'e ancak o maçtan önce düşünmemiz gereken bi Wolsfburg maçı var çok önemli olan. Eskişehir'de sanırım Erhan-Kaş-Toraman-Üzülmez (İsmail bu maç 11'de çıktı diğer maç 18'e bile giremez !) defansı ile çıkarız. Allah korusun savunmada bi oyuncu sakatlansa girecek bi yedek bile yok, sadece Rıdvan var. İşimiz zor olacak.

Bu arada Kasımpaşa'da iki oyuncu var biri Ernst'in diğeri de Delgado'nun formasını giyip sahaya çıksa kimse farketmez. Ne zaman ki maç başlar o zaman anlarız kel olanın Ernst olmadığını çünkü onun kadar iyi oynayamaz, diğeri ise Delgado'dan iyi oynar hemen anlarız ! Bahsettiğim oyuncular Keller ve Moritz. Özellikle de Moritz resmen Delgado'nun kopyası. (Güzel penaltı attı çocuk)

Hiç yorum yok: