31 Aralık 2008 Çarşamba

Mutlu Yıllar...


Herkese huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum, kimin ne beklentisi varsa yerine gelir umarım 2009'da.Ama herşeyden önemlisi; inşallah 2009 savaşların ve işgallerin son bulduğu barışın hüküm sürdüğü bi yıl olur...

O..... Çocukları

Kahpe dölü İsrail'in Gazze'yi işgali sürüyor, ölü sayısı 400'ü aştı binlerce yaralı var.Hayatını kaybedenlerin çoğu sivil halk, saldırılar kadar açlık ve hastalıkta kasıp kavuruyor Gazze'yi.Dünya her zaman ki gibi izliyor olayları, kılını kıpırdatan yok.Bu yaşanan vahşet bitsin diye dua ederken İsrail başbakanı 'Bu daha başlagıç' diyor utanmadan.Altta resimlerini koyacağım üç şahıs bu katliamın baş sorumluları, Allah belalarını versin...




Ehud Olmert - İsrail Başbakanı


Tzipi Livni - İsrail Dışişleri Bakanı

Ehud Barak - İsrail Savunma Bakanı

30 Aralık 2008 Salı

Miguel Veloso


Miguel Luis Pinto Veloso

Doğum Tarihi:11 Mayıs 1986

Doğum Yeri:Lizbon/Portekiz

Oynadığı Takımlar:Sporting Lizbon(2000-2005)-Olivias Moscavide(2005-2006)-Sporting Lizbon(2006- ? )

Boy:1.80 cm - Kilo:79 kg


Portekiz'in en fazla gelecek vaad eden oyuncularından biri Veloso, defansif orta saha olarak görev yapıyor ama defansın ortasında da oynayabiliyor.Bu sezon takımıyla 10 maça çıktı, 7 kere de Portekiz milli takımında forma giydi.Özellikle yüksek tekniğiyle ön plana çıkıyor, futbola defans oyuncusu olarak başlamasından dolayı savunma yapmayı iyi beceren bi oyuncu ama hücuma katkısı ile dört dörtlük bi ön libero olma yolunda hızla ilerliyor.Sol ayağını çok iyi kullanıyor.Geçtiğimiz yıldan beri özellikle İtalyan ekiplerinin takibinde olan Veloso için Juventus en ciddi alıcı gibi duruyor şuan.Sissoko,Poulsen,Tiago,Zanetti,Marchioni gibi kaliteli orta saha oyuncuları bulunan Juventus için bir ön libero daha almak gereksiz gibi gelebilir ama böylesine genç ve gelecek vaad eden bi oyuncu ilerleyen yıllarda bu isimlerin hepsinden daha faydalı olabilir takıma.Arsenal'de uzun bi süredir oyuncunun peşinde, sakatlanan Fabregas'ın yerine iyi gider aslında.Devre arası transferde belki gerçekleşmez transferi ancak sezon sonunda kesinlikle büyük takımlardan birine gider Veloso.

29 Aralık 2008 Pazartesi

Ah be Ertuğrul...


Yokmuydu yani yeryüzünde başka takım da gittin Bursayı buldun, bi sürü takım varken neden Bursa ? Senin gibi bi adamın ne işi var öyle bi camianın içinde ? Çok mu sevileceksin orda çok mu başarılı olacaksın ? 30 maç üstüste kazansan 31. de berabere kalsan hain ilan edilirsin kertenkelelerin gözünde ! Hiç olmadı Ertuğrul hiç yakıştıramadım, Beşiktaş yönetiminin sana yaptığı yanlışlar oldu ama bu taraftar arkandaydı senin ilerde bir gün elbet yolun tekrar düşerdi Beşiktaş'a.Başarılar dilemeyi çok isterdim sana ama elim gitmiyor...

Bay bayyy...


Demirören döneminde yaptığımız sayısız başarısız transferden biri Ali Tandoğan.Rıza hoca döneminde gelmişti takıma ki onun geldiği dönem tarihimizin en kötü transferlerimizi yaptığımız dönemdi.Seba döneminde bir oyuncunun Beşiktaş forması giyebilmesi için sadece iyi futbolcu olmasının yetmeyeceğini karakter yapısı olarak ta Beşiktaş'ın değerlerine uyması gerektiğini öğrenmiştik.Şimdi dönüp bir 15 sezon önceki topçularımıza bi de şuan ki futbolcularımıza bakıyorum da arada dağlar kadar fark var (futbolculuk olarak değil) bu farkı yaratan sayın başkanımıza da selamlarımızı (!) ve sevgilerimizi (!) gönderelim yeri gelmişken, 2010'a kadar hiç bi yere gitmiyorum demiş bu arada.Hani hiç birini yapamadı ama her maç gol atan asist yapan bi oyuncu olsa da bir 'hiç'tir benim için A.Tandoğan, her maç kendini yere atan rakiplerle gereksiz yere sürtüşen bi adamı nasıl sevsin ki bu taraftar ? Bi de çıkmış utanmadan 'Beşiktaş taraftarı keşke beni içine sindirebilseydi' dedi, tamam da güzel kardeşim sen o çirkeflikleri yapmasan bu taraftar da seni içine sindirirdi yani merak etme.Neyse senin gibi bi oyuncu için çok bile yazdım, yolun açık olsun diyelim biz yine formaliteden.

28 Aralık 2008 Pazar

Seyredin Seyredin !!


-Babam dedi ki; Siz Araplar şeytansınız, teröristsiniz, hayvansınız !

-Babam bana hiç bir şey diyemedi; sizinkiler öldürmüş !

Her zaman ki gibi İsrail vuruyor Dünya seyrediyor, laf olsun torba dolsun diye ''Şiddetle kınıyoruz, Filistin halkının arkasındayız'' gibi hiç bi halta yaramayan bi sürü demeç veriliyor ama kan akmaya devam ediyor.Dün sabah 140 olan ölü sayısı 270'i geçti bu sabah itibariyle.Google'a soyu tükenen hayvanlar yazın ve bulduğunuz hayvanlardan birini gidin öldürün; bakın bakalım kaç tane sivil toplum kuruluşu, Avrupa bilmem neleri koruma derneği başınıza üşüşüyor.İşte o hayvanlar kadar değer verilmiyor Dünya'da Filistinli kardeşlerimize.Ulan koskoca Dünya'da bi tane adam yok mu çıkıp ''Ne yapıyorsunuz lan siz'' diyebilecek.BM Güvenlik Konseyi bile saldırılar başladıktan sonra kılını kıpırdatmıyor ancak Libya temsilcisinin girişimleri ile olağanüstü toplanıyor, sonuç tabi ki 'kınama' olacak her zaman ki gibi.Güçlü Yahudi lobisi izin vermiyor tabi ki.Bu sabah ki haberlere göre bu henüz başlangıçmış kara harekatı da yoldaymış, 2009'da seçime gidecek olan İsrail yönetimi de bu yolla oy topluyor işte.Keşke bilgisayar başında yazmaktan daha fazlasını yapabilsek ama elden ne gelir, her zaman ki gibi dualarımızı gönderiyoruz Filistinli kardeşlerimize, dayan Filistin, diren Filistin ! Ve siz kanla beslenenler, izlemeye devam edin elbet bu devran böyle gitmez, bigün tersine döner...

Almak Lazım #1


Juventus 25,00 €




Juventus 79,00 €

27 Aralık 2008 Cumartesi

Old Firm


1888'de başlayan ezeli rekabette 382. maça çıktı Rangers ve Celtic bugün, geride kalan 381 maçta 152 Rangers ve 137 Celtic galibiyeti var, 92 maç ise berabere bitmiş.Dünyanın en iyi derbileri listeleri yapılırken ilk 3'te her daim yer alması gereken derbilerden biridir 'Old Firm' bilen bilir zaten fazla anlatmaya gerek yok, bir tarafın koyu Katolik diğer tarafında koyu Protestan olduğu bi din savaşı aynı zamanda bu derbi.İlk 11'ler ise şöyle:


Glasgow Rangers:McGregor - Whittaker, Broadfoot, Weir, Papac - Davis, Mendes, Ferguson, Adam - Boyd, Miller

Celtics:Boruc - Hinkel, Caldwell, McManus, Naylor - Brown, Hartley, Robson, Mizuno - Samaras, McDonald


Bu maça çıkılırken ezeli rakibinin 1 puan önünde lider olan Celtic 58. dakikada McDonald'ın attığı golle maçı kazandı ve aradaki farkı 4 puana çıkardı.Karşılaşmayı izleyemediğimiz için detaylı analiz yapamıyoruz.Ligin bitimine 13 hafta kala Rangers'a 4 puan fark atan Celtic önemli bi avantaj yakaladı şampiyonluk yolunda.

Gökhan İnler Arsenal'e mi ?


Kendi milli takımımıza kazandıramadığımız elimizden kaçan futbolcular listesinde ilk sıraya yazarım adını her türlü, 150 kere izlediği adamları her hafta tekrar tekrar izleyen milli takım teknik heyeti neden takip etmez böyle oyuncuları anlamam.İlk olarak Udinese'ye gittiğinde duydum adını ilk sezonunda fazla izleme şansı bulamadım ama izlediğim maçlarda sağlam bi futbolcu olduğunu belli ediyordu.EURO 2008 Gökhan'ı çözebilmemiz için iyi bi fırsat oldu, ilk turda elenen İsviçre'nin en göze batan oyuncularından biri oldu, zaten üzerinden fazla bi zaman geçmeden Avrupa'nın önde gelen takımlarının transfer listesine girdi.Bizim basına bakarsak Fenerbahçe-Beşiktaş-Galatasaray'da peşinde ancak böyle geleceği parlak bi oyuncuyu Türkiye'ye getirip köreltmek çok acımasızca olur adam en sert futbolun oynandığı liglerden birinde oynuyor ne işi var bizim çivisi çıkmış ligimizde.Bu sezon bir çok maçını izledim Gökhan'ın özellikle Udinese'nin UEFA Kupasında oynadığı maçlarda çok beğendim kendisini, bir ön liberoda ne ararsan var adamda.Girizgahı biraz uzattıktan sonra esas konumuza gelebiliriz.Arsenal'in çiçeği burnunda kaptanı Fabregas'ın 4 ay sürecek sakatlığı nedeniyle ön libero arayışına çıkmış A.Wenger, Gökhan'da adaylar arasında.Premier Lig'de top oynamak kolay değil ama Gökhan bunu başarabilecek kapasitede kesinlikle, bi kaç haftaya kadar belli olur transferin sonucu, inşallah ta olur.Böyle bi yeteneği nasıl kaçırdık diye ahlanıp vahlanırız bizde...

26 Aralık 2008 Cuma

REC


İzlediğim en iyi korku/gerilim filmlerinden biriydi diyebilirim, çok farklı bi çekim tekniği var, tek kamerayla çekmişler ve buda sahnelerde ki gerçekliği fazlaca yaşatıyor izleyiciye.Filmi izlerken filmin içine girme olayı bu filmde fazlasıyla mevcut.Başta biraz sıkıcı başlayan hikaye filmin ortalarına doğru iyice yükseliyor ve sonlarında tavan yapıyor, gerilimin bir saniye bile düşmediği filmleri çok seviyorum.Filmin orijinal dilinin İspanyolca olması korkuya biraz sempatiklik katsada yine de güzel.Herkese şiddetle tavsiye edilir.

Biri ayakkabı fırlatsın şunlara ne olur !


Bir alt postta bi toplantının hiç bi halta yaramayacağını söylemiştim ama içimde bi acaba da yok değildi hani, belki bu sefer doğru bişeyler yaparlar diyerekten geçtim tvnin başına ve izlemeye koyuldum.Önce Y.D. çıktı karşımıza, bütün bu yapılanların Fulya Projesi kıskançlığından olduğunu söyledi, sanki 20 yıldır Fulya varda onun yüzünden oluyor herşey.Neyse sonra bi tv belirdi kenarda ve başladılar 'oynatmaya' görüntüleri analiz etmek içinde K.Öner geldi.Bu kadar mı kötü bi organizasyon olur arkadaş, görüntü var ses yok, basın toplantısından önce bi kontrol etmez mi insan onu.Görüntülerde Beşiktaş'a yapılan haksızlıklar ve rakiplere kazandırılan puanlar gösteriliyordu ama gel gör ki bir yandan görüntünün ilerlemesi bir yandan K.Öner'in açıklama yapması nereyi takip edeceğiz ulan dedirtti basın toplantısını izleyenlere, neyse ki K.Öner mükkemmel (!) anlatımıyla bizi tv ye yöneltti.Bi insan bu kadar mı iki cümleyi bi araya getiremez bu kadar mı saçma şeyler konuşur görüntüler üstüne.Senin bu görüntüler üzerine konuşma yapacağın belli değil mi ? ''Biz bunları aslında şey etmiyoruz'' ne anladınız bu cümleden ? Ben hiç bişey anlamadım valla ama bu lafı en az 3-4 kere söyledi.Basın toplantısından önce bi kere izlesen şunları şunları söyliyeyim desen ve çıkıp takır takır konuşsan olmaz mı ? Görüntülerde Türk Futbolunun gördüğü en büyük kazık olan 92-93 sezonundan bahsedilmiyor, rakiplerin aldığı onca haksız penaltı varken gidipte penaltı olup olmadığı tam belli olmayan Arda'nın pozisyonunu almakta ayrıca bi saçmalık.Gs maçından sonra belliydi bu toplantının yapılacağı, 5 günde bu kadar mı hazırlık yapılmış yani dedirtti bize o video, pes ! Bu muhteşem görüntülerden sonra tekrar assolist geldi sahneye ve devam etti incilerine, ''Başkanları tribünler değil genel kurul belirler'' dedi, doğrudur ama seni göreve getiren de o tribünler olmadı mı sayın başkan ? Siz istediğiniz kadar tribünde bi tarafınızı yırtın gitmiyorum demeye getirdi lafı.Burda suçlu başkan değil, suçlu onca yapılan hataya rağmen ''yönetim istifa'' diyemeyen bazılarının !! Onlar kendilerini çok iyi biliyorlar.Daha sonra İnönü Projesinden falan bahsedip bitirdi toplantıyı Y.D. Adı üstünde basın toplantısı ancak ''Sadece 3 soru alacağım'' diye tutturdu kendisi, ulan madem o kadar adam oraya sana soru sormaya gelmiş, soruları dinleyip adam gibi cevap versene.Son soru soran (yanılmıyorsam Sabah'tan Fatih Doğan'dı kendisi) çok güzel bi soru sordu ancak lafı adamın ağzına tıktı başkan.Bu toplantı neden yapıldı, ne için yapıldı, ne işe yarayacak çok merak ediyorum.Dediğim gibi azda olsa ümidim vardı ancak bunun boşa olduğunu gördüm toplantıyı izleyince.Bu başkan gitmez ve bizde bu safsataları daha çok izleriz bu gidişle, Allah sabırlar versi hepimize...


Bi Muktadar El Zeidi de bizim basınımızdan çıksaydı keşke de, çıkarıp ayakkabısını Y.D.nin suratında patlatsaydı keşke...

Masayı Boşaltın Başkan Masaya Yumruğunu Vuracak


Hakem hatalarının ayyuka çıktığı haftada sıcağı sıcağına açıklamalar yapan büyük (!) başkanımız yaptığı açıklamaları az görmüş olacak ki ''Perşembe günü çok önemli açıklamalar yapacağız'' dedi, açıklama Cumaya kaydırıldı, bugün saat 14.00'da basın toplantısı ile bu önemli şeyleri açıklayacak.İnandırıcılığını bu kadar kaybetmişken kime neyi inandırcak kime neyi dayatacak çok merak ediyorum, göreve geldiğinden beri yapacağım dediği hiç bişeyi yapmadı yapmayacağım dediği herşeyi ise yaptı.Sözünü yiyen, olmadık yerde olmadık şeyler konuşan, küfür eden, 'Beşiktaşlı Duruşu'nu eylemleriyle eritip yok eden, koskoca Beşiktaş'ın saygınlığını yerlerde süründüren bi adamdan çıkıpta mevcut durum karşısında mantıklı şeyler yapmasını da beklemiyorum açıkçası zaten.İçimde %1 ihtimal de olsa bi istifa umudu besliyorum ancak bu yemekteyiz yarışmacılarının yemekleri beğenmelerinden bile zor bi ihtimal.Çok merak ediyorum bunca olan şeyden sonra hiç düşünmüyor mu sayın başkan ''acaba benim de hatalarım var mı'' diye ? Hiç sanmıyorum açıkçası, suçu hep dışarda aramaya alıştı çünkü, 3 Lig takımlarının başkanları bile takımlarına daha iyi sahip çıkıyorlar.Aziz Yıldırım-Adnan Polat-Sadri Şener oturup ''Bu Beşiktaşı nasıl bitiririz'' diye kafa patlatıp bi yol arasalar Demirören'den daha fazla zarar verecek bi yol bulamazlar.Başkanım Allah'ını seversen git tüpünle gazınla ilgilen bizi rahat bırak ne olur.

25 Aralık 2008 Perşembe

2008 biterken...

Resimler Guardian'ın 2008'in iz bırakan fotoları serisinden, 50'ye yakın fotoğraf vardı ancak bu 3'ü çok hoşuma gitti.




EURO 2008 sonrası göreve Scolari'yi getiren Chelsea'nin gelişimi.Vialli'den sonra başlayıp buralara gelen gelişim de başrol tabiki Jose Mourinho'nun, takımın geçen sezon CL finaline çıkarak yakaladığı başarıda da Avram Grant'dan daha fazla onun hakkı var.Bakalım gelişim nasıl devam edecek Chelsea'de.



Manchester City'nin yeni logosu bu desem inanırmısınız, valla olmayacak şey değil aslında.Adamlarda para var huzur var, bastırırlar dolarları, euroları, dinarları yaptırırlar.Dünya krizle boğuşurken paraya para demeyen Arapların oyuncağı olmaya başladı futbol kulüpleri, bunlardan en sonuncusu M.City'i satın alan petrol şeyhi Mansur Bin Zayid oldu.Takımı Eylül sonunda aldıkları için transferde ortalığı birbirine katamadılar ama buna rağmen transferin son günlerinde Robinho'yu alarak ilk bombalarını patlattılar ama esas bombalar bu sezon sonu gelir büyük ihtimalle.Başarı için sadece paranın yeterli olmayacağını ne zaman anlayacak bu Araplar acaba...

Ve işte bana göre en anlamlı kare.25 yaş üstünü futbolcu olarak kabul etmeyen Arsenal menajeri Wenger'in yeni transferi Smith, 3 numarayı verdiklerine göre kesin sol bektir bu.Dünyanın dört bir yanında futbol okulları ve futbolcu izleme ekipleri ile başarılı bi scouting ağı kuran Wenger bu işi gerçekten iyi biliyor ama bana göre biraz abartmaya başladı, hafiften aralara tecrübeli oyuncular koysa daha iyi olacak.Fotoya diyecek söz yok, yapanın (Kevin Josling) eline sağlık valla, yarım saattir gülüyorum...

A mı diyim B mi diyim ??

Güzel bi ilk yarı geçiren Juventus'un en formda oyuncularından biriydi Amauri, özellikle hava toplarında ki hakimiyeti ile öne çıktı.Çifte pasaportlu oyuncuların doğdukları değil doydukları ülkenin milli takımlarını seçmelerine alıştık artık.Genelde bu seçim 20 li yaşların başında oluyor ancak henüz ne İtalyan ne de Brezilya milli takımında yer alamamış olan Amauri için bu seçimi yapmak 28 yaşında nasip oldu.Yakın zamanda İtalyan vatandaşlığını elde edecek olan Amauri'yi büyük ihtimalle gök mavili forma altında izleriz diye düşünürken Dunga'nın kendisini Brezilya milli takımına çağırmayı düşündüğünü öğrendim.Santrfor sıkıntısı çeken İtalya'nın ihtiyacı olan tipte bi oyuncu Amauri ama Brezilya'nın onun yerine oynatacak bir çok futbolcusu var.Dunga neden pişmiş aşa su katıyor anlamadım bırak adam kafası rahat bi şekilde oynasın neden kafa karıştırıyorsun ki.Milli takıma alsan ne olacak ki bi maçta yedekten oyuna sokarsın o kadar, sonra da kimbilir ne zaman çağırırsın.Amauri'nin nihai kararı ne olur bilemem ama İtalyan milli takımı onun için her yönden daha uygun olacaktır, hem sürekli forma şansı bulabilir hem de sistem olarak daha rahat oynar.10 Şubatta Brezilya İtalya hazırlık maçı var, bu maçta Amauri'yi Brezilya'ya karşı İtalya forması ile izlemek güzel olur.Hadi inşallah...

24 Aralık 2008 Çarşamba

Kaptan 4 Ay Yok !


Arsenal gibi bi takımda bu yaşta kaptanlığa getirilmek büyük olay, geçtiğimiz ay Gallas'la yaşanan sorunların ardından pazubandı Fabregas'a emanet etme kararı almıştı Wenger.Bana göre Arsenla'in en kilit oyuncusudur kendisi, Avrupa'nın en iyi oyuncularından bi 11 kur deseler hiç düşünmem orta sahaya yazarım adını.Pazar günü oynanan Liverpool maçında sağ dizinden sakatlandı Fabregas ve sahalara dönmesi 4 ayı bulacak.Şanssız takım şu Arsenal tam Eduardo döndü derken en önemli silah gitti.Bu süreçte yerini dolduracak oyuncular var elbette ama hiçbirinin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum, Wenger ara transferde bu mevkiye bi oyuncu almayı düşünüyor tabi ki, yoksa EPL'de ve Cl'de işleri çok zorlaşır.

Apertura Play Off #3 - Şampiyon Boca


Maçın son dakikalarında Tigre'nin maçı galip bitirmesi için dua ediyordu Boca'lılar öyle ya yenilgi bile şampiyon yapıyordu onları.İlginç bi Play Off üçlemesi oldu, üç maçı da farklı takımlar kazandı ancak diğerlerine göre 1 gol fazla atan takım şampiyon oldu 2008 Apertura'da.San Lorenzo maçında uzatmalarda golü atan Chavez'e ekstra bi prim verirler artık.23. şampiyonluğuna ulaştı Boca Juniors, 2006 Clasura'dan beri elde ettikleri ilk şampiyonluk bu.Aslında maçın ilk yarısı ikinci yarısına göre daha zevkli geçti, Garcia o golü yemese maç berabere biterdi büyük ihtimalle.Carlos Ischia bu golden sonra morali bozulan Garcia'yı anında oyundan aldı, San Lorenzo maçında da çok hatalı bi gol yemişti Garcia.Böyle bi maçta Riquelme'nin de sahada olmasını isterdik ama cezası nedeniyle tribünden izledi maçı Riquelme.Kupa Hugo Ibarra'nın elinde yükselirken Boca tribünlerinin görüntüsü muhteşemdi (her daim müthişler ya neyse) İnsanın bu atmosferi görünce 'neden Arjantinde doğmadık' diyesi geliyor.Taraftar olmak bi başka Arjantin'de.Clasura'ya kadar elveda Arjantin.

23 Aralık 2008 Salı

Ibrahimovic > C.Ronaldo

Polemik insanı Mourinho'nun Inter-Man.Utd. eşleşmesinin ardından ağzından böyle cümleler çıkacağını tahmin etmek pekte zor değildi, ki nitekim geçtiğimiz günlerde Rooney'in Aalborg maçında rakip oyuncu ile yaşadığı tartışma nedeniyle ceza alması gerektiğini söyleyerek ilk kurşunu sıkmıştı (bkz. blog arşivi).Bu da filmin devamı heralde, bu sefer hedefte 'Altın Top' C.Ronaldo var, neymiş efendim Zlatan ondan daha iyiymişte bilmem neymiş, bu sezon baya bi jeneriklik gol attı filelere İbra, ancak o kadar da uzun boylu değil.Serie A'yı ve CL'yi kazanan bi Inter'in assolisti olursa o zaman belki böyle bi kıyaslama yapılabilir ama şimdi Mourinho'nun ucuz polemiklerine alet olmaktan öteye gidemez.Daha eşleşmenin haftası olmadan iki bomba patlattı Mourinho maça kadar kimbilir daha neler duyacağız. 'Bizim top toplayıcılarımız Manchester'dakilerden daha yakışıklı' 'Bush'a atılan ayakkabı nedeniyle Alex Ferguson ceza almalı' gibisinden saçma açıklamalar olmaz illa ki ancak Manchester cephesinden cevap gelmezse belki susar ha ne dersiniz ?

Bir Gün Mutlaka...


Şifo:''Bir gün mutlaka Beşiktaş'ta görev alacağım ama bu sahasımı olur yukarısı mı olur bilemem''

Efsane oyuncuların efsane oldukları takımlarda futbolu bıraktıktan sonra görev almalarını her zaman desteklemişimdir, camianın ne istediğini nasıl davrandığını iyi bilirler.Avrupa'da son yıllarda buna en büyük örnek Barcelona'nın başına geçen Pep Guardiola oldu, sadece altyapıda hocalık yapmasına rağmen koca Dünya devini ona emanet ettiler ve başarılı da oldular.Bizde de Rıza ve Ertuğrul yıllarca formasını terlettikleri takımlarına hoca olarak geri döndüler ancak ikisinin de sonu aynı oldu, (ellerinde ki kadroyla ne kadar başarılı olunabilirdi orası ayrı konu) Benim bu konuda en üzüldüğüm isim eski menajerimiz Ali Gültiken olmuştur, bana göre o görevde çok başarılı olabilecek bi isimdi ancak Demirören değirmeni onu da öğüttü üstelik sırf bi mafya babası kılıklıyı göreve getirmek için.Şifo Beşiktaş tarihinde en sevdiğim oyunculardan biridir takımda hoca olarak, menajer olarak, yönetici olarak görev almasını çok isterim ancak umarım bunu Demirören yönetimi varken yapmaz, yoksa onun da sonu diğerleri gibi olur.Şifo'nun yönetici olduğu, Ali'nin menajer olduğu, Ertuğrul'un hoca olduğu bi Beşiktaş'ı kim izlemek istemez ki ? Belki o zaman Demirören ile toprağa verdiğimiz 'Beşiktaşlı Duruşu' geri gelir...

21 Aralık 2008 Pazar

GS 4 - 2 BJK

Yazılacak çok şey var aslında bu mağlubiyet için nerden başlasam diye düşünüyorum, konuşulması gereken o kadar çok şey varki, 3. lig topçusu bile olamayacak adamların koskoca Beşiktaş'ta oynamasından mı başlasam, takımı taşıması gereken yıldızların sorumsuzluğundan mı başlasam, ota boka faul çalıp çaktırmadan takımı doğrayan ve takdir haklarını hep evsahibi ekipten yanan kullanan hakemden mi başlasam, şam babası gibi hiçbişey yapmadan olan biteni izleyen başkandan mı başlasam, nerden başlasam...



Yenilen ilk golde Rüştü'nün bariz hatası vardı ama orada Servet'i boş bırakan defansta en az Rüştü kadar hatalı, bu gol İBB maçında verilmeyen golümüz ile aynı, onu vermeyip bunu veren hakemlerin bu tip pozisyonlar için bi standart oturtmaları lazım, orda verilmiyor burda veriliyor, attığımız golde Tello'nun pası çok akıllıcaydı Delgado'nun vuruşu da o derece de klastı.Gsliler bu golün şokunu yaşarken bi anda penaltı kazandılar, penaltı doğru ancak orada Holosko'ya fazla suç bulmuyorum, görevini esas yapması gereken adamlar yapmayınca o geldi topu kapmaya ancak defans yapmayı çok iyi bilmeyen bi oyuncu olduğu için çok saçma bi penaltı yaptı, orda amacı penaltı yapmak değildi.Sol kanattan gelmeye çalıştık daha çok ancak düzenli olarak oynayamayan Seric gereken katkıyı yapamadı burada, aldığı güzel pasların hiçbirini iyi değerlendiremedi.Seric'i yetersiz görebiliriz ama adamı oynatma oynatma gel derbide sahaya sür, oynayabilir mi adam oynayamaz, şampiyonluğa oynayan bi takımsanız rotasyonu iyi yapıp her futbolcuyu hazır tutmalısınız.



İkinci yarıya Delgado'nun kırmızısı ile başladık resmen, o pozisyonda Delgado vücut diliyle ''Ben bi kere yaptım bana hemen kart verdin'' demek istedi ancak Cüneyt Çakır nasıl anlamak istiyorsa öyle anladı ve kırmızıyı çıkardı, daha kırmızının şokunu atamadan Gs'nin golü geldi, bu golden 2 dakika sonra Holosko ile golü bulamasaydık çok daha kötü bi sonuçla ayrılabilirdik derbiden.Bu arada Bobo ve Uğur oyuna girdi kurtarıcı olarak, golden 10 dakika sonra penaltı geldi, bu pozisyonda ise Lincoln resmen penlatıyı kendi kendine yaptı ama orada Uğur'da hatalı ellerini rakipten çekse penaltı falan çalamazdı hakem, penaltıyı kullanan Baros nasıl penaltı kullanılır dersini verdi bana göre, çok iyi yere vurdu topu.Bu dakikadan sonra sahada ne yaptığını bilmeyen kimin nerde oynadığı belli olmayan bi Beşiktaş vardı sahada, Zapo forvete Tello sol beke geçti, Bobo sol açıkta oynadı, sahanın en iyilerinden biri olan Ekrem'i çıkaran Denizli ne yaptığını bilmeden oynayan, kafasında futboldan çok artistlik yapmak olan Serdar Özkan'ı oyuna aldı.Birisi Serdar'a Messi olmadığını anlatmalı, çok büyük bi düşüş içerisinde ve bunun farkında değil.




Geçen sezon A.Sami Yen'de oynanan Fb kupa maçının ardından çokça eleştirilen ve yıpranan Cüneyt Çakır'ı tutup tekrar böyle bi maça vermek hangi mantığın ürünüdür anlamıyorum.Mağlubiyet'i hakeme falan bağlamıyorum ama artık sıktı bu hakem hataları, geçen hafta ki Gençlerbirliği maçında hakeme kart hareketi yapan Baros'a kart çıkmıyorsa, Fb ile oynadığımız maçtan bi hafta önce Ankaragücü maçında yine aynı hareketi yapan Lugano'ya kart çıkmıyorsa, yine Gençlerbirliği maçında rakip oyuncuya tokatı patlatan De Santics kart görmüyorsa ama bize gelince kartlar havada uçuşuyorsa oturup düşünmek lazım.İBB maçında verilemeyen golümüz ile bugün yediğimiz gol aynı başta da yazdığımız gibi, onu vermeyip bunu veren hakemler aynı MHK'nın hakemleri değil mi yoksa ? İşin kötüsü de hakkımızı araması gereken insanların bi türlü bunu yap(a)maması.Bu kadar aciz bi yönetim anlayışı olduğu sürece bu hataların sonu gelmez.

İyi girdiğimiz sezonda ilk yarının sonunda istediğimiz yerde değiliz ve bunda en büyük pay ilk 6'da ki rakiplerimizi yenemememiz.Bu tip maçları alamazsak şampiyonluk hayal.İkinci yarıda tüm derbileri İnönü'de oynayacak olmamız büyük avantaj ancak bu kadronun hali de orta da, umarım devre arasında gereken takviyeler yapılır takıma.

Büyük Başkan (!) Y.D. maçtan sonra ''Perşembe günü önemli açıklamalar yapacağız'' dedi.5 sezondur bişeyler açıklıyor bişeyler yapıyor ama bi halta yaradığı yok, inandırıcılığını kaybetti artık başkan.Yine çıkıp ona buna suç bulacak ama hatanın en büyüğünün kendisinde olduğunu göremeyecek, ne zaman görürse o zaman düzlüğe çıkacağız biz zaten...

Apertura Play Off #2

Maçtan çok tribünleri konuşmak lazım aslında, bunlar taraftarsa diğerleri ne diye sorası geliyor insanın.Maç öncesi iki tribünün de yaptığı görsel şovlar harikaydı, hele o Boca tarafında açılan tribünü tamamen kaplayan bayrak görülmeye değerdi.İki takım taraftarı arasında neden bu kadar boşluk bırakmışlardı onu bilmiyorum, karşı tribünün neredeyse tamamı bu yüzden boştu.Maça gelecek olursak, son maçının ardından bir hafta dinlenen Boca 3 gün önce Tigre ile oynayan San Lorenzo karşısında fizik olarak üstün olmanın faydasını çok gördü, aslında kalecileri J.Garcia o golü ikram etmeseydi Boca açısından daha kolay bi 90 dakika olabilirdi, Boca'nın ikinci golünde attığı uzun pasla hatasını telafi ettirdi Garcia neyse ki, bu golde Riquelme'nin katkısı da büyüktü.Maçın sonlarına doğru oyun gerginleşse de Boca bir gol daha bulup sonuca gitmeyi bildi.Maçın en kötü anı ise iki oyuncunun çarpışıp yerde kaldığı andı.Bu sonucun ardından söylenecek tek şey var o da :BOCA ŞAMPİ....

20 Aralık 2008 Cumartesi

İlk Ateş Mourinho'dan

İyi malzeme çıkacak bize Inter-Manchester eşleşmesinden, aslında geç kaldı Mourinho konuşmak için ben eşleşmenin hemen ardından patlatır ilk bombasını diyordum ama bir gün bekledi konuşmak için, nerden ne bulurum diye düşündü heralde.Manchester'da en büyük tehlike olarak Rooney'i görmüş olacak ki ilk açıklamalarında onun üstüne oynamak istedi.Manchester'ın gruplarda oynadığı Aalborg maçında rakip takım oyuncusu Risgard ile tartışma yaşayan Rooney'in ceza alması gerektiğini söyledi Mourinho, örnek olarak ta 2005'te Essien'in Hamann ile tartışmasının ardından ceza almasını gösterdi.Bahsi geçen olayı görmedim ama ceza alacak kadar büyük olmadığına eminim, tipik Mourinho işte bu tür polemiklerle rakibi etkileyeceğini sanıyor.Manchester cephesinden bi cevap gelir mi bu açıklamalara bilinmez ama Sir Alex Ferguson'un konuşmayı çok seven biri olduğu bilinen bi gerçek, güzel bi cevap bekliyorum kendisinden.Daha maça 2 ay var bu tip açıklamalardan bolca duyarız bu sürede.

19 Aralık 2008 Cuma

Adamlığa Bir Adım Kala !


Önder Turacı: ''Gönül rahatlığıyla gol diyebilirim''
Çok mu zordu yani ''Evet top elime çarptı ama gol verdi hakem'' demek.Pozisyon sonrası eline çarptığını bildiğin için sevinmedin bile Önder efendi.Çıkıp aleme adamlık dersi verebilirdin ama yemedi, yetmedi senin yüreğin bunu demeye.Adamlık sınavında sınıfta kaldın koçum ! Bundan sonra Konya denince akıllara Mevlana değil Fenerbahçe'nin elle gol atıp kazandığı maçlar gelecek (bkz.2005-2006 sezonu Konya-Fener maçı)

Devler Liginde Son 16


En büyüklerin liginde ikinci tur eşleşmeleri belli oldu.Kuralarda dikkatimi en çok İngiliz-İtalyan eşleşmeleri çekti, özellikle Inter-Man Utd. ve Chelsea-Juventus eşleşmeleri çok çekişmeli geçecek.Bayern'in Avrupa'nın en ballı takımı olduğu düşüncem bu kuradan sonra iyice pekişti.Top 16'da ilk maçlar 24-25 Şubatta, rövanşlar ise 10-11 Martta oynanacak (daha çok var ya)
R.Madrid-Liverpool:Ligde yarıştan kopan Madrid için taraftarlarını mutlu etmenin tek yolu artık CL başarısından geçiyor ama şanssız bi kura çektiklerini söylemek yanlış olmaz, Benitez'in ekibi artık bu kupanın 'kaşar'ı oldu, A.Madrid deplasmanın da eski takımına karşı oynayamayan Torres bu defa ezeli rakibine karşı oynayacak.Maçın 2 ay sonra oynanacak olması sakatlar ordusu bulunan Madrid için büyük şans, ayrıca yeni transfer Huntelaar'da takıma katılacak.Kimin çıkacağını tahmin etmek çok zor ama iki maçta güzel geçecek şüphesiz.
Lyon-Barcelona:Benim için çok ilgi çekici bi eşleşme olmadı, kendi liginde yakaladığı başarılara rağmen bunu CL'ye yansıtamayan Lyon bu sezon da bunu başaramayacak gibi görünüyor.Barcelona rahat geçer.
Villarreal-Panathinaikos:İki takımda çekebilecekleri en iyi kuralardan birini çektiler, Villarreal bir adım önde gibi görünsede her an herşey olabilecek bi eşleşme, Pana'da hoca faktörü onları çeyrek finale taşıyabilir.
Chelsea-Juventus:İşte ikinci turun en iyi eşleşmelerinden biri, Juventus eski Juventus olma yolunda hızla ilerliyor, Del Piero'nun önderliğinde müthiş gidiyorlar bu sezon, Chelsea'de Scolari'nin sonu olabilir bu eşleşme.Gönlüm ve mantığım Juventus'un geçeceğini söylüyor, futbol adına iki maçta güzel geçer.
S.Lizbon-B.Münih:Başta da söylediğim gibi Bayern Avrupa'nın en ballı takımı, bu tip kuralarda sürekli kolay takımı seçiyorlar, gelebilecek en kolay takım geldi, malesef kolayca çıkarlar çeyrek finale.
Arsenal-Roma:Avrupa'da sempati duyduğum iki takımın eşleşmesinde Arsenal'i daha şanslı görüyorum, gol yollarında zorlanan Gunners Hırvat golcü Eduardo'nun dönmesiyle artık gol yollarında fazla zorlanmaz, Roma lige kötü girmişti ancak Lazio maçından sonra belirgin bir yükselişe geçtiler, bu formlarını CL'ye yansıtabilirlerse bi sürpriz yapabilirler.
A.Madrid-Porto:Villarreal-Panathinaikos eşleşmesi gibi bu eşleşme de de denk takımlar denk geldi birbirine, gruplarda deplasman maçlarında başarılı sonuçlar alan Porto İspanya'da ki maçta ne yapar merak konusu, Madrid ağırlığını koyarsa rahat geçer bu turu.
Inter-Manchester Utd.:Biz bu yorumları yazarken Mourinho eşleşme ile ilgili ilk iğneleyici açıklamasını yapmıştır belkide.İkinci turun en ilginç eşleşmesi bu bana göre, takımlardan çok hocaların eşleşmesi olur, %50-%50 şanslar bana göre.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Apertura Play Off #1


Zirvede ki 3 takımında aynı puanla ligi bitirmesinin ardından Play Offlara kalan Arjantin Açılış Liginde Play Offların ilk maçı bu gece Velez'in sahasında Tigre ve San Lorenzo arasında oynandı, San Lorenzo 19 ve 21. dakikalarda attığı gollerle (Barrientos, Bergessio) rakibini 2-1 mağlup etti, Tigre'nin tek sayısı 77. dakikada Lazzaro'dan geldi, ayrıca Tigre'den Islas maçın son dakikalarında kırmızı kartla oyundan atıldı.San Lorenzo büyük bir avantaj yakaladı şüphesiz, Cumartesi Boca Juniors ile oynayacaklar (Ntvspor yayınlayacak bu sefer) bu maç gerçekten final niteliğinde bi maç olacak, olası bir San Lorenzo galibiyeti Şampiyonluğu getirecek onlara, Boca galibiyeti ise işi son maça bırakacak ve o maçta alınacak bi beraberlik bile Boca'yı şampiyonluğa taşıyacak, Tigre'nin işi artık çok zor.

Serie A'da en çok taraftar kimde ?


Dün bi tv programında Fenerbahçe'nin eski yöneticisi H.Bilal Kutlualp bi konu esnasında ''25 Milyon Fenerbahçe taraftarı'' gibi bi laf etti, ilk defa duymuyoruz tabi ki bunu ama insan düşünmeden de edemiyor, yıllardır 3 büyüklerin ne kadar taraftarı var sorusu ortaya atılsa 3 cepheden de aynı cevap gelir ''25 Milyon'' !! Allah allah bak sen şu işe, ulan Türkiye'nin nüfusu 70 Milyon, nerden buluyorsunuz bu kadar taraftarı, en fazla 15 Milyon olur daha da fazlası olmaz bana göre.Neyse konumuz Süper Ligde ki 'sidik yarışı' değil, Serie A'da hangi takımın ne kadar taraftarı olduğu. Institute Nielsen adlı araştırma kuruluşu geçtiğimiz yaz aylarında bi araştırma yapmış ve İtalya'da kimin ne kadar taraftarı olduğunu ortaya çıkarmış, listenin başında eski günlerine dönmeye başlayan Juventus var, 10 Milyonun üzerinde taraftarı varmış Siyah Beyazlıların, ikinci sırada yer alan takımla arasında 4 Milyon fak var.Milano cephesinde Inter'in Milan'ı az bi farkla geçtiğini görüyoruz, Başkentte ise Roma'nın Lazio'ya karşı taraftar sayısında 800 Bin taraftar kadar üstünlüğü bulunuyor, en az taraftarı olan takım ise 4.800 ile Chievo.Listenin tamamı ise şöyle:
1) Juventus 10,040,000
2) Inter 5,928,000
3) Milan 5,818,000
4) Napoli 2,887,000
5) Roma 2,493,000
6) Fiorentina 2,080,000
7) Lazio 1,791,000
8) Palermo 1,470,000
9) Torino 1,153,000
10) Genoa 1,030,000
11) Bologna 871,000
12) Catania 649,000
13) Sampdoria 585,000
14) Cagliari 312,000
15) Udinese 298,000
16) Reggina 176,000
17) Atalanta 119,000
18) Lecce 105,000
19) Siena 38,500
20) Chievo 4,800

16 Aralık 2008 Salı

İnsan biraz antrenman yapar !


''Muntadar Al-Zeidi'' 2 gündür Dünya'nın konuştuğu adam, öyle ki ayakkabı fırlatmaca oyunları falan bile çıkmış, 200'ün üzerinde avukat kendisini savunmak için talip olmuş, Dünya'nın her yerinden destek yağıyor.Ama ben tepkiliyim kendisine, o mesafeden nasıl vuramadın be hacı ! Gerçi o maymun kılıklı da nasıl bi anda eğildi ve kurtuldu onu da anlamadım, ne refleks varmış yav.Ayakkabı fırlatmak, ayakkabı ile vurmak Arap kültüründe çok aşağılayıcı bi hareket, güzel bi mesaj verdi gazeteci arkadaş ama ah bi de isabet ettirebilseydin ne güzel olacaktı ya...

Sarah böyle istedi



EURO 2008'in en iz bırakan karelerinden biriydi elinde bira bardakları ile tribünde görüntülenen cennetten fırlamış huri görünümündeki güzel bayan, sonradan öğrendik ki meğerse bu afet Alman milli takımının adı en zor söylenen oyuncusu Schweinsteiger'in sevgilisiymiş.Ne zaman bi futbolcu sevgilisi/eşi görsem 'ulan futbolcu olmak varmış' derim.Eğer futbolcu iseniz tipinizin, boyunuzun, karizmanızın pekte fazla önemi olmuyor her türlü güzel hatunları götürebiliyorsunuz.Şimdi neden anlatıyorsunuz bunları diyebilirsiniz o yüzden hemen konuya girelim, 40 yıllık transfer klişesidir ''futbolcu gelmek istiyor ama eşi o ülkede yaşamak istemiyor'' (artık hangi ülkeye transferi gündemdeyse) Schweinsteiger'in Juventus'a transferi gündeme geldiğinde de bi baktık ki burda da aynı olay, yenge istemiyor !





Almanya'ya da İtalya'ya da gitmedim ama gidenlerden dinlediğim kadarıyla İtalya her türlü Almanya'dan daha güzel bi ülke ama yenge inat etmişti bi kere, Almanya'da kalınacaktı, Schweinsteiger (ismini yazarken bu ismi koyanları ne kadar ansam az) EURO 2008 sonrası İstanbul'a gelmişti, bilseydik kendisine taş fırın erkeği nasıl olunurun dersini verirdik keyifle.Neyse efendim bu kardeşimiz kulübü Bayern Münich'le olan sözleşmesini 2012 yılına kadar uzatmış, hayırlı uğurlu olsun, Juventus'ta izlemek isterik kendisini ama kısmet değilmiş.Yengeyle arasını bozmaya gerek yok şimdi dimi :)

15 Aralık 2008 Pazartesi

Derbiden önce, derbiden sonra

16 Kasım'da oynanan ve Roma'nın 1-0 galibiyeti ile biten derbinin ardından iki takıma da bi haller oldu ! Ligde bu maça kadar oynadığı 11 maçta sadece 2 galibiyeti olan Roma bu galibiyetin ardından oynadığı 4 maçı da kazandı, ezeli rakibinin 14 puan önünde olan Lazio ise bu yenilginin ardından ligde oynadığı maçlarda galibiyet yüzü göremedi.Şuan iki takım arasında puan farkı sadece 1 ve Roma'nın birmaçı da eksik (yağmur nedeniyle ertelenen Sampdoria maçı) bu maçı alması halinde Lazio'nun önüne geçecek Roma.İşte derbi galibiyetlerinin ne kadar önemli olduğunu gösteren örneklerden biri, TSL'de de aynı durumu yaşadık, lige yenilgiler serisi ile başlayan Fenerbahçe evinde oynadığı iki derbiyi de kazanarak zirve yarışına bir anda ortak oldu.Futbolun futbol yapan öğelerin en başında geliyor derbiler ve bu maçlarda alınan 3 puanlar diğer maçlarda alınanlardan daha bi değişik oluyor...

''Güzel bi derbi olacak''


'El Clasico' ve Juventus-Milan derbilerinin ardından kendi derbimize dönme vaktidir, haftasonu A.Sami Yen'de güzel bi maç bizi bekliyor.Bu akşam Ntv'de yayınlanan %100 Futbol programımın konuğu teknik direktörümüz Mustafa Denizli idi, Galatasaray'ın hücum futbolunu çok beğendiğini söyleyen Denizli ''Önde oynamayı seven iki takım arasında güzel bi maç olacak'' dedi.Fenerbahçe maçından önce de benzer laflarına şahit olmuştuk kendisinin, hatta 3lü forvetle çıkacağını söylemişti maçtan önce, fakat Kadıköy'de ki ilk 11imiz maç öncesinde hocamızın beyanatları ile pekte uyuşmamıştı, bu derbide de bi sürpriz yapar mı yine ezberleri alt üst eden bi takım çıkarır mı bilinmez ama bilinen bişey varki o da iki takım için de çok büyük bi sınav olacağıdır, derbinin ilk yazısını yazmış bulunuyoruz, bakalım hafta içinde derbiyi etkileyecek ne gibi gelişmeler yaşanacak...

14 Aralık 2008 Pazar

El Freni !


Bi futbolcunun bi maçta bi tane olumlu hareketi olmaz mı arkadaş, adam bunu başarabiliyor ya.Her aldığı topu rakibe verdi, bütün hızlı atakları saçma pas tercihleri ile heba etti, ceza yayı önünde aldığı güzel pasların hiçbirini olumlu değerlendiremedi, rakibin ataklarını kesmek desen hak getire vs. Bir ön liberoda olması gerek herşey Cisse'de yok ! 2 senedir orta sahamızın neden yol gçen hanına döndüğünü anlamak için ilk incelenmesi gereken futbolcu Cisse'dir, sezon sonunda sözleşmesi bitiyor, inşallah Fransa'ya geri döner !

13 Aralık 2008 Cumartesi

Ayrılmıyorum !


''Napoli'de kalmak istiyorum. Burayı seviyorum ve burada mutluyum. Şu an oldukça formda bir dönemdeyim ve ayrılmak gibi bir niyetim yok''
Avrupa'nın bir çok büyük takımı tarafından istenen bi futbolcunun klasik laflarıdır bunlar, bir çok büyük kulüp seni isteyecek sen bi orta sıra takımında mutluyum diyeceksin, bizde yedik.Başta Premier Lig olmak üzere bir çok yerden teklif alınca Napoli Başkanının hışmına uğramıştı Lavezzi, konuyu İngiltere'de ki bayanların temizlik alışkanlıklarına kadar götürmüştü bay başkan :) Sezon sonunda takımdan ayrıldığında hatırlatırım bu lafları sana Lavezzi...

12 Aralık 2008 Cuma

Şölene Buyrun



Derbiler her zaman insanın kanını kaynatır, heyecan seviyesi hafta başından başlar hakemin ilk düdüğüyle tavan yapar, maç içinde kimi zaman yükselir kimi zaman azalır, 90 dakikanın sonunda farklı bi şekilde devam eder (maçın skoruna göre değişir) Hele bir de bu derbi Dünyanın en kaliteli en iyi top oynayan takımlarından ikisi arasında oynanıyorsa tadından yenmez.İşte bugün bu maçlardan birine daha şahit olacağız.Saatler 23.00'da gözler Camp Nou'da olacak çünkü 'El Clasico' sahne alacak.Maçtan önceki hafta pek bi hareketli geçti, Schuster'in kendini koltuktan edecek saçma açıklamaları, J.Ramos'un şipşak göreve getirilmesi, futbolcuların karşılıklı açıklamaları, ŞL'de alınan sonuçlar vs. hepsi bu maça etki edecek gelişmelerdi.





Lig tarihinde ki 157. Barcelona - R.Madrid maçını (R.Madrid:68, Barcelona:58)diğerlerinden ayıran ise bir tarafın diğer tarafa göre fazlaca ağır basması, öyle ki bahis kurumları R.Madrid'e 5.00-5.50 gibi uçuk oranlar verecek kadar abarttılar işi.Maç için yapılan tahminlerde de kim yenerden ziyade kaç fark olur sorusu ağır basıyordu.Derbilerin favorisi olmaz klişesine işi getirip R.Madrid'in de kazanabileceğini söylemek pekte kolay olmayacak çünkü tüm göstergeler maçın favorisinin Barcelona olduğu gösteriyor, nedenleri burda saymaya gerek yok az çok herkes tahmin edebilir.Barcelona galibiyeti R.Madrid için ligin sonu demek, mağlubiyet halinde sezonun geri kalanını gelecek sezonun planlaması halinde geçirirler, kimbilir belki iyi bi defans hattı oluştururlar bu boş zamanlarında ! R.Madrid galibiyeti ise hem Ramos'a büyük kredi kazandırır, hemde camida oluşan kara bulutları dağıtır, ayrıca Barcelona'nın fırtınasını da biraz olsun dindirir.Kısacası çok şeye gebe bi maç bekliyor bizleri, umarım beklentileri boşa çıkaracak bi maç olmaz, futbola doyacağımız bol gollü bi maç olur.

11 Aralık 2008 Perşembe

CL'de Grupların Ardından


Şmapiyonlar Liginde grup maçlarını hayırlısıyla tamamladık, temsilcimiz Fenerbahçe geçen sezon yaptığını bu sezon yapamadı ve Kupa 1'e ilk turda veda etti, geçen seneye göre eksikler nelerdi neden olmadı yanlış nerdeydi bunlar bolca konuşulacaktır elbette.Kuralar çekildiğinde gruplardan kimler çıkar deseler şuan çıkan takımları yazardım valla, bana göre pek bi süpriz olmadı, sadece B Grubunda W.Bremen'i yazardım Panathiniakos'un yerine.
A Grubunda Chelsea 1.lik için favori gözüksede Roma onların önünde yer aldı ve grubu lider tamamladı, Bordeaux'un 3.lüğü ve Cluj'un sonunculuğu ise herkesin beklediği sonuçtu.
B Grubunda da liderlik favori gösterilen Inter'in değil Yunan temsilcisi Panathiniakos'un oldu, Rum ekibi Anorthosis ise sürpriz sonuçlar almasına rağmen sonuncu olmaktan kurtulamadı.Bremen ise evinde Panathiniakos'u yenemeyerek kendi ipini çeti zaten UEFA'da iş yaparlar gibi geliyor bana.
C Grubu daha çok Lizbon ile Shakthar'ın 2. lik mücadelesine sahne oldu, Lucescu'nun ekibi yarışı kaybetti ve UEFA kupasının yolunu tuttu, son maçta Barcelona'yı 3-2 yenmeleri ise sürpriz sonuçlar hanesinde yerini aldı.
D Grubunda bana göre 1. lik A.Madrid'in hakkıydı ancak Liverpool ile Anfield'de yaptıkları maçta 90+ da gelen haksız penaltı onları liderlikten etti.PSV son yıllarda izlediğim en kötü PSV idi, ligde de çok iyi değiller.Gerets'in Marsilya'sı ise yola UEFA kupasında devam edecek.
E Grubunda Celtic'in sonunculuğu ve Aalborg'un 3.lüğü pek tahmin edilmeyen bi sonuçtu ancak İskoç ekibi sürpriz bi şekilde ilk turda veda etti CL'ye.
F Grubu bana göre CL'nin en zevk vermeyen futbolunun oynandığı gruptu, beklendiği gibi Bayern ve Lyon bir üst tura yükseldiler bu grupta.
G Grubunda liderlik son maçta Arsenal'i mağlup eden Porto'ya gitti.Fenerbahçe sadece 2 puan toplayarak geçen sezonki başarılarının çok gerisinde kaldı.Yıllardır tek silahı dodurucu soğu olan Kiev ise UEFA'nın yolunu tuttu.
H Grubunda Juventus'un şovunu izledik, çok iyi bi dönüş yaptılar CL'ye.R.Madrid ise 2. olarak bir üst tura adını yazdırdı, geçtiğimiz sezonun UEFA kupası sahibi Zenit ise tekrar UEFA Kupasında boy gösterecek.
Gruplara şöyle bir göz atmak gerekirse:
A Grubu:
1.Roma
2.Chelsea
3.Bordeaux
4.Cluj
B Grubu:
1.Panathiniakos
2.Inter
3.W.Bremen
4.Anorthosis
C Grubu:
1.Barcelona
2.S.Lizbon
3.Shakthar D.
4.Basel
D Grubu:
1.Liverpool
2.A.Madrid
3.Marsilya
4.PSV
E Grubu:
1.Manchester Utd.
2.Villarreal
3.Aalborg
4.Celtic
F Grubu:
1.Bayern M.
2.Lyon
3.Fiorentina
4.S.Bükreş
G Grubu:
1.Porto
2.Arsenal
3.D.Kiev
4.Fenerbahçe
H Grubu:
1.Juventus
2.R.Madrid
3.Zenit
4.B.Borisov

9 Aralık 2008 Salı

ŞUTster


Sevilla maçının ardından yaptığı açıklamalardan sonra o koltukta onu fazla oturtmazlardı zaten, 'El Clasico'nun sonucunu beklerler diyordum ben ama Madrid yönetimi bugün aldığı kararla Schuster'e kapıyı gösterdi.Madrid'in yeni hocası ise Sevilla'da harikalar yaratan ancak Tottenham'a kabus yaşatan Juande Ramos oldu.Beklenmedik sakatlıklar ve inanılmaz formsuz bi savunma hattı onun ipini çeken sebepler oldu ama takımı daha dirençli bi hale getirebilirdi bana göre.R.Madrid gibi bir takım oynadığı 21 resmi maçın 17 sinde kalesinde gol görüyorsa bunda teknik direktörün de büyük hatası vardır tabiki.Schuster'in yerine anında Juande Ramos'un getirilmesi acaba Schuster'in gönderileceği daha önceden bellimiydi sorularını akıllara getiriyor doğal olarak.


Çok kritik bi derbi öncesi takımın başına gelen Ramos ne yapar peki R.Madrid'in başında şimdi merak edilen soru bu.La Liga'yı tanıması büyük avantaj elbette ancak mevcut sakatlar ve aksayan savunma hattı onu çok zorlayacaktır.Barcelona maçına nasıl yansır bu değişiklik derseniz onu da izleyip göreceğiz hafta sonu hepberaber.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Santos Mirasierra


Semt Aşığı kardeşimiz geçtiğimiz hafta 3.5 yıllık hapis cezasına çarptırılan Marsilya'nın tribün lideri Santos Mirasierra'ya olan nefretimin nedenini sormuş, nefretimin tek bi sebebi var o da geçen sezon Beşiktaş-Marsilya maçında Fener atkısı açmasıdır, başka bi nedeni yok.

R.Madrid 3 - 4 Sevilla

R.Madrid'de çöküş sürüyor, kendi evlerinde Sevilla'ya 4-3 yenildiler bu akşam.Kronik savunma hastalığı devam ediyor Madrid'de, bu kadar yetersiz bi savunma hattına neden transfer yapmazlar merak ediyorum, hemen her maç gol yiyorlar bu sezon oynadıkları 21 resmi maçın sadece 4 ünde gol yemediler, çok feci bir rakam bence bu kadar üst düzey bi takım için.Barcelona ile puan farkı 9, haftaya 'El Clasico' var ve bu maç Madrid'in son şansı.Evinde gelene 5 gidene 6 atan Barca karşısında ne yapacak Madrid çok merak ediyorum üstelik Robben ve Marcelo da cezalı.Schutser'in de son şansı olacak derbi büyük ihtimalle, iyice topun ağzına geldi Hollandalı.


İspanyol spor sitelerinin hepsinde baş sayfa da bu fotoğraf var, bu pozisyonda penaltı vermemiş hakem, Realliler isyanlarda.

Haftaya ölüm kalım maçına çıkacaklar ve bakalım sonuç ne olacak.

İyi Bayramlar


Herkese sevdikleriyle mutlu bir bayram geçirmeyi nasip etsin Yüce Rabbim.Yardımlaşmanın ve kardeşliğin daha bi ön plana çıktığı bu günler hayırlara vesile olur inşallah.

4 Aralık 2008 Perşembe

1000


Roma haftasonu Chievo deplasmanına çıkıyor, kötü başladıkları sezonda yavaş yavaş durumu düzeltiyorlar ama bu maçın AS Roma açısından bambaşka bir önemi var.Lig tarihinde 999 galibiyeti bulunan Roma 1000. galibiyeti için sahaya çıkıyor.Bugüne kadar Serie A'da 1000 galibiyete ulaşan sadece 3 takım var.Tahmin edebileceğiiz gibi bunlar;Juventus, Inter ve Milan.Bakalım 1000. galibiyet bu hafta gelecek mi yoksa başka maçlara mı kalacak ?
-----------------------------------------------------
Mexes'in golüyle 1-0 kazanan Roma 1000. galibiyetini aldı.Tebrikler Roma.

İşçi Beckham !


''Daima sahada çalışkan bir işçi, başarılı bir futbolcu olarak anılmak istemişimdir''
33 yaşına gelen ve artık kariyerinin sonlarına doğru yaklaşan Beckham, futbolu bıraktıktan sonra nasıl hatırlanmak istediğini işte bu sözlerle açıklamış.Bundan 5-10 yıl sonra Beckham futbolu bıraktığınında nasıl bilirdiniz diye sorulduğuna (cenaze töreni gibi oldu ya) verilecek cevaplarda 'saha da çalışkan bir işçi gibiydi' denileceğini hiç sanmıyorum ben şahsen.Daha çok ne giydiği ile saçını nasıl kestirdiği ile ilgilenildiği için belki de artık rahatsızlık duymaya başladı ve ondan bu açıklamaları yaptı, kimbilir...

3 Aralık 2008 Çarşamba

Madrid'in son portakalı


Uzun zamandır merak ediliyordu Huntelaar'ın hangi Avrupa devine gideceği, Premier Lig ekiplerinin gözdesiydi Ajax'ın son harikası, Juventus'ta sezon başında bu yetenekli golcünün peşindeydi, talipleri bir hayli fazlaydı anlayacağınız.Bugün itibariyle gelen bilgilere göre R.Madrid golcü oyuncuyu büyük ihtimalle kadrosuna kattı.20 Milyon Euro gibi bi bonservisten söz ediliyor, oyuncunun performansına göre 24-27 Milyon Euro'ya kadar çıkacak bu ücret.Ara transferin açılmasıyla beraber 4.5 yıllık sözleşmeye imza atacak Huntelaar.
Nilstelrooy, Van der Vaart, Snejder, Robben ve Drenthe'den sonra Eflatun Beyazlıların 6. Hollandalısı olacak Huntelaar bakalım Nilstelrooy'un boşluğunu doldurabilecek mi ?