30 Mart 2009 Pazartesi

Görmemişin Oğlu Olmuş...

Napmış, tutmuş şeyini koparmış. Aguero'nun ki de o hesap. Güneşi Gördüm'ü izlemeyen kalmamıştır heralde, ordaki Ramo'ya benzetiyorum kendisini. Kardeşim çocuk daha kırkı çıkmadan maşallah bizim topçuların 35 yaşında ancak görebildikleri stadların hepsini gezdi. Aslında bu yönden kıskanmıyor da değilim ha veleti. Ulan bi de topçu olmuyormuş, herkesi ters köşeye yatırıp sanatçı falan oluyormuş, hemde şu futbolu 'banal' görenlerden oluyormuş ne bomba olur ya, bütün Dünya'nın hayalleri suya düşer be. Neyse herkesin çocuğu kendisine bize karışmak düşmez. Gezdir ciğerim ne kadar stad varsa gezdir, Ankara 19 Mayıs'a falan da bekleriz.

28 Mart 2009 Cumartesi

Aman Hocam Ağzından Yel Alsın

Mustafa Denizli yönetime 'yeni bir İ.Üzülmez bulmamız lazım' demiş. 9 yıldır bu bölgeye transfer istemeyen hocaları(Del Bosque hariç) düşününce Mustafa hocayı tebrik etmek lazım ama hocam neden 'yeni Üzülmez' tanımlamasını kullanıyorsun. Ya yönetim seni ciddiye alıp gidip Üzülmez'in aynısında bi tane bulurlarsa, aslında bizim yönetimin daha kötüsünü bulma potansiyeli de yüksek ama Dünya üzerinde Üzülmez'den kötüsü de biraz zor bulunur yani. Sözleşmesi sezon sonunda bitiyor ve benim en büyük hayalim gerçek oluyor bu yaz inşallah; İ.Üzülmez'in jübile maçı ! Biletler ne kadar pahalı olursa olsun gider izlerim valla o maçı, benim için ŞL finalinden bile daha büyük bi hayal çünkü. Umarım hocanın isteği doğrultusunda değil tam tersi doğrultuda bi adam bulurlar, biz de yıllardır kangrene dönen bu bölgeyi kurtarırız. Bu arada Üzülmez'in ülke için hayati önem taşıyan bi maçta ilk 11 çıkması da futbolumuzu sorgulamamız açısından önemli. (Şimdi ben yazdım çıkar hayatının maçını oynar :) )

Soldu Gülümüz...

İyiler erken ölür derler ya artık bu lafa daha bi inanır oldum. Ülkenin memleketin başına bela olan şerefsizler 90-100 yaşına kadar yaşar ama Muhsin başkan gibi vatanseverler hayatlarının baharında göçerler bu fani dünyadan. Takdir-i İlahi tabi karşı çıkacak isyan edecek halimiz yok ama çok zamansız oldu be reis. Şimdi güllerin cennette açacak inşallah, güneşe gülen papatyaları cennetin bahçelerinde koklayacaksın. Yattığın yer nurla dolsun.

26 Mart 2009 Perşembe

Esas Vahşi Kim Acaba ?

Her Kurban Bayramında ortaya çıkıyorlar ve yaptığımız ibadet hakkında 'vahşilik' suçlaması yapıyorlar ama kendileri sadece 3 günde tam 20 Bin foku vahşice öldürebiliyorlar. Üstelik bu rakamları açıklayan Kanada Avcılık Bakanı. Adamlar bu vahşilik için bakanlık kurmuş be ! Eeee neredesiniz hayvan hakları koruyucuları, hadi çıkarsanıza sesinizi. Dağda öldürülen teröristler için bile insan hakları diyip dava açan Avrupalılar, hadi konuşsanıza. Sizin medeniyet borularınız sadece bize mi ötüyor. Sevsinler sizin medeniyetinizi be !!

Hey Gidi Alaves Hey

Vay anasını be ! Bir zamanların UEFA Kupası finalisti şimdi 3 Lige düşme tehlikesi yaşıyor. (Bir zamanların Yeşilçam yıldızı şimdi huzurevinde sürünüyor gibi oldu be) 2001 Yılında Dortmund'da oynanan finalde Liverpool ile karşılaşan ve altın günlerini yaşayan Alaves şu sıralar İspanya 2. liginde küme de kalma mücadelesi veriyor. 31 puanla 19 sıradalar 22 ekipli ligde. Son 4 küme düşüyor, aslında üstlerinde ki takımlarla aralarında pekte puan farkı yok. Ligin bitimine 10 haftadan fazla var belki de düzeltirler bu durumu ancak Avrupa'nın 2 numaralı kupasında finale kadar yükselen bi takımın bu durumlara düşmesi bi çok acı, demek ki ne oldum değil ne olacağım diyeceksin. Doğru dürüst bi yapılanmam yoksa final oynasan ne yazar kupa alsan ne yazar, önemli olan bundan sonra ne yapacağın. Bu arada belirtmekte fayda var, bir zamanların güçlü takımı Celta Vigo'da küme düşme hattının sadece 4 puan üstünde, onlarında sonu pek hayırlı değil.

Üşüyorum...


Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..
Vatanını Milletini sevenlerin, onun için mücadele edenlerin cezaevlerinde çürütüldüğü bir dönemde yazılmış bi kaç satır. Ama öyle böyle bi kaç satır değil. Her harfinde her kelimesinde insanın içini daha bir titretiyor daha bir üşütüyor. Yazarı ise şuanda hepimizden daha çok üşüyor. Dualarımız seninle büyük insan, Rabbim seni ve yanındakileri bize bağışlayacak inşallah.

24 Mart 2009 Salı

Amiiinnnn !

Ne günlerdi be, her serbest atışının ardından tüm tribün hepberaber 'amiiinnnn' dediğimiz günler.Severdik kendisini ama Ukrayna liginden bi takımın verdiği ücretle bizimkilerin verdiği arasında uçurumlar olunca ekmek parası diyip ayrılmıştı takımdan. Böyle adamları her zaman sevmiştir bizim tribün, Ülker'e attığı o son saniye 3lüğünü unutmak imkansız. Geçen sezon ki kadro da böyle bi oyun kurucumuz olsaydı herşey çok daha farklı olurdu. Ukrayna'dan sonra tekrar döndüğü ülkemizde T.Telekom forması giymişti geçen sezon, sonra ayrılmıştı ama nereye gittiğini bilmiyorum. Bugün tekrar T.Telekom'a döndüğünü öğrendim, keşke Beşiktaş'a imza atarken görebilseydik kendisini ama basket şubemiz bırakın yeni adam almayı eldeki adamları takımda tutamıyor. El Amin'i anmışken Ratko Varda'yı da bi yad etmek lazım aslında. Böyle adamları sadece bir sezonluk değil uzun süreli takımda görmek dileğiyle...

23 Mart 2009 Pazartesi

Yıl 2047

Bobiler'in 2047 kehanetleri serisinden Deniz Baykal ile ilgili yapılanla (Ali abinin blogunda bugün vardı) beraber en sevdiğim resmi budur. Tam olarak şöyle diyor sayın başkan; ''Seçimle geldim seçimle giderim, Mart ayında İnönü'ye kazmayı vuruyoruz. En büyük hatam Del Bosque'yi göndermekti. Kulübe cebimden 1 Milyar Dolar verdim. Bu yıl kesin şampiyon olacağız...''

Deniz Baykal CHP'yi bırakır bu adam Beşiktaş'ı bırakmaz valla...

21 Mart 2009 Cumartesi

İspanya Maçı Aday Kadrosu Açıklandı

İspanya ile oynayacağımız iki kritik maçın aday kadrosu açıklandı. Servet ve Gökhan Zan'ın sakatlıkları nedeniyle görünen o ki defansın ortasında E.Aşık-H.Balta ikilisi oynayacak, İ.Üzülmez'in kadroya çağrılması sol bekte onun oynayacağını H.Balta'nın da stoper de oynayacağı anlamına geliyor heralde. Şunu artık anlamak lazım, ülkemizde stoper kalmasa yine İ.Toraman'ı çağırmayacak Fatih Terim. Egosu bu kadar şişkin bi adam olamaz heralde. Toraman kadar başına taş düşsün emi. Hamit'in sakatlığı ne durumda bilmiyoruz ama çağrıldığına göre oynayacak durumda. Gelelim esas mevzuya, Kazım Kazım adlı futbolcumsu rapçinin ne işi var kardeşim bu takımda. Bu adam kendi takımında bile oynamayan bi adam, bu kadar önemli maçlarda o mu kurtaracak bizi. Haftaya bugün ilk maçı oynayacağız Madrid'de, İsviçre maçında olduğu gibi yine maçtan 5-6 gün önce gidilecekmiş maçın oynanacağı ülkeye, umarım sonu benzemez. Bu arada maçı Ntv yayınlıyor, çok güzel bi haber bu. Herşeye rağmen takıma güvenmekten başka çaremiz yok. Fatih Terim'e rağmen, Kazım'a rağmen, ırkçı Emre'ye rağmen yolun açık olsun Türkiyem...


Kaleciler: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Rüştü Reçber (Beşiktaş), Ufuk Ceylan (Manisaspor)
Savunma: Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu, Emre Aşık, Hakan Kadir Balta (Galatasaray), Sedat Bayrak (Sivasspor), İbrahim Kaş (Getafe), Eren Güngör (Kayserispor), İbrahim Üzülmez (Beşiktaş)
Orta saha: Hamit Altıntop (Bayern Münih), Kazım Kazım, Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Ayhan Akman, Arda Turan (Galatasaray), Mehmet Aurelio (Real Betis), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Mevlüt Erdinç (Sochaux), Tuncay Şanlı (Middlesbrough)
Forvet: Nihat Kahveci (Villarreal), Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Gökhan Ünal (Trabzonspor), Sercan Yıldırım (Bursaspor).

20 Mart 2009 Cuma

İyiyle Kötü Arasında Bi Fark Var

''Eğer Del Bosque beni milli takıma çağırırsa onun çok büyük bi hoca olduğunu düşüneceğim''

Diye buyurmuş Guiza Hazretleri ! Eee çağırmazsa kötü hoca mı olacak yani, bu nasıl bi açıklamadır anlamadım. Bu cümleyi NtvSpor'da altyazıda okudum, aslında Guiza'nın açıklamalarının tamamını okuyup öyle yorum yapmak daha sağlıklı olurdu ama sırf bu cümleden bile ne kadar saçmalayabildiğini görüp tamamını okumamak lazım mazallah futbola bakışımız değişir valla.

9 Mart 2009 Pazartesi

Deli Dana

Bi kaç alt postta Bülent Uygun'un kurban bayramında ipi kopmuş danalar gibi sağa sola saldırdığını ve gazı alınması gerektiğini söylemiştik ama ben bu kadar gazı olduğunu tahmin etmiyordum açıkçası. Baksanıza yedek kulübesini parçalıyor olmuyor, hakemlere çemkiriyor yine olmuyor. Hacım seni nasıl insanlığa sokacağız biz ya ? Koskoca ülkenin sempatisini kazanan Sivasspor'u bu şekilde antipatik hale getirmeye ne hakkın var. Fener maçlarında açan kabak çiçeğini tekrar kapattın ama bak yine de galip gelemedin. Artık sağla solla uğraşma da takımınla ilgilen be gülüm.


Racon Kesmiyorum Kafa Kesiyorum

Dünya'da kaç tane futbolu vardır ki kendisine faul yapan oyuncuyu kafasını koparmakla tehdit eden ve buna rağmen hala saygı ve sevgi görmeye devam eden. Bu adama kızmıyorum ben, yaptığı onca çirkefliğe, ırkçılığa, hakarete, küfürbazlığına vs. rağmen başımıza çıkaranlara kızıyorum. Adam Milli Takım kaptanı yahu ! Böyle bi adama bırakın kaptanlığı Milli Formayı giydirmek bile büyük yanlış. Pascal Nouma'nın yaptığı malum hareketten sonra tefe koyup yollattıranlar bu çirkefin yaptıklarına karşı neden sessiz kalıyorlar ?? Ha ama pardon bunun dokunulmazlığı vardı dimi; FT Dokunulmazlığı. 3 hafta sonra oynayacağımız İspanya maçlarında yine kaptan olarak çıkacak takımın başında bu adam. İnsanı futboldan soğutuyor bunun gibiler. Bir insan iyi futbolcu olabilir ama önce adam olmalı bana göre, böyle maganda gibi sağa sola saldırarak nereye kadar. Allah ıslah etsin koçum seni ne diyim.

Bu arada kırmızı kart pozisyonunda hakeme 'deli' işareti yapan Roberto Carlos'a helal olsun diyorum. Bundan sonra hakeme kart göster işareti yerine bu hareket yapılsın ne de olsa bu harekete bi kart falan gösterilmiyor !!

Resim footballlove'dan alıntıdır, sormadan aldım kusuruma bakmasınlar...

8 Mart 2009 Pazar

Fransa Lig 1 - Bu Sefer Olacak Mı ?

'France Ligue 1' son yıllarda hiç bu kadar heyecanlı bi yarışa sahne olmamıştı heralde, ligin ağası Lyon bu sefer zirvede eskisi kadar yanlız ve rahat değil. Dün oynanan Lille-Lyon, Lorient-PSG ve Toulouse-Bordeaux maçlarından sonra üst sıralar iyice karıştı. Lille evinde Lyon'a 2 tane sallayarak ortalağı karıştırdı. Toulouse ise bu sezon kesin zirve hedefleyen Bordeaux'u evine 3 golle uğurlayarak hem kendisinden 1 puan önde olan rakibini geçti hem de zirveye bir adım daha yaklaştı. PSG ise Lorient deplasmanında Guily'nin golüyle güldü ve Lyon'un puan kaybıyla zirveyle arasında ki puan farkını 1'e indirdi. Marsilya ise evinde Valenciennes ile golsüz berabere kalarak lider Lyon'la aralarında ki puan farkını 2'ye düşürme şansını kaybetti. Lyon'un 53 puanla şimdilik lider götürdüğü ligde PSG 52, Marsilya ve Toulouse 49, Bordeaux 47 ve Lille de 46 puanda. Ligin bitimine 11 hafta kala takımların fikstürlerine bir göz atmak gerekirse;

Lyon

Son 11 maçın 6sını içerde oynayacaklar ancak deplasmanda oynayacakları 5 maçın üçü Marsilya-Bordeaux ve Toulouse. İçerde ise en zor maçları PSG ile olacak. Önümüzde ki 2 hafta içerde oynayacak olmaları ise onlar adına büyük avantaj olacak.

PSG

Haftaya evinde Marsilyayı ağırlayacak olan PSG bi sonraki hafta Toulouse'a konuk olacak ve o maçtan 2 hafta sonra da Lille deplasmanına çıkacak. 4 hafta da oynanacak bu 3 maç PSG açısından belirleyici olacak. Bu maçların dışında düğümü çözecek maç ise bitime 5 hafta kala çıkacakları Lyon deplasmanı olacak.

Marsilya

Kalan 11 maçta zor olarak gözüken iki deplasmanları var bunlar gelecek hafta oynanacak PSG maçı ve 33. hafta oynanacak Lille maçı. Evinde ise en zor sınavını 36. hafta Lyon'a karşı verecek. İçerde oynayacakları Toulouse maçı da zirve yarışında önemli bi maç olacak.

Toulouse

Gelecek hafta Monaco deplasmanına çıkacak olan Toulouse bi sonra ki hafta içerde PSG ile oynayacak. Bitime 4 hafta kala çıkacakları Lille deplasmanı ve son hafta kendi evlerinde oynayacakları Lyon maçı onlar için çok önemli olacak.

Bordeaux

Toulouse'a kaybederek zirve yolunda büyük yara alan Bordeaux ise fikstür yönünden bana göre en şanslı takım 32. hafta da içerde oynayacakları Lyon maçı dışında üst sıralardan kimse ile maçları yok ancak küme düşme tehlikesi bulunan takımlar bu süreçte daha tehlikeli olabiliyorlar, bu engeli aşabilirlerse işleri kolay olur ama 6 puanlık farkı eritip 4 takımın arasından zirveye çıkmak pekte kolay olmayacak.

Lille

Lyon'u yenerek ortalığı karıştıran Lille ise 7 paunlık farka rağmen iddiasını sürdürüyor, kalan 11 maçta Toulouse deplasmanı en zor deplasman olarak gözüküyor, içerde ise PSG ve Marsilya maçları belirleyici olacak.

İnsanların izlemekten ve takip etmekten pek zevk almadığı Fransa liginde durum bundan ibaret, bakalım Lyon'un hakimiyeti sona erecek mi...

Trabzonspor Forvetleri

Bu kadar çok pozisyon bulup maçı gol atamadan tamamlamanın sorumlusu tabi ki beceriksiz forvetlerdir, özellikle de Umut Bulut adında ki çenesi ayaklarından çok çalışan 'kazma'nındır ! Trabzonspor şampiyonluk yolunda ki rakiplerimizden, tabi ki gol atamamaları işimize geliyor ama bir yandan da acıyorum yahu bir futbolsever olarak. Bu kadar net goller nasıl kaçar be hacım, yazık değil mi o topu oraya getiren adama. Her gelen top gol olacak diye bişey yok ama sizde biraz abartıyorsunuz yani, son bi kaç haftadır Trabzon'un maçlarını 90 dakika olarak izliyorum, gol kaçırma konusunda Gökhan'la Umut büyük yarış içindeler. Takımda ki düşüşü klasik Ersun Yanal takımı işte gibisinden tezlerle açıklayabiliriz ama bu iki kardeşimizin de bunda büyük payı var. Bi Fatih Tekke olsa şu takımda eminim şuan açık ara lider olurdu Trabzon. Bu adamlarla işleri zor, attıklarının 5 katını kaçırıyorlar. Bu arada bi kaç kelam da Trabzonspor taraftarı için etmek lazım, bi ara kendimi Beşiktaş maçında sandım, bu kadar mı (ç)alıntı olur bi takımın tezahüratları, insan biraz bişeyler üretmek için uğraşır yahu. Başta üzülüyorum dedim kaçan goller için ama şimdi fikrim değişti, kaçırın anasını satiyim iyi oluyor :)

Hacettepe 2 - 3 Beşiktaş

Hangi sistemle oynuyoruz, kim nerde oynuyor, Ernst bu takımın 'eşeği' mi gibi sorularla geçen bi maçı daha geride bıraktık. Sivok'u Ernst'in yanına yardımcı bi oyuncu olarak koyuyor Denizli diye düşünüyorduk ama Sivok maçı stoperde geçirdi, zavallım Ernst tek başına orta sahada mücadele etmeye çalışıyor ama bu şekilde iki üç maç sonra isyan bayrağını çeker adam. Zapo ve Sivok'un tandem de Toraman'ın sağ bekte Ekrem'in de sol bekte oynadığı bi defans hattı bize en uygun olanı bence ama nedense her maç macera arıyoruz. İlk 15 dakika da kurduğumuz baskı ve gelen goller ile çok rahat bi maç izleriz diye düşünürken hevesimiz kursağımızda kaldı her zaman ki gibi, santrayla beraber kurduğumuz baskıyı biraz daha devam ettirebilsek ilk yarıda farka giderdi maç ama olmadı 2-1'i erken bulan Hacettepe bir anda direnç kazandı ve 3. gole kadar da baya iyi oynadılar. Serdar Kurtuluş'un hiç alakası olmayan bi pozisyonda ofsaytı bozması hem beni hemde Toraman'ı çıldırttı, golden sonra Toraman'ın bağırışı beni Kayseri maçında son dakika da yine Kurtuluş'un hatasından yediğimiz gole götürdü. O golde de Kurtuluş'a çok pis bağırmıştı Toraman. Biraz daha oyuna kafasını vermeli Kurtuluş. Sakatlığı bulunan Nobre'nin yerine ikinci yarıda Holosko'yu neden oyuna almadı Denizli anlamadım doğrusu oysaki üstümüze gelmeye başlayan Hacettepe karşısında etkili bi silah olabilirdi. 3 maçlık seriyi tamamladık kaldı Gençlerbirliği maçı, o maçı da alırsak Sivas'ta final niteliğinde bi maça çıkarız ve Denizli'nin sürekli dillendirdiği ''26. Hafta'' hedefine başarıyla ulaşmış oluruz. 19 Mayıs'ı İnönü'ye çeviren taraftarlarımıza da ayrıca teşekkürler.

4 Mart 2009 Çarşamba

Beckam

Hazır 'Satna Cruz' vakaası gündemdeyken bir forma yazım hatası da biz verelim. Yabancı bloglardan birinde vardı bu resim, bundan başka bi sürü hatalı yazım var ancak en ilgi çekeni tabi ki bu oluyor. Hadi Kuszczak, Solsjkaer gibi isimlerin formalarında hata yapılır ancak bu nedir ya. Formanın şekline ve Beckham'ın saçlarına bakarsak 97-98 yıllarından falan olduğunu tahmin edebiliriz. Pazarlarda satılan çakma formalarda bile yapılmaz böylesi.

Kabak Çiçeği

Sivasspor'un 4 gün arayla oynadığı iki Fener maçına çıkana kadar Ligde ve Kupada oynadığı 27 maçta yediği gol sayısı sadece 17 idi. Yani maç başına 0,6. Böyle bi takımın iki maçta 7 gol yemesini hangi özlü sözle açıklayacaksın acaba Socrates Bülent ?? Ligin en iyi savunmalarından birini yapan Sivasspor'un iki maçta kabak çiçeği gibi açılmasını hangi saçma cümlelerle açıklayacaksın çok merak ediyorum. Milletin yediği golleri sayana kadar aklın sıra laf sokana kadar kendi takımına bak biraz. Bu arada senin takımın derken Sivas'ı kastediyorum, karıştırma sonra....

3 Mart 2009 Salı

Buda Size 'Kapak' Olsun

Elin şeyiyle gerdeğe girmeye çalışan, arabanın jant kapağını sahaya atıp geriye kalan aksamını içine alan Ankaragüçlüler ve Bursasporlular...

Bu galibiyette size kapak olsun !!

Tamam Sensin

Sizi bilmem ama ben bu adamı acayip uyuz oluyorum. Her hafta yaptığı birbirinden alakasız ve içi boş açıklamaları ile Süper Lig'in filozofu olma yolunda ilerliyor. Neymiş efendim 7 yerlermiş 6 yemezlermiş 9 yerlermiş 8 yemezlermiş. Vay anasını be ! Ne kral takımsınız yahu siz hayran oldum valla size bu açıklamalardan sonra helal olsun. Sen ona buna laf atmayı bırakta her maç gavur gibi kapanan takımının Fener maçında neden kabak çiçeği gibi açıldığını anlat. Bu konu hakkında da bi özlü sözün vardır heralde. Yediğin 4 golü Beşiktaş'a Galatasaray'a laf çarparak mı savunacaksın. Tüm Türkiye'nin sempatisini kazanan bi takımı kendi dangalaklığınla yok edeceksin en sonunda. Koca karı gibi konuşacağına takımına bak biraz fino. Ha bu arada unutmadan söyliyeyim; Dunga'dan bile kötü giyiniyorsun !