28 Nisan 2009 Salı

Hocalarının Kuyusunu Kazanlar

Her ne kadar adına istifa deselerde bunun bi istifa olmadığını hepimiz biliyoruz. Ersun Yanal'ın gönderilmesinde başrolü oynayan ikiliye geçmeden önce Trabzonspor'un bu muhteşem (!) hamlesi için bi kaç kelam etmek lazım.

Yahu kardeşim gören de sanacak ki her sene şampiyon oluyorlarda Ersun Yanal bu sene yapamadı diye gönderiyorlar. Daha takımı yeni kurmuşsun bu sezon yeniden yapılanma sezonu ilk 3'te bitirmek bile büyük başarıdır gözümde. Ne olacak şimdi, yeni hoca gelecek kendi tercihleri ile yeni takım kuracak, o takım oturana kadar bi sezon daha uçup gidecek. Bi sene daha sabretseniz adama beklediğiniz başarı belki de gelecekti, belki de gelmeyecekti ama denemek zorundasınız. Bizi fazla ilgilendirmez tabi, kim ne oluyorsa olsun sonuçta aynı hataları bizde yıllardır yapıyoruz ama artık akıllandığımız kanaatindeyim. Daha doğrusu yönetim akıllandı, biz zaten sabır konusunda bi sıkıntı yaşamıyoruz.

Gelelim Ersun Yanal'ı koltuğundan eden müthiş ikiliye. Bi kaç ay önce bi postta değinmiştik bu ikiliye, tehlikeyi biz görmüştük ama Trabzonspor görememişti. Özellikle içerde üst üste puanların uçup gittiği Denizli-Konya-İBB maçlarında baş sorumlu olarak Gökhan ve Umut'u gösterebiliriz. O maçlarda kaybedilen 8 puanı şuan ki tabloya koyduğumuzda Trabzon'un nerelerde olabileceğini görüyoruz. Gidip kanat oyuncusu alacaklarına adam gibi bi forvet alsalardı şimdi bu durumda olmazlardı. Bu sene gitti ama gelecek sene için Trabzona iki yeni forvet şart. Forvetlerin yanında biraz da sabır tabi ki.

Postu Ekşisözlük'ten müthiş bi alıntıyla bitiyorum: ''Koy bu ikisinin yanına Guiza'yı Manchester United'ı küme düşürmezlerse şerefsizim''

26 Nisan 2009 Pazar

Eskişehir 0 - 2 Beşiktaş

Dün Sivas'ın Trabzon'u 3lemesiyle farz olmuştu bu maçı kazanmak, olası bir puan kaybı şampiyonluğun Sivas'a gitmesi demekti. Ne yalan söyliyim ilk 11'i gördüğümde sinirden ne yapacağımı şaşırdım, sinirimi çıkaran şeylerin başında ise tabi ki S.Özkan geliyor. Sağolsun performansı ile beni sürekli haklı çıkarıyor oysa iyi oynasa beni g.t etse ben ona da razıyım ama olmuyor işte bir türlü, bu çocuk adam olmayacak benden söylemesi. Barcelona maçlarını izlettirmeyin şu çocuğa diyorum etkileniyor kendini Messi sanıyor, dün akşam Barca'nın Valencia ile yaptığı maçı izlemiş ve etkisinde kalmış yine. Neyse ki sadece 45 dakika sürdü bu işkence ve ikinci yarıda onsuz bi Beşiktaş izledik.

Aslında biz ilk yarılarda uyutan ikinci yarıda coşan bi Beşiktaş izlemeye alışmıştık ama bugün tam tersi oldu. Her ne kadar goller ikinci yarıda gelmiş olsada ilk yarıda girilen pozisyonlar ikinci yarıda girilenlerden çok daha fazlaydı. Özellikle 'nazlı ceylan' Delgado'da bugün alışılagelmişin dışında bi istek vardı, çok az görmüşüzdür böyle istekli oynadığını bi deplasmanda. İlk 11'de Bobo ile başlasaydık ilk yarıda kopardı maç buna eminim. Holosko, Tello ve Delgado çok iyi toplar taşıdılar ceza sahasına ancak o topları buluşturacakları bi santrfor yoktu. Mecburen kendileri vurdular ama malesef hiçbiri girmedi. Bir kaç cılız atak dışında pek bi varlık gösteremeyen Eskişehir karşınında sabırla oynarsak golün geleceği belliydi, nitekim Holosko'nın şık topuk pasında ceza yayına yakın bir yerde topu alan Tello harika bir ara pasıyla Bobo'yu topla buluşturdu ve beklenen gol geldi. Dakikalar 70'e gelmişti ve ızdırap dolu bir 20 dakika bizi bekliyordu, korktuğumuz olmadı neyse ki kazasız belasız 10 dakika geçti. 80'den sonrası daha bi geçmez olur derken Yusuf olağanüstü çalımlarla getirdiği topta Holosko'yu golle buluşturdu ve maç böylelikle bitmiş oldu.

Yusuf 'un golü için ayrı bi parantez açmak lazım heralde, o nasıl çalımlardır o nasıl soğuk kanlılıktır. Bi adama 3 kere üst üste çalım atılır mı be kardeşim yazıktır. Doğa bu yediği çalımlardan sonra bi 3-4 gün kendine gelemez heralde. Yusuf için kim demişti hatırlamıyorum ama birisi ''Telefon kulübesinde adam geçen topçu'' demişti. Bugün aynen bunu yaptı Yusuf, tek kelimeyle muhteşemdi. Şampiyonluk yolunda son virajlara girilirken böyle büyük tecrübelere ihtiyaç duyuyor takım. Son 5 maçta da bekliyoruz böyle güzel hareketlerini.

Bu arada bilmem hatırlarmısınız Eskişehir ile ilk yarıda İnönü'de oynadığımız maçta Rüştü topu tutmasına rağmen hunharca bi tekme savurmuştu adamın biri, bugün yine sahnedeydi kasap. Rüştü topu aldıktan sonra kafasına resmen tekme attı ayıoğlu ayı. Rüştü anasını mı zikti bilinmez ama bu karaktersizin var bi alıp veremediği Rüştü ile. Kimden mi bahsediyorum. Tabi ki Serdar Özbayraktar denen haysiyetsizden. Bu harekete sarı veren S.Dereli'ye ise hiçbişey demiyorum.

Haftaya derbi var, çok şükür ceza sınırında olan kimse kart görmedi, Nobre yetişir mi bilmiyorum ama umarım yetişir çünkü bu kadar kötü bi savunma hattı olan Fb'yi kolay kolay bulamaz. Mustafa hoca yine fantezi yapmazsa doğru düzgün bi kadro ile çıkarsa Fb'yi hallaç pamuğu gibi dağıtırız. Sen fantezi arama hocam biz sahada her türlü fanteziyi yapacağız zaten :)

19 Nisan 2009 Pazar

Naptın Be İbo

Bu akşam ki puan kaybın da esas sorumlu sensin biliyorsun değil mi...

Gördünüz Mü Tezgahı ??


İki haftadır karı gibi ağlıyorsunuz yok tezgah varmış yok bizi şampiyon yapmayacaklarmış. Umarım bu akşam oynadığımız maçı izlemişsinizdir ve görmüşsünüzdür kimi şampiyon yapıyorlar kimi şampiyon yapmıyorlar. Sizin mesnetsiz açıklamalarınız yüzünden etki altında kalıyor hakemler ve böyle saçma sapan maçlar yönetiyorlar. İnşallah biraz olsun utanmışsınızdır diyeceğim ama sizde böyle insani duyguların olmadığı aşikar, şuan için sevinç naraları atıyorsunuz büyük ihtimalle ama ikinize de gereken cevap sezon sonunda gelecek, o zaman kuduz it gibi ağzınızda salyalarla saldıracaksınız. Size yar olmayacak bu lig.

15 Nisan 2009 Çarşamba

İlker Yasin'den Özür Diliyorum !


İlker Yasin'i bu ülkenin en kötü spikeri sanıyordum, maç anlatmasın da ne yaparsa yapsın diyorum ama dün gece ona haksızlık yaptığımı anladım çünkü ondan daha kötüsü de varmış:



Hiddink'in Eseri

Eğer son yılların en güzel maçlarından birini izlediysek, eğer artık klasikleşen golsüz pozisyonsuz Chelsea-Liverpool maçlarından kurtulup gollü maçlara şahit oluyorsak bunda Guus Hiddink'in büyük payı olduğu düşüncesindeyim. Mourinho-Benitez çekişmeleri zamanında iki hoca da takımı geriye çeker bize de uyumak kalırdı. 2005 yılında ki eşleşme de iki maçta da gol olmamıştı, çizgiyi geçmeyen bi golle Liverpool turlamıştı. 0-0'a aboneydik anlayacağınız. Şimdi ise zevk veren bi Chelsea var. Hiddink Benitez'i bile değiştirdi valla, adam hücum oynatmaya başladı, pek huyu değildir aslında. Chelsea-Barcelona eşleşmesi Liverpool-Barcelona eşleşmesinden çok daha zevkli geçecektir buna eminim. Bu sefer Rijkaard ve Mourinho yok, onların çekişmesi de güzel oluyordu ama bu sefer daha güzel olacak buna eminim. Bence şanslar eşit, her ne kadar Barcelona uzay futbolu oynasa da...

Sen Raul'dan 10 Kat Daha Yeteneklisin

İ.Akın Raul'dan 10 kat daha yetenekli bi oyuncu desem bana ne dersiniz ?? Büyük ihtimalle cevabınız 'sen ne içtin' olur heralde. Peki ya yıllarca Raul'un hocalığını yapmış olan hem de en verimli olduğu dönemlerde bunu yapmış olan Del Bosque dese ne dersiniz. Dün SKY Türk'te Total Futbol adında bir program vardı, ilk kez rastladığım bu program da sunucu anlattı bu olayı, onun yalancısıyım ben. Del Bosque 2004'te bize geldiğinde bir gün antrenman sırasında Akın'ı yanına çağırmış ve idölünün kim olduğunu sormuş 'kimi örnek alıyorsun' demiş, Akın'da buna 'Raul' diye cevap vermiş. Del Bosque'nin cevabı ise 'Biliyormusun o senin yeteneğinin 10'da 1'inde bile değil' O dönem Del Bosque'nin en güvendiği isimlerden biriydi 19 yaşında ki İ.Akın, müthiş çıkışı herkesi şaşırtmıştı ve aynı oranda da sevindirmişti. Çok şeyler bekliyorduk kendisinden ama onun için futboldan çok daha önemli şeyler vardı, mesela at yarışı !! Yıllar önce Sergen'de yaşadığımız olayı şimdi de Akın'da yaşıyorduk. Allah vergisi yeteneğini kullanamayan, yeteneğini aklı ile birleştiremeyen ve kendini harcayan topçular listesinde ilk sıralar da yer alır şüphesiz İ.Akın. Şimdi İBB'de sürün dur, bakalım o atlar gelip seni kurtaracak mı. Yazık diyorum başka da bişey demiyorum.

14 Nisan 2009 Salı

Bakalım Ne Kadar Yüreklisiniz

Bu geçen sene İBB maçında Bobo'nun 4 maç ceza almasına neden olan pozisyon. Şimdi soruyorum herkese; bu hareketin cezası 4 maç ise Lugano'nun Semih'in Arda'nın cezası ne olmalı ? Herkes elini vicdanına koysun lütfen. Eğer o yapılan çirkinlikler 2-3 maçla geçiştirilirse en yakın maçta bizim topçular da yapsınlar aysını bakalım ne ceza verecekler diyeceğim ama bizimkilerin bu kadar çirkefleşebileceğine ihtimal dahi vermiyorum. Bi tezgahtır tutturmuş gidiyorlar, esas tezgahı kim kurmuş göreceğiz. Ha bu arada unutmadan, Nouma'yı Fb maçında yaptığı hareket yüzünden darağacına asan yapmadığı saldırı kalmayan sevgili medyamızın Volkan'ın yaptıklarına karşı kayıtsız kalması da ahlak anlayışlarının kişilere kurumlara göre değiştiğinin en açık göstergesi olsa gerek. O hareket yüzünden tahrik olup alt tribünün çatısına çıkan taraftarlar nedeniyle orada Allah korusun bi kaza olsaydı bunun hesabını kim verecekti bunu bi düşünsünler.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Ergenekon'un İşidir

Maç oynanırken bi yandan ot çekip bi yandan da Scherlock Holmes okuyordu heralde sayın Adnan Polat. Yok yani bu kadar saçma sapan şeyleri ancak kafası güzel bi komplo teorisyeni söyleyebilir. Neymiş efendim, bu yaşananlar senaryoymuş, tezgah varmış, Gs ve Fb'yi bitirme operasyonu başlamışmış mışta mış... Evet tezgah kuruldu, Taner Gülleri'yi onlar ayarladılar, Lincoln'ü onlar takımdan kopardılar, Skibbe'yi onlar gönderdiler, Kewell'ı onlar stoperde oynattılar... Belki de Ergenekon'un işidir ha ne dersin sayın Polat. Ortaya attığın teze göre alınan her şampiyonluk tezgah o zaman, her sene 4. 5. olan takımlar bu tezgahın kurbanı. Bu tezgahlardan en iyi anlayan adamlardan birisin aslında sen, o tezgahlarta az tezgahtarlık yapmadınız. Senin takımın kendi sahasında ezeli rakibini yenemiyecek yenmeyi bırak adam gibi pozisyon bile bulamayacak, oyuncuların ağızlarından salya akıta akıta ona buna saldıracak, sahaya tribününlerden adam atlayacak sen kalkıp bunları 'tezgah' diye bize yutturacaksın. Olacak iş değil yemin ederim, Allah sizi ıslah etsin. Herkesin oynadığı maçlar ayan beyan ortada açık seçik bi kollanma varsa bi tezgah varsa açıkla. De ki şunlar şunlar oldu. Neden başarısızlığını böyle saçma sapan iftiralarla kapatmaya çalışıyorsun ki. Sen eğer kendi sahanda küme düşme potasında ki takımdan 5 gol yiyorsan kalkıp ona buna laf atmayacaksın sayın Polat. Bi kere de suçlu siz olun be. Yavaştan bi kuduzluk belirtisi görüyorum çenelerden salyalar akmaya başladı pis bi şekilde Allah sonunu hayır etsin, ligin sonunda şampiyon olursak daha susmazsınız siz. Benim tavsiyem al bi kasa soda birini bitir diğerine başla biraz da limon sık içine, hazımsızlığa bire bir, vallaa.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Uğurlu Beyaz

Yahu kardeşim bizim başka formamız yok mu, neden her maça bu dümdüz beyaz formayla çıkıyoruz ki diye düşünürken beyaz formanın bize feci şekilde uğurlu geldiğini gördüm, yanlız bir istisna hariç, ilerde değinmek üzere bu istisnayı burda bırakıyoruz. M.Denizli geldiğinden beri lig de 21 maçın 16 sında beyaz forma giydik. Bu 16 maçta 12 galibiyet aldık. Fb, Gs maçlarında yenildik, Trabzon ve Sivas ile de berabere kaldık. Beyaz formayı giymediğimiz 5 maçta ise Kayseri ve Ankaraspor'a yenildik, Sivas, Bursa ve Konya ile de berabere kaldık. Kupayı söylemeye gerek yok heralde orda ne giyersek giyelim kazanıyoruz maşallah. Yeniden lige dönersek beyaz formanın feci şekilde uğurlu geldiğini görüyoruz ama bir istisnamız var. Başta da söylediğimiz bu istisna ise tabi ki büyük maçlar. İlk 5'te beraber yer aldığımız takımlarla oynadığımız maçlarda beyaz forma ile pekte başarılı olamadığımızı görüyoruz. Bu yüzden önümüzde ki derbilere beyaz forma ile çıkmayalım, mis gibi çubuklumuz var yahu giyelim işte. Ligde sadece ilk maçta giymiştik heralde, 3-2 lik Antalya maçında. Gri çizgili uğursuz geliyor onu mümkünse giymeyelim. Takımın hangi formayı giyeceğini burdan tayin etmiyoruz evet ama uğursuz geliyor işte kardeşim büyük maçlarda düz beyaz, illa giyeceklerse şortu bari siyah olsun. Derbiler dışında ise beyaza devam.


Bu arada resimde ki kenetlenmeye dikkat diyorum, işte şampiyonluğa giden takımın gol sevinçleri aynen böyle olmalı dostlar. Böyle olmalı ki 34. hafta da tüm Beşiktaşlılar birbirine böyle sarılsın şampiyonluğu doyasıya kutlasın.

Aman Haaa !!

Kocaeli maçı geçtiğine göre artık Bursa maçı için konuşma vakti geldi. Bu bir hafta boyunca bu konu o kadar çok konuşulacak ki, ortalık karışmadan ben görüşlerimi açıklayayım diyorum. Bursaspor'un Beşiktaş gibi büyük bi camianın adını kullanarak reklam yapma hevesi olmasa şimdiye kadar bu konu çoktan kapanırdı ama kavganın bitmesi işlerine gelmez. Bizi şikeyle maç satmayla suçlayanların bugün ne yapacaklarını göreceğiz Ankaragücü karşısında. Neyse şimdi konumuz bu değil. Konumuz rakip taraftar gelmelimi gelmemelimi. Benim cevabım çok açık ve net: Gelmeliler ! Evet ilk adımı biz atmalıyız büyük olarak, yoksa Bursa'nın çocuklukları ile uğraşmaktan çözülmeyecek bu iş. Çözüm için gelmeliler diyorum ama bu maçtan sonra ki ilk iç saha maçımızın Fenerbahçe ile oynanacak olması insanın burnuna pis kokular getiriyor. Bu maça gelecek olan Bursalılar büyük ihtimalle rahat durmayacaklar ve olay çıkarmak için kışkırtmak için ellerinden gelen ne varsa yapacaklar. Şampiyonluğa koşarken böylesine önemli bi derbiyi seyircisiz oynamamak için oyuna gelmemek lazım. Aslında İstanbul Emniyetinin bu işi kazasız belasız atlatmaya gücü yeteceğini bilsem hiçbi kaygım olmayacak ama onlara olan güvenim geçen hafta itibariyle bitmiş durumda. Bu anlamsız kavganın bitmesi için ilk adımı atmalıyız dedim ama işin birde bu boyutu var işte. Şimdi çık işin içinden çıkabilirsen. Ben her ne karar çıkarsa çıksın tüm Beşiktaşlıları şağduyuya davet ediyorum, oyuna, kışkırtmalara gelmeyelim. Üzerimize oynanacak oyunlara karşı sağlam duralım. 3-5 kopuğa adamlık öğreteceğiz diye takımımızı yakmayalım. Hele hele klavye başında ''asarız keseriz boğarız'' türünden giderlerden uzak duralım, gereksiz gerginliğe neden oluyor zira bu tür söylemler. Umarım kazasız belasız bi maç olur yoksa yazık olur...

10 Nisan 2009 Cuma

Kocaeli 1 - 3 Beşiktaş / 100. Yıldaki Gibi

Kocaeli ile yaptığımız iki maçta da bu kadar zorlanmamız beni 100. yıla götürdü, o yılda ligin ikinci haftasında 2-1 ile zar zor geçmiştik Kocaeli'yi, ikinci yarıda ki maç ise 5-0 bitmişti yanlış hatırlamıyorsam. Ligin sonlarına doğru küme düşmemeye oynayan takımlarla oynamak derbi maçlar kadar zor oluyor valla. Hele birde rakibiniz Kocaeli gibi elinde iyi silahları bulunan ve taraftarı da sağlam olan bi takımsa işiniz iyice zor oluyor ama o silahların en iyisi olan Taner golün hemen ardından yan bağlarından yaşadığı sorun nedeniyle oyundan çıkmak zorunda kalınca hücum açısından maç daha başlamadan bitmiş oldu Kocaeli için, neyse ki golü atmışlardı. Asisti de Taner yapmıştı zaten. Golde topu alan oyuncunun etrafında 3 oyuncumuz vardı ama hiçbiri bir şey yapamadı ne yazık ki. Erken gelen golün şokunu atamadan az daha ikinciyi yiyorduk ki eski oyuncumuz Serdar Topraktepe zor olanı yaptı ve altıpastan topu dışarıya atabilme gibi üstün bi yeteneği olduğunu gösterdi ! Bana göre maçın kırılma anlarından biriydi bu. Ligin ilk yarısında 2-0 dan maçı çevirmiştik ama bu sefer böyle bi şansımız olmayabilirdi.

İlk yarıda golü bulduktan sonra geriye çekilen ve kontralardan medet ummaya başlayan Kocaeli Tanersiz bu işin zor olduğunu anladı ama yapacakta bişeyleri yoktu. İlk 45 dakika bitene kadar da iyi kapandılar Allahları var. Özellikle Azeri oyuncuları Sadıgov çok başarılıydı, gelen her topu başarıyla karşıladı Kocaeli'nin 1 sırt numaralı oyuncusu, Olympiakos'da Kafes diye bi adam var o da 1 numara giyiyor orta sahada oynamasına rağmen onu hatırladım birden. Maçın ilk 11'ini gördüğüm an eğer işler yolunda gitmezse Erkan-Uğur ve Cisse-Holosko değişiklikleri olur dedim nitekim öyle de oldu. Yabancı sınırlaması olmasa maça Erkan yerine Holosko ile başlardık zaten. Kapalı savunmalara karşı pekte verimli olmadığı bilinen Holosko penaltı golüne kadar pek ortalarda görünmedi zaten. Penaltı net penaltıydı. Zapo topun başına gelince hafiften tırsmadım değil hani ama Zapo öyle güzel yere vurdu ki topu adeta penaltı nasıl atılır onun dersini verdi. Maç boyunca ortalarda görünmeyen ayağına gelen topları da ezen Bobo şansının da yardımıyla golü atınca adeta yeniden doğduk. Penaltı Kocaeli'li futbolcuların direncini kırmıştı besbelli. İşte tam bu anlarda kapalı savunmalara karşı etkili olamıyor dediğimiz Holosko girdi devreye ve Yusuf'a güzel bi asist yaparak maçı bitirmiş oldu. Geçen hafta attığımız golün kopyasıydı adeta bu gol.

Kocaeli'nin şansı çok azaldı bu yenilgi ile ancak umarım kalırlar ligde, çok zor maçları kalmadı aslında, eğer bu futbolu devam ettirirlerse amaçlarına ulaşacaklardır. Cuma maçlarını yenip diğer oynanacak maçları beklemek te pek bi güzel oluyor. Yarın hepimiz Antalyalıyız vesselam, Şifo ve ekibi dualarımızla çıkacak yarın sahaya, e bi güzellik yaparlar artık. Şimdilik maç fazlasıyla elimizde bulunan liderlik yarın bu saatlerde tapusuyla bizim olur inşallah. Şimdi derbi de alınacak bi beraberlik güzel sonuç gibi görünüyor olsada fikstürü daha kolay olan Gs'nin yenilmesini istiyorum ben, Alex'siz Fb(büyük ihtimalle yok diyorlar) bunu nasıl yapacak o da ayrı sorun. Önümüzde ki iki hafta çok önemli Ertuğrul ve Rıza'nın takımlarından alacağımız 6 puan bizi Fb derbisine çok daha rahat çıkaracaktır. Bekleyip göreceğiz.

7 Nisan 2009 Salı

Noolur Düşmeyin !

Şikenin ve maç satmanın ülkemizde ki en önemli temsilcilerinden biri olan A.Gücü küme düşme hattında kendine yakışan güzel bi yer edinmiş durumda, düşebilir de düşmeyebilir de belli olmaz ne de olsa alışkınlar matematiksel olarak küme düşüp saçma sapan uydurmasyon işlerle lig de kalmaya. Kalan 8 hafta da BJK, FB ve GS ile oynayacakları 3 maç olduğunu düşünürsek ligde kalmaları hiçte kolay olmayacak. Bu hafta sonu karı-koca (hangisi karı hangisi koca bilmiyorum valla) bi güzellik yaparlar diyecektim ama Bursa kendine Avrupa'ya gitme gibi kendileri için Kaf Dağının ardında olan bi hedef koymuş, belli mi olur belki de kardeşliği bozarlar bu hedefleri için. Süper Ligimizi bu yüzden sevmiyorum ben ya, iki galibiyet alan Anadolu takımı hemen Avrupa semalarında uçmaya başlıyor, fazla uçmayın düşersiniz ona göre.

Konu nerden nereye geldi, esas konumuza dönelim. Efendim başta da dediğim gibi A.Gücü düşme tehlikesi ile karşı karşıya. Cehennemin dibine kadar yolları var beter olsunlar diye beddua ederken bi anda kendileri ile yaptığımız maçlar zihnim de canlandı. Biraz hafıza biraz mackolik arşivi derken son 7-8 sezon da yaptığımız maçların sonuçlarına ulaştım. 16 maçta sadece 2 beraberlik alabilmiş zavallılar. Altımızdan çıkmıyorlar anlayacağınız. Ben şimdi neden böyle bi takımın düşmesini istiyim ki. Geliyorlar vuruyoruz gidiyorlar vuruyoruz. En son Daum'un ikinci döneminde yenebilmiş zavallılar bizi. Hani Kemal Sunal'ın bi filmin de (Yanılmıyorsam Şark Bülbülü filmiydi) Mazlum diye bi herif vardı ya, gazino sahibi abimiz ne zaman kafası bozulsa onu haşat edip rahatlıyordu işte bu da o hesap. Velhasılı kelam ben istemiyorum kardeşim düşmelerini, böylesi kolay kolay bulunmaz değerini bilmek lazım.

5 Nisan 2009 Pazar

İnsanmısınız ??

Takımımız bugün maça Polis teşkilatının 164. yılını kutlayan bi pankartla çıktı, hayırlı uğurlu olsun nice nice yıllara. Maç öncesinde yaptıklarıyla ufak bi kutlama mı yapmak istediler bilinmez ama bilinen bişey var ki o da; BU ÜLKEDE TERÖRİSTLER BİLE BÖYLE MUAMELE GÖRMÜYOR !!! Evet sevgili kardeşlerim bu ülkeyi bölmeye çalışan adamlar bile bizden daha fazla insan muamelesi görüyor. Neydi suçumuz neydi günahımız birisi çıksın söylesin Allah aşkına. Sizi Polis Akademisinde takımına ilan-ı aşk etmek isteyen taraftarları durduracaksınız diye mi eğittiler. Emniyet teşkilatı 3-5 kendini bilmezin kendini tatmin etmesi için mi kurulmuş. İstisnasız her maçta ''POLİS TERÖRÜ''ne maruz kalıyoruz ama bu sefer ki hepsinden farklı oldu. Yakında bizi DGM'de ya da Ergenekon'da falan da yargılarsınız siz.

Ve son sözüm sana karaköy çocuğu !! O taraftar sana naptı da tekmeyi savuruyorsun onun bunun evladı !! Yiyosa terör örgütlerinin mitinglerinde yapsana şunu, bak bakiyim o zaman o bacağını bi tarafına monte ediyolar mı etmiyorlar mı...

2 Nisan 2009 Perşembe

A Milli Reklam Ajansı

Ne zaman bitecek bu milli maçlara 'istiklal savaşı' muamelesi yapmamız çok merak ediyorum. Yakında maçlara silahla süngüyle çıkacağız neredeyse. Ne bu gaza gelme merakımız anlamıyorum ki. Antremanlardan çok reklam filmi çekimlerine giden hocamız, oyuncularımız fazla etkisinde kaldılar heralde bazı şeylerin. ''Amansız ol, Dünya büyükse bizde büyüğüz, artık çoluk çocuk mahalle maçlarında bizim ismimizi alacaklar'' tarzı söylemlerle kendi kendimizi pohpohlamaktan gerçekleri göremiyoruz. EURO 2008'de ki gibi her zaman melekler yanımız da olmuyor işte. Orda 90. dakika da gol atınca alın teri diyoruz, mücadeleyi bırakmamak diyoruz ama elin oğlu bize 90'da atınca haksız galibiyet diyoruz. Gerçeklerle biraz daha yüzleşmemiz lazım ve şimdiden 2012 elemeleri için çalışmaya başlamamız lazım !