31 Mayıs 2009 Pazar

Parmak Kopması Körlüğe Neden Oluyormuş !

Daha öncede kördü daha doğrusu bakarkördü ama artık eşşeğin bi tarafına suyu kaçırmaya başladı F.T. Toraman'ın özellikle ikinci yarıda ki çıkışını gör(e)memek için kör olmak lazım. Toraman'ın ve Milli Takımı sonuna kadar hakeden bi çok futbolcunun daha hakkını yemeye devam ediyor. Dediğim dedik çaldığım düdük mantığı ile idare ettiği Milli Takımımız 2010 Dünya Kupasından mahrum kalmak üzere ama o hala inatlarından vazgeçmiyor. Koskoca imparator ! canım neden vazgeçsin dimi, sonra fiyakası falan bozulur mazallah. Milli Takımın aldığı/alacağı sonuçlar beni artık alakadar etmiyor açıkçası, o forma artık Milli forma olmaktan çıkmıştır F.T. Takımı olmuştur. Lafa geldi mi mangal da kül bırakmayan sevgili medyamızın bu konu da F.T.'ye gıkını çıkaramaması da onların ayıbıdır pısırıklığıdır. Bu kafayla daha çoook Dünya Kupası Avrupa Şampiyonası kaçırırız biz, böyle devam aferin...

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Şampiyonuz Ulaaannn !!

Final sınavlarımı tam şampiyonluk haftasının içine edecek şekilde ayarladıkları için ne maça gidebildik ne de buraya bir iki şey karalama fırsatı bulabildik. Hani derler ya acısıyla tatlısıyla iyisiyle kötüsüyle bitti diye işte öyle olmadı bizim iş, hep karnımıza ağrılar girerek hep bi tarafımızdan ter akıtarak geldik bu güne, rahat maçımız olmadı hiç, işte bu yüzden daha bir sevindiriyor bizi şampiyonluk. Kolay olmadı ama sonunda ki sevinç herşeye değdi. Teşekkürler Beşiktaşım, sen yüzümüzü güldürdüğünde diğer dertleri unutuyoruz biz. Etraflıca bi yazıyı daha sonra yazarız şimdilik burda virgülü koyalım ve kutlamalara bağlanalım.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Şampiyon Beşiktaş !



Formanın rengi Siyah-Beyaz olunca, üzerinde de anlı şanlı armamız olunca yarışılan kulvarın branşın ne olduğunun pek bi önemi kalmıyor. Türlü imkansızlıklara rağmen muhteşem bir sezon geçiren Hentbol Takımımız final serisinde durumu 3-1'e getirdi ve şampiyon oldu. Bir dediği iki edilmeyen, zaten yapması gerekenleri yapıp sanki çok exterm bi iş başarmış gibi üstüne birde Yüzbinlerce Euro prim alan futbolcuların yakaladığı/yakalayacağı başarılar kadar önemlidir hentbolcularımızın başarısı. Hocasından oyuncusuna malzemecisinden masörüne kadar hepsini tebrik ediyorum. Y.D. geldiğinden beri dibe vuran amatör branşlardan böyle bi başarının gelmeside ayrıca bizi sevindiren bi unsurdur. Amatör branşların onun pek umrunda olduğunu da sanmıyorum zaten, olsaydı bu maç şampiyonluk maçı olduğu için biletleri 50-60 YTL'Den aşağı satmazdı zaten, bu tip fırsatları kaçırmaz zira kendisi. Futbol takımı ligde şampiyonluğa ulaşırsa kupa primi ile beraber toplam alacakları prim tam 350 Bin Dolar olacak ! Hentbol takımının ise aylardır parası ödenmiyor bildiğim kadarıyla, umarım aradaki bu adaletsizlik biraz olsun giderilir, maddi olarak hentbolun geri dönüşümü ile futbolun ki bir değil biliyorum ama bu kadar da çifte standart olmamalı.

Bu gece zaferler gecesi oldu bizim için valla, basket takımımıza Gs'yi 42 sayılık müthiş farkla mağlup etti. Seri 2-1'e geldi, bi sonraki maçta Akatlar'da. İnşallah seriyi son maça taşıyıp o maçta işi bitiririz. Hentbol'da değindiğimiz sıkıntıların benzerleri baskette de var. Basketçilerimiz de zor şartlarda mücadelelerini sürdürüyorlar. Bu iki zaferin üstüne hafta sonu futbolda da kazanıp hat-trick yaparız inşallah. Bu taraftar her türlü başarıyı sonuna kadar yaşamayı hakediyor. Hep siyahını yaşıyoruz arada beyazını da yaşat be Beşiktaş.

Teşekkürler Show Tv !


Koskoca UEFA Final maçı için yorumcu diye karşımıza Bülent Tulun'u çıkardığınız için,

Reklamlardan ancak fırsat bulup maç başladıktan sonra yayına girdiğiniz için,

Tribünden taraftar yansımalarını sadece Werder'li ağlayan bi kızı iki de bir göstererek geçiştirdiğiniz için,

Maçın son düdüğü çalar çalmaz reklamlara girip kupa merasimini izletmediğiniz için daha sonra banttan verdiğiniz için,

Bu güzel finali en iyi (!) şekilde yayınladığınız için TEŞEKKÜRLER !!

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Allah'ın Var Mı Demirören ??

ESKİ AÇIK: 90,00 TL
KAPALI ALT: 250,00 TL
KAPALI UST: 300,00 TL
NUMARALI KENAR: 375,00 TL
NUMARALI ORTA: 425,00 TL
VIP ALT A-F: 425,00 TL
VIP ALT B-E: 450,00 TL
VIP ALT C-D: 500,00 TL
VIP UST A-F: 500,00 TL
VIP UST B- E: 750,00 TL
YENİ AÇIK: 90,00 TL


Bi taraftarın takımına olan aşkı ancak böyle sömürülür tebrik ediyorum sayın başkan seni. Yap yap 150 TL yap en ucuz bileti, nasıl olsa bu taraftar o parayı da verir gelir. Geldiğin günden beri yaşattığın onca başarısızlığa rağmen bu taraftar tribünleri terketmedi, aşkından vazgeçmedi ama senin her fırsatını bulduğunda taraftara yolunacak kaz muamelesi yapman senin ne kadar kötü bir Beşiktaşlı olduğunu gösteriyor. Avrupa Kupalarında üst sıralara oynasak sen bizi stada da almazsın heralde. Ama 3 kuruş fazla kar elde etmek için yaptığın bu terbiyesizlikler gün gelip sana döncek elbet.

İnşallah şampiyon oluruz ve sen şampiyonluk kutlamalarında istifa tepkileriyle karşılaşan ilk başkan olursun. Çok açık ve net söylüyorum şampiyon olsakta olmasakta bu adama istifa demeyen BEŞİKTAŞLI DEĞİLDİR !!

17 Mayıs 2009 Pazar

Emniyet Ne İşe Yararsın ??

Maç yazısına bu başlık mı atılır demeyin zira çok geçerli sebeplerim var. Diğer büyüklerle oynadıkları maçlarda kale arkasının tamamını rakip seyirciye veren Ankaragücü yönetiminin aklına bir anda %5 kontenjanı gelmiş olmalı ki bize sadece 900 bilet ayırdılar. Çıkan biletlerde 2 dk. içinde tükenince maçı rakip seyircilerin arasında izlemeye mahkum kaldık. Maça bi kaç saat kala stadın etrafında taraftardan çok bilet satıcısı vardı. At hırsızı tipli bi tinerciden aldık biletlerimizi 'olum nerden buluyosunuz bu biletleri' dedim 'kulüp dağıtıyor abi' dedi. Bu şekilde girmiş olduk maça.

Şimdi gelelim başlıkta ki şikayetimin sebeplerine. Stada girişten önce ki polis aramalarından başlayacağım. Sanırım emniyet mensuplarının ellerinde x-ray cihazı var, adamlar dokunmadan arıyorlar yahu herkesi. Bıçak falan olursa cebimizde ellerinde ki sensörler devreye giriyor heralde. Böyle aramamı olur kardeşim, bu kadar olay çıkması muhtemel maçta böyle mi yapılır. İnönü'ye girerken 35 kere arıyorsunuz donumuza kadar. Neyse hadi diyelim o ilk arama, ordan sonra yine aramalar olduğu için fazla dikkat etmiyorlar. Peki ya turnikelerden sonra arama yapanlara ne demeli. Yanımdaki arkadaşım aranmadan girdi içeriye. Giriş kısmındaki zaafların ardından gelelim stadın içindeki duruma. Tribündeki yerimizi aldıktan sonra şöyle bi saha içine bakayım dedim birde ne göreyim. Saha içinde toplasan 50 polis yok ! Abartmıyorum, üstelik maçtan saatler önce falan değil maça 5-10 dakika kala. Bizim maçlara top, tüfek, sis bombası, göz yaşartıcı bombalar, ipini bıraksan adamı paramparça edecek köpeklerle vs. gelen sevgili emniyet tamamı çapulculardan oluşan bu stada bu kadar az adamı göndermeyi uygun görmüş, ne garip. Sürekli kıyaslama yapıyorum ama elimde değil, yapılanlar haksızlık gibi geliyor. İnönü'de polislere bakınca hep Japon turistler aklıma geliyor. Hepsinin elinde bi kamera çekiyorlar habire bi yerleri. Birisi bi hata yapıca hemen kayda alıp maç çıkışı yakasına yapışıyorlar. Peki 19 Mayıs'ta hiç gördünüz mü o kameralı polislerden ? Yalan olmasın ben sadece bi tane gördüm maçın sonuna doğru.

Bu kadar çok kavganın çıktığı bi maç daha izlememiştim ben, sanırsın tribün değil boks ringi mübarek birbirine vuran vurana. E ama normal yani, ilkokulu bile bitirip bitirmediği şüpheli olan bu kadar çapsızı bi araya toplarsan bu kavgalar normal. Peki polis ne yapıyor bu kavgalar sürerken ? Sadece izliyor, evet sadece izliyor. Hani caddede yürüdük meşale yaktık diye bize terörist muamelesi yapan, sıkılmadık gaz, sıkılmadık tazyikli su bırakmayan emniyet bu olayları izledi durdu. Bu ve bunun gibi bir sürü örnek daha. Şimdi soruyorum neye yarıyorsunuz sayın emniyet mensupları ?

Maç için bişey yazmayacağım, son yenilgimizi 1998'de son beraberliğimizi 2003'te aldığımız bi rakibe karşı kazanılmış bi maç benim için antrenman maçından farksızdır. Keşke her rakibimiz bunlar gibi olsa. Altımızdan çıkmıyorlar. Büyük konuşmayı hiç sevmem ama derbide alınacak bi beraberlik bile bizi şampiyon yapacaktır, şu futbolla kazanırız Allah'ın izniyle ama yine de derbi işte ne olup olmayacağı belli olmuyor. Son iki hafta inşallah hasretin bitmesi için.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Ah Ulan Kupa

Offffff
Neden hala gelmedi?
Yoksa saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi 26 yıldır gelmedi ama
En azından birine sorar
Müzemde bi Fortis desen yok
Madara olduk cümle aleme
Ah eşek kafam benim
Nasıl da inandım bu hergeleye?
Gelse turlara çıkacaktık
Fotoğrafını çekip müzeye koyacaktık
Kupamızı alınca çalıntı bestelerle enteresan hayallere dalacaktık
Bu tenekeyi geçen hafta denk getirip çalıntıdan düşürdük
Tüm ezikler ısrar etti
Biz de ‘’İyi olur,bize uyar’’ diye düşündük
Saat 8’de gelcekti
Bana bikaç Fortis borç vercekti
Yoksa yine karşısına Beşiktaş çıktı da onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık
Kartallar yine yaptı yapacağını
Hiç unutmam bir keresinde de kırmışlardı Uche’nin bacağını
Abi
Adamlarda yürek nah bu kadar
Arkada o taraftar ve inanmış çocuklar
Korkuyorum
Bi gün ya Paf’larla çıkıp makara yapacak
Ya kaleyi yine boşaltıp yeni bi rekora koşacak
Bak şimdi acıdım
Aşk olsun Fenere
Ben olsam vallahi baş edemem
Hele bir de zenciler var ki boy bıy
Allah’tan düşmanıma dilemem
Aslında iyi çocuktur Pascal
Efendi huyludur,herkesin suyuna gider
Yoksa kalıba vursan hani tek başına on tane adam eder
Bi keresinde hiç unutmam
3-5 zibidi kupaya dadandı
Pascal Ya Allah dediği gibi herifleri Fizan’a kadar kovaladı.
Aynı şehirde büyüüdk
Aynı kafadaydık
Kupayı 26 sene önceye bıraktık
Finaller ağır geliyordu
Biz başka havadaydık
En son 83’te ayrıldık
Bana babalar düştü,ona ise Beşiktaş
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Neyse bunlar derin mevzu
Anlaşıldı bu kupa artık gelmeyecek
Ufaktan yol alayım
Selçuk evde yalnız,şimdi merağından ölecek.
Gittim
Vurup kafayı yattım
Rüyamda görebildim ancak geldiğini
Ne bilirdim yolda gördüğü büyük aşkı Beşiktaş’a gittiğini
Vay be kupa
Yine mi düşüp gittin Beşiktaş’ın peşine
Dün boşuna bu kadar havalanmışım
Nolur gülme bu febeşine
Öğlen kahvede söylediler
Kupa Kartalın dediler
Ne kolay söylediler?
Sanki dev bir taş ocağını kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler
Ah ulan Fortis
O güzelim Fenere güzel kulplarını nasıl kıyıp giydirdiler?
Yani sen şimdi gittin
Yani yoksun
Yani bi daha olmayacak mısın?
Yani bi daha rüyama gelmeyecek,bi daha final kadar yakın olmayacak mısın?
Peki beni kim umutlandıracak?
Kim rüyama girip oramı buramı kaldıracak?
Peki sen bi bu kadar daha gelmezsen Fener bu kadar babayı nasıl alacak?
Ulan kupa
Ne hayallerimiz vardı oysa?
Müzeye gidince sergi açacak,adını İlk göz ağrım Sergisi koyacaktık
Medeni Kanun kadınlara boşanma hakkı vermişti
Beşiktaş’ı boşayıp Pendik FC’ye kaçacaktık
Haftasonu seni havaya kaldırıp Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık
Ah ulan kupa
Ah ulan kupa
Şu Fenerbahçenin nesini beğenmedin de Beşiktaş’a taşındın
Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki benim en kral arkadaşımdın
Ah ulan kupa
Ben şimdi o siyah beyaz resimle tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma
Birkaç yüzyıl sürmez
Ben de gelirim
Ben de gelirim…

Forza'da buldum bu şiiri, okudukça gülüyorum gerçekten süper uyarlamışlar. Yeri gelmişken Yusuf Hayaloğlu'nu da anmış olalım bu vesile ile.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Bu Kupa İkinize !!


Altancım sana üzüldüm ne yalan söyliyim. Maç boyunca Fener için çare ürettin durdun ama olmadı. 4. golden sonra sesinin titrediğini hissettim. Yazık oldu yav sana :)

Ve sen Bünyamin Gezer, maç boyunca pek bi yamuğunu görmedik ama son dakika verdiğin penaltı gerçek amacını gösterdi, olmadı be gülüm, başka maçlara inşallah :)

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Gel Yavrum Sana Türkiye Kupası Alıcam

''Fenerbahçede 7 yıl oynadım bi kere alamadım, Beşiktaş'ta 3 yıl içinde 2 kere aldım''

Mustafa Doğan'ın Ntv'de ki programda Türkiye Kupası hakkında yaptığı esprili yaklaşım. Bizim başkanın Fenerbahçe'den nasıl bu kadar kolay adam aldığının sırrı ortaya çıktı. Türkiye Kupası vaadiyle kandırıyor demek ki adamları.

10 Mayıs 2009 Pazar

Barışmışlar

Eskişehir'in Antalya'yı 2-0 yendiği maçın gollerini izlerken ilginç bi kare dikkatimi çekti. Batuhan'ın attığı ikinci golden sonra iki oyuncu pek bi güzel seviniyorlar gole. İki hafta önce birbirlerine giren Engin Baytar ve Youla barışmışlar, barışmak ne kelime can ciğer kuzu sarması olmuşlar maşallah. Küme düşmemeye oynayan takımlarda arkadaşlık takım ruhu önemlidir, bu bakımdan Eskişehir açısından olumlu olmuş barışmaları. Bu arada unutmadan ekliyim Batuhan'ın attığı 2 golü de izleyin, ikisi de muhteşem bence.

Sonunda Geldi

Bursa ve Fenerbahçe maçlarında elimize gelen fırsatı bu defa değerlendirmeyi bildik, aslında son 2-3 haftadır maçlar aynı saatte oynansaydı bence bizim için daha iyi olurdu. Sivas'ın başkanı/hocası bır bır konuşup ona buna laf çarpmaktan takımla ilgilenememişler heralde, baskıyı kaldıramadı Sivas, son 3-4 haftadır puan kaybına yansıyan bu baskı aslında çok daha önceden başlamıştı ancak skora yansımıyordu henüz. Şampiyonluk hayalleri kurarken bi anda kendilerini UEFA Kupasında bulabilirler ama herşeye rağmen hala önemli bi şansları var şampiyonluk için. Bu defa biz onları değil onlar bizi bekleyecekler puan kaybı için. Üstelik şimdi bizim birde beraberlik opsiyonumuz doğdu şayet averajlarda sonuç aleyhimize olmazsa.

Takımın ideal düzende ne kadar verimli olduğunu her seferinde daha bi net görüyoruz ama Mustafa hocanın bi sonra ki maçta yine ilginç denemeler yapmayacağının garantisi yok. Doğru bu işte hocam, kabak gibi ortada iş yapan kadro ve tertip, bunu durup durup bozmasan bu hafta gelen liderlik çoktan gelmiş olurdu. Umarım kalan maçlarda da sakatlık ve cezalar dışında bozmaz bu takımı Mustafa hoca. Delgado'yu beğenler olmuş ama bence asist yapmasına rağmen hala aynı Delgado. Yaptığı asistte öyle akıllara zarar müthiş bi asist değil hani büyütmemek lazım. Bobo ilk yarıda biraz daha becerikli olsa ve direk izin verse Yusuf maçı bir gol bir asistle tamamlayacaktı, nazarımda Delgado'dan çok çok daha iyi bi maç çıkarmıştır. 3 senedir bu ligde top oynayan adamın bu kadar kırılgan olmasını aklım almıyor. Hala öğrenemedin mi kardeşim burda futbol böyle oynanıyor işte, alışmış olman lazım bu sertliğe. Sivok'un sarısının ardından kameralar kenarda ısınan G.Zan'ı gösterince eyvah dedim içimden, eğer oyuna girerse banko bir gol yedirir dedim nitekim Deli İbo'nun da yardımıyla güzel bi gol daha yedirttiler bize. Allah boy vermiş pos vermiş sen hala hava topu veriyorsun be kardeşim. Ne diyim sana bilmiyorum ki.

Toraman için ise ayrı bir parantez açmak lazım, Bursa maçında yaptığı saçmalık dışında bu sezon maşallahı var, attığı golden sonraki hırsı ve gözlerindeki inancı herkes görmüştür sanırım. Böyle ruhuyla oynayan adamlar lazım bize işte. İki tekme yiyince pusup sinenler değil. FT diye bi adam var hani, umarım izliyordur bizim maçları. Gerçi o baksa da görmez ya neyse konumuz o değil zaten.

Maçtan sonra Ankaraspor'un golünü atan Ediz isimli dingil hakemden yakınmış ama yuhhh derler adama be gülüm. Ne oynadın da hakemden yakınıyorsun. 4-1 yenilmişsin sen hala hakem diyorsun. Sen en iyisi doğduğun şehrin takımına dön, oraya daha bi yakışırsın bence. Özer'i gereksiz yere riske eden Aykut Kocaman'a ne demeli peki. Adamın sakatlığı daha tam geçmemiş sen kalkmış adamı oyuna sokuyorsun, kenara alındığında ağlıyordu Özer, kimbilir belki de kendi ısrar etti hocaya oynamak için. Her ne olursa olsun yazık oldu, şimdi daha bi uzar dönüş süresi, yazık.

Çarşamba günü FTK finali var o maça gidemeyeceğim ama sonrasında ki 3 maçta da stadda ki yerimi alacağım inşallah. Bu 3 maçta en az bu maç kadar sancılı geçecek, insanın kan dolaşımını durduracak 270 dakika bizi bekliyor ligde, Allah yolumuzu açık etsin...

8 Mayıs 2009 Cuma

Çok Biliyoruz !





Lucescu'nun UEFA Finali için Kadıköy'e gelecek olması sanırım şapkayı önümüze koymamız için büyük bi fırsat oldu. Son günlerde sıkça tartışılır oldu bizden gidenlerin başarıları. Gerets'in Fransa'da Lyon'un hakimiyetini bitirmeye doğru yol alıyor olması, Hiddink'in ŞL'de finalin kapısından dönmesi, Löw ve Del Bosque'nin milli takımlarda yakaladıkları başarılar yavaş yavaş aklımızı başımıza getiriyor sanırım. Bu adamların ortak noktaları bizden ''futbolu bilmiyor, teknik adam olamaz, kasapa benziyor!, köylü...'' tarzında saçma sapan akla mantığa sığmayan şekilde yollanmış olmalarıdır. Dün akşam NtvSpor'da Ersin Düzen bu konu hakkında çok doğru şeyler anlattı, 80 yaşına gelmiş futboldan zerre kadar anlamayan ve ekranların %70'ini kaplayan sahte futbol yorumcularının o konuşmayı dinlemelerini çok isterdim, bir kulaklarından girer diğerinden çıkardı ama neyse. Eleştirmek Dünya'nın en kolay işi ama bunu yaparken biraz daha akılcı davransak, biraz daha çapımızı bilerek konuşsak fena olmayacak. Oluşan bu tablonun pekçoklarına ders olmasını diliyorum...

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Büyük Maçlar Küçük Oyuncular


Geç oldu ama ancak zaman bulabiliyorum derbiyi değerlendirmeye. Maçtan çıkar çıkmaz yaşadığım duyguları buraya dökseydim ne küfürler ne isyanlar olurdu kimbilir. Neyse ki şimdi daha sakin kafayla daha aklıselim bi ruh haliyle yazıyorum. Açıkçası bu maçta puan olarak sıralama olarak kaybedilmiş fazla bişey yok ama artık kronikleşen 'büyük maç-final maç-hedef maç...' hastalığı iyice büyümeye başladı bünyede. Bu maçla biraz olsun bu hastalığa çare buluruz diyorduk ama olmadı. Sahada ki oyuncusundan tribünündeki taraftarına sahada oynanan futboldan maç sonrasına kadar yine berbat bi derbi yaşadık. Neden büyük maçları kazanamıyoruz neden hedefe gidebileceğimiz maçlarda iyi sonuçlar alamıyoruz bunların nedenlerini bir başka posta bırakıp artık gına getiren sabırları taşıran ve 'olmayınca olmuyor işte' dedirten iki futbolcuya değinelim.
Kezman'ın tek golüyle 1-0 yenildiğimiz maçta ofsaytı bozup golü yedirten oydu, geçen sezon yarı boyundaki adama kafa vurduran ikinci golde de yine başrol oynayan yine oydu, bu sezonun ilk yarısında oynadığımız maçta Zapo ile beraber kuyumuzu kazan yine oydu ve bu maç yine sahne aldı ve ilk golde yarma gibi vücuduna rağmen ufak bi darbe ile yere serildi ve golü yedirtti. Bu sadece son yıllarda Fb ile yaptığımız bazı maçlarda yaptığı bariz hatalar Gökhan Zan'ın. Bu maça gelene kadar oynadığımız son 2-3 maçta iyi oynuyordu, herkese 'acaba bu sefer olacak mı 4-5 maç üst üste iyi oynayacak mı' dedirtti. Açıkçası benim en ufak bi umudum dahi yoktu, hatta iyi oynadığına üzülüyordum çünkü tandemde çok iyi oturmuş bi Sivok-Toraman ikilisi onun yüzünden bozuldu. Bu adamın büyük maçlarda iyi oynadığını göremeden gideceğiz bu Dünya'dan. Bu gerçek bu kadar açık ve net ortadayken neden hala böyle maçlarda oynatılır onu da merak etmiyor değilim hani. İşin ilginç yanı da bu kadar sık sakatlanan bi adamın nasıl olupta böyle büyük maçlarda hiç sakatlanmadığıdır. Ne olur sanki hep sakat kalsa. Gazeteler de tv lerde sakatlandığında ''BJK'de şok, Gökhan sakatlandı' tipinde haberler çıkıyor ya çok gülüyorum ben bu haberlere, ulan bunun neresi şok, şok olsa olsa rakip takımlar için olur. Yukarı da da yazdığım gibi Fb'ye Alex'den Tuncay'dan Deivid'den daha çok katkı sağladı. Mümkünse hep sakat kalsın münkünse hep kötü haberler duyalım hep 'şok' olalım. Hem Gökhan'ın olmaması Sivok'un ön liberoya çekilmesi gibi bi saçmalığın yapılmasına da engel oluyor. Sivok-Toraman ikilisinden vazgeçmeyiz umarım son 4 maçta, yoksa başımız daha çok ağrır.
Gelelim büyük ! kaptanımıza, Dünya'da bir futbolcuya hele hele gram faydası olmayan bi futbolcuya bu kadar sabreden başka bi takım bulamazsınız. Yıllık 2 Milyon Euro alıyor Delgado, 3 senedir burda primler hariç 6 Milyon Euro eder, bonservisi ile beraber bize maliyeti 12 Milyon Euro civarındadır yani. Küme düşme hattında bulunan bi kaç takımla oynadığımız maçlar haricinde hiç bi maçı kazandıramayan, kendinden çok şeyler beklediğimiz hiçbi maçta takıma hayrı dokunmayan bi adama bu kadar para vermek akıl alacak iş değil. Bana göre bu maç onun son şansıydı ancak seneye bu zamanlar yine burda Delgado'nun kazandıramadığı bi maç sonrası isyan ediyor olacağımı da biliyorum. Hala ondan medet umanlar var en çokta onlara şaşıyorum. Sezon sonunda takımdan ilk gönderilmesi gereken oyuncudur bana göre şampiyon olsakta olmasakta.