29 Temmuz 2009 Çarşamba

Allahım Neden Bu Adama Bi Beyni Çok Gördün ?

Acıyorum vallaha billaha acıyorum ben buna. İnsanda hiç olmasa ceviz kadar beyin olur, bunda değil ceviz mercimek tanesi kadar bile yok. İlla saçma sapan bi açıklama yapacak. 6-8 yemeyip 5-7 yemeye yemin etti ya e bide sözünü tutup yedi ya imkanı yok susmaz hemen patlatmış bombayı:

Anderlecht bu gece tüm sezon boyunca etmediği kadar mücadele etti. Anlayamadım neden bu kadar koştular.

Niye olacak Bülocum tabiki teşvik primi ! Barcelona, R.Madrid, Inter, Manchester Utd. ve Chelsea kulüplerinin başkanları gizli bi mabedde toplanmışlar ''nasıl etsekte Sivas'ı ŞL'den uzak tutsak, bunlar gelirse biz ne kupa alabiliriz ne de gruptan çıkabiliriz'' demişler ve parayı yollamışlar Anderlecht'e. Yahu insan görünümlü mahluk, adamlar da senin gibi bi hedef peşindeler (hoş senin hedefin ne onu ben pek anlamadım ama) tabiki koşacaklar tabi ki mücadele edecekler. Aslında şu senin başkan olacak mafya bozuntusuna bi çıtlat sen bu olayı, tezgah mezgah bişeyler bulur belki. ''Bu UEFA bizi şampiyon yapmayacak bunu dünkü maçta anladım'' gibisinden bi çıkış yapsın. Şimdi napıyoruz peki Bülocum, cin olmadan adam çarpmaya çalışmıyoruz, adam olmadan adammış gibi davranmıyoruz ve kuzu kuzu evimize dönüyoruz ok ?













Tabi ki böyle bi açıklama yapmadı Bülo ama yapsa da şaşırmazdık hani :) Ve böyle bir yazı yazardık bu durumda.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Hidayet

Sabah gazetesinde Nazlı Ilıcak'ın köşesinde çok ilginç bi yazı anı vardı bugün, Toronto'ya transfer olan milli basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu ile ilgili bu anıyı okuyunca çok şaşıracaksınız.

Ünlü basketbolcu Hidayet Türkoğlu, Eminönü'nde eşiyle birlikte geziyordu. Yeni Cami'nin önünde simit satan bir çocukla karşılaştılar. Türkoğlu, yaklaştı ve

"Simidin kaça... Koç?" diye sordu.

- 30 kuruş ağabey... çıtır çıtır...

- Kaç simit var ?

- 70-80 tane var herhalde.

- Hepsini alsam ne tutar ?

- 24 lira...

- Al sana 30 lira. Farz et ki hepsini aldım.

Ünlü basketbolcunun eşi şaşırmıştı; eşine usulca sordu:

"Niye böyle yaptın? Yemediğimiz simitlerin parasını neden verdin?"

- Boş ver sorma...

Ama hanımı ısrarlıydı. Bu yüzden, Hidayet Türkoğlu açıklamak zorunda kaldı:

-Tablanın kenarı dikkatini çekti mi? İyice baksan görecektin. Köşeye bir isim kazınmıştı.

- Ne ismi ?

- Hidayet...

- Yoksa ?

- Evet o tezgâh eskiden benimdi.

26 Temmuz 2009 Pazar

O.Lyon 1 - 1 Beşiktaş

Sanırım yıllar sonra Almanya veya İsviçre 4. liginden bi takımla hazırlık maçı yapmadan güçlü takımlarla maç yaparak gireceğimiz ilk sezon bu olacak. Şampiyonlar Liginde direkt oynayacak bi takımın böyle hazırlık maçları ile sezona hazırlanması çok iyi. Hem gerçek gücümüzü görme şansı elde ediyoruz hemde tecrübe kazanması gereken oyuncular için bulunmaz bir fırsat elde ediyoruz.

Mustafa Denizli'nin ideal 11'i bu olmayacak şüphesiz ancak diziliş böyle olacak. İdeal 11 bu değil dedik ancak Toraman, Nihat ve Nobre girer en fazla onun dışında yine bu takım olur sahada. Değerlendirmeye Sivok-Ferrari ikilisinden başlamak lazım ama onları konuşmadan önce alternatif stoper konusunu konuşalım. Toraman dışında bu ikiliye alternatif olacak kimse yok kadromuzda. Toraman'ın sağ bek oynayacağı maçları da düşünürsek kesinlikle yerli bi alternatif bulmamız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Radikal bi karar alıp bu alternatifi altyapıdan da çıkarabiliriz ancak ne yönetim de ne de teknik heyette böyle bi niyetin olmadığı apaçık belli. Kayseri'den Eren ve Ankaraspor'dan Ediz ilk aklıma gelen isimler ancak Eren sanırım kötü bi sakatlık yaşadı ve sahalara dönmesi aylar alacak. Eğer iyi bi yedek bulursak stopere daha rahat bi sezon geçiririz. Şimdi gelelim Ferrari-Sivok ikilisine, Sivok maşallah yine bildiğimiz Sivok geçen sezondan bi farkı yok hatta Ferrari ile biraz daha toparlanmış gibi ah birde şöyle savruk oynamasa. Ferrari'yi henüz iki kere izleme şansı bulduk ancak Catania maçına göre daha iyi gözüktü İtalyan, fizik gücünü iyi kullanıyor kritik hamleleri var takıma ve sisteme alışınca çok daha iyi olacağına eminim. İsmail kendi bölgesinden gelişen bi iki atak dışında pek hata yapmadı ancak bu hatalarda önünde oynayan Yusuf'un ona yardım etmemesinin bi sonucu çocuğa da bağlamamak lazım. Hücumlarda gayet iyi ve becerikli, dediğimiz gibi önünde ona biraz daha yardım eden ve iyi paslaşan biri olursa ortalığı dağıtır. E.Güven savunma yönünden Toraman'ı aratmayacak gibi görünüyor, hücumlarda biraz acemice davranıyor ortaları pek isabetli değil ama oynaya oynaya bu sorunu da aşar gibi görünüyor.

Fink-Ernst ikilisi bu sezon ortaya güzel bi duvar örecekler bu belli oldu. Fink inanılmaz gayretli her topa koşuyor her topa atlıyor, tam istediğimiz yırtıcı ön libero. Geçen sezon milletin açığını kapatmaktan her maç imanı gevreyen Ernst'te biraz daha rahatlamıştır böylece. Bu ikili güzel savunurlar ama aynı meziyeti hücumda da göstermeleri biraz zor gibi duruyor. Orta alanda bu ikiliyi üçleyen adamın önemi burda bir kez daha ortaya çıkıyor işte. Ne Tello ne de Yusuf bu işi kusursuz yapabilecek adamlar değiller. Nuri Şahin diyorum başka da bişey demiyorum !

Mustafa Denizli Holosko'nun yıllık ücret krizi hakkında herşey tatlıya bağlandı demişti ancak sanki Holosko cephesinde durum böyle değildi. Özellikle ilk yarı yokları oynadı ne aldığı topları değerlendirebildi ne de tek bir şut atabildi. Umarım bu isteksizlik geçicidir ve yeni sezonda nazlı ceylan Bobo'nun yanında birde Holosko'yu izlemeyiz. Bobo demişken burda bir durmak lazım, evet hazırlık maçı evet futbolcuların bi final maçı gibi hırslı oynamasını bekleyemeyiz ama kardeşim biz bu maçlara bakarak umutlanıyoruz/umutsuzlanıyoruz. Her sene başında aynı olay, gidecem de gidecem. E gitte gideceğin kulüp sanki R.Madrid ya da Barcelona. Olympiakos Beşiktaş'tan çok da büyük bi takım değil hakeza Yunanistan ligi de TSL'den daha üstün değil, takım sayıları bile az bizden be ! Bu taraftar seni seviyor bağrına basıyor ama sen kusura bakma ama ihanet ediyorsun. Beni sevdiğim oğlana verin yoksa kaçarım mantığı ile nereye kadar. Eğer bonservis konusunda anlaşılamazsa (inşallah anlaşılır) sezon ortasında Olympiakos'a imzayı atacaksın, atacaksında başın göğe erecek dimi. Los Angeles Galaxy taraftarı Beckham'a nasıl davranıyorsa Inter taraftarı Ibrahimovic'e nasıl davrandıysa bizde Bobo'ya öyle mi davranalım yani illa. Bizim oralarda bi laf vardır tam Bobo'ya göre; '' İsteksiz şeyden (orijinalini tahmin edin artık) sakat çocuk doğarmış'' bu deyişi birisi Bobo'nun kulağına fısıldarsa iyi olur.

Genele baktığımız zaman taşların yerine oturması ile daha iyi daha sağlam bi Beşiktaş izleyeceğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. En önemlisi de bu sezon Şampiyonlar Liginde dış saha maçlarında İstanbul deplasmanına gelmiş Anadolu takımı görüntüsü çizmeyeceğiz. Son olarak değinmek istediğim bi konu var o da D-Smartmıdır Futbol Smartmıdır ne haltsa onun doğma büyüme Lyon'lu olduğunu tahmin ettiğim kansız spikeri. Yahu kardeşim amatörmüsün insan rengini bu kadar kolay belli eder mi !

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Güle Güle Kaptan

Çok şey yazmak geliyor insanın içinden ama ne yazsak eksik kalacak kaptan için. Aynı yıl içinde hem Kazım abiyi hem Vedat abiyi kaybetmek koyuyor insana. Bu forma için terini akıtan, sonrasında da hayatını hep onun için geçiren büyük kaptan mekanın cennet olsun...

Sen Hiç Kartal Gördün Mü ?






Yeni sezonda giyeceğimiz formalar 3 gün önce tanıtıldı, sıcağı sıcağına değerlendirme yapmak isterdim ama ancak fırsatını bulabildim. Adidas'la olan anlaşmamız kesinleştiğinden beri Kartal Yuvasından sorumlu yöneticimiz Hakan Aksoy sürekli aynı şeyi söylüyordu: ''3 tip formamız olacak, klasik çubuklu, damalı ve üzerinde kartal figürü (ya da pençesi) olan 3 değişik tipte olacak'' Şimdi bakıyorum çubuklu tamam, tamam derken olmuş manasında değil en azından çubuklu diyince evet bu diyebiliyoruz. Damalı da tamamdır, yarış sonlarında sallanan damalı bayrak gibi olmuş güzel bi forma ancak Serdar Özkan tanıtınca bi filmi kalmıyor ki kardeşim ! Diğer iki formaya göre damalıyı beğendim diyebilirim. Şimdi gelelim başlıkta bahsettiğim esas konuya. Sayın Hakan Aksoy'a soruyorum: ''Hayatında hiç kartal gördün mü? '' Canlı kanlı görmene gerek yok en azından bi resmini falan görmüşsündür değil mi. Şu formada ki Kartal figürümü pençesi mi herneyse işte onu bana bi göstersene. İlla Yıldırım Demirören'in ekibinde olduğunu kanıtlayacaksın yani. Bi tane düz beyaz, bi tane adam gibi çubuklu bi tane de düz siyah ya da kırmızı forma yapmak zor olmasa gerek.


Bu resim forzadan alıntıdır. bu 4 formadan 3'ünü hatta 4'ünü yapsınlar satışlar patlar yemin ederim. Taraftar arada sırada farklı formalarda istiyor ama onu yaparken esas demirbaşları da unutmamak lazım. Umbro'dan benden daha fazla nefret eden yoktur ancak Umbro ile yakalanan satış rakamlarına bile ulaşamayız tahminimce. Bari antrenman ürünlerini ve t-shirleri doğru dürüst bi şekilde piyasaya sürselerde onlardan alsak.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Başbağlar Katliamı 5 Temmuz 1993

“ÖLÜM BİZE NE UZAK, BİZE NE YAKIN ÖLÜMÖLÜMSÜZLÜĞÜ TATTIK BİZ, BİZE NE YAPSIN ÖLÜM…”

Tarihinde suçlusu bulunmayan, asker kaçağı olmayan, 1985 yılına kadar ulaşımını hayvanlarla yapan, 1987 yılına kadar haberleşmesini yine hayvansırtında yapan, senenin 6 ayı kış, ama bu şartlarda 1959 yılında kendi imkanlarıyla minaresini ve camisini,1962 yılında ilkokulunu ve öğretmen lojmanını, 1987 yılında imamevini, şadırvan, gasilhane, mahalle çeşmelerini, tuvaletlerini ve kanalizasyonunu, çevre düzenlemesini tamamlamış, tüm altyapısını kendi imkanlarıyla yapmış hatta caminin kubbe kurşunlanmasını tamamlamış bir köy...

1990 genel nüfus sayımında 542 nüfusu bulunan Kemaliyenin en kalabalık köyü dolayısıyla Kemaliye'nin en kalabalık öğrencisi bulunan Devletine Bayrağına ve inançlarına bağlılığı ile bilinen, hiç kimse ile sürtüşmesini bulunmayan kendi halinde bir köy...

Devletine hiç yük olmamış hep destek olmuş, hiçbir şey istememiş, evladın babaya saygısı gibi devletini tam bir baba bilmiş, bilmeye devam eden Osmanlı geleneği ve terbiyesi ile yetişmiş insanların yaşadığı bir köy...

Kemaliye İlçesine bağlı ilçe merkezine 72 km uzaklıkta Barasor vadisinin sonunda ilçenin en uzak ve son köyü, Tunceli ili sınır noktasında bir köy karayolunun bittiği dağ yolunun başladığı bir yerde,720 yıllık tarihi olan Osmanlıya uç beyliği yapmış tarihsel süreç içerisinde devletine bağlılığın en güzel örneklerini vermiş vermeye devam eden Anadolu’nun isyan eden gruplarına karşı Devletin bekasını düşünmüş Ay yıldızlı Bayrağını her dönemde dalgalandırmış, Çanakkale'de de 30'un üzerinde şehit vermiş bir köy...

Yıl 1993. Anlatması zor, anlatması çok güç. Tam on altı yıl önce 5 Temmuz akşamı saat 20.30. Başbağlar’da her zamanki gibi bir akşam. Köy sakinleri gündelik işlerini tamamlayıp evlerine çekilmişler...

Adil Hoca ise abdestini almış huşu içinde, elinde mikrofon Ezan okumaya henüz başlıyor. O sırada ardında beliren silahlı gölgelerden haberdar değil. Eşkiyalar yaka paça alıyorlar “bırakın ezanı bitireyim” yakarışlarına aldırış etmeden. Ve namaz için toplanan köylüleri de camiden dışarı çıkarıyorlar.

Bir tuhaflık var. Gelen eşkiyalar köyü çok iyi tanıyor. Planlı, programlı bir baskın bu. İsim isim çağırıyorlar köydekileri ve neden sonra dağılıp, ev ev gezerek köyde kim var, kim yok herkesi topluyorlar. Yaşlı, genç, çocuk, kadın…

KATLİAMI YAŞAYANLAR ANLATIYOR

Köyün kadınlarından F.P: "Militanlar, kapının önünden ismen çağırıyorlardı köyün insanlarını. Selim Pato, sen gel dediler. Görümcemin oğluna, Recep sen de gel, dediler. Doğru camiye dediler.Ben içeride pencerenin önünde oturmuş dinliyordum. Birkaç militan sokaklara dizildi. A.C'yi çağırdı. Bu adam yanımızdaki ilçenin köyünde oturuyordu .Bizde tırpan yapıyordu. Onu görünce hayrete düştüm.Daha sonradan biz kadın ve çocukları da topladılar. Derenin yanında toplandık. Başımıza bir kız, bir erkek militan koydular. Erkekleri de öbür tarafa topladılar."

Köyün erkeklerinden yaralı olarak kurtulan S.A. : "Camide namaz kılıyorduk/İkisi kadın çok sayıda militan namaz ortasında ellerinde silahlarla camiye girip namazı bozdular.Daha sonra bizi silah zoruyla dışarı çıkardılar. Daha sonra militanların lideri olan kişi telsiz görüşmesi yaptı ve ateş serbest diye bağırdı.Otomatik silahlarla üzerimize ateş açtılar. Aramızda sağ kalanları ayrıca yakından ateş ederek öldürdüler. Ben kenarda kalmıştım.Ölü numarası yaptım. Sırtımdan iki kurşun yedim.

"Masum insanların üzerine, otomatik tüfeklerle ölüm kusan, insanlıktan nasipsiz kan içiciler, muzaffer bir ordu edasıyla, geldikleri gibi ayrılıyorlar Başbağlar’dan. Ama arkalarında korkunç bir iz bırakıyorlar: Beşi diri diri yakılmış, kalanı kurşunlanmış tam otuz üç şehit. Tam otuz üç can.




Her sene Sivas Olayları'nın gölgesinde kalıyor ama en az o olay kadar elimdir Başbağlar Katliamı, Sivas'tan tek farkı burda ölenlerin ünlü olmamaları gariban köylü olmaları. Belki de Sivas kadar hatırlanmayışının sebebi de budur !! 2 Temmuz'da Madımak Oteli'ni yakanlarla 5 Temmuz'da Başbağlar'da 33 masumu öldürenler aynı kişilerdir. Kim olduklarını tahmin etmeye gerek yok.

Ne Sivas'ta oteli yakanlar irticacılardır ne de Başbağları kana bulayanlar teröristlerdir. İki olayında sorumlusu başka güçlerdir.

Olayların yaşandığı şehirde doğup büyüyen biri olarak olayları daha yakından yaşayıp tahlil etme fırsatı bulabiliyorum. Bir kez daha saygı ile anıyoruz şehitlerimizi. Ruhları şad olsun.

Erzincan'dan haber geldi.
Dediler: "kanlı borasar!"
Gariplere oldu mezar,
Vay yiğidim, vay mazlumum vay!

Oy başbağlar oy başbağlar!
Garip anam başın bağlar.
Bana da diyemez belli.
Yağdı üstüne kurşunlar vay!

Yakılmıştı tüm evleri,
Kan doldurdu dereleri.
Söyle bana kanlı testi.
Kim öldürdü bebeleri vay!

Olay idim olay idim,
Delikanlı olay idim.
Elde mavzer, dağ başında
Zalimleri bulay idim vay!

3 Temmuz 2009 Cuma

Yeteeeerrr !!

Eğer Ferrari'yi transfer ettiysek kendisinden küçük bi ricam olacak, hocam Allahını seversen gelmeden şu soyadını değiştir Ferrara falan yap nolur, bizi ''Ferrarili Kartal herkesi sollar'' ''Kartal Ferrari ile 5. vitese takacak'' ''Ferrari ile tam gaz'' tarzında yaratıcılıkla uzaktan yakından alakası olmayan başlıklardan kurtar. Bıktım ulan bu ne böyle. Allah belanızı versin Ferrarinin altında kalın emi.

Türkiye Kupası Verin Bence

Fenerbahçe'de unlu yumurtalı Brezilya usulü doğum günü kutlama devri sona ermiş, artık doğum günü olan futbolcuyu una yumurtaya bulamak yerine 'herkes kendine göre şampiyondur' yazılı kupa verilecekmiş. Bence onun yerine doğum günü olan futbolcuya maket Fortis Türkiye Kupası versinler, garipler bu vesile ile görsünler bari kupayı :)