29 Ağustos 2009 Cumartesi

Gerizekalı !!

Bundan sonra stadlara girişte IQ testi yapsınlar bence, böyle salaklardan da kurtulmuş oluruz belki. Stadda tel örgülerin kaltığından beri pek yaşanmadı böyle olaylar ancak arada çıkıyor işte naparsın.

3 hafta önce Fenerbahçe'nin meşhur 'Rambo' su da böyle atlamıştı ve PFDK 15 Bin ile cezalandırmıştı bu olayı. Bize ne ceza gelecek bekleyip göreceğiz.

Beşiktaş 0 - 0 Gaziantepspor

Aslında takımı iki ayrı bölümde değerlendirmek lazım. Birinci bölüm de savunmayı ikinci bölümde ise hücumu. Birinci bölüm insanın yüreğine su serpen cinsten ikincisi ise korku filmi gibi ! Ligin 4. haftası ve yediğimiz gol sayısı sadece 1 gol yemiyoruz ama atamıyoruz da. Eldeki hücum oyuncularına bir bakalım; Delgado, Bobo, Holosko, Nihat, Nobre, Tello, Yusuf. Bu 7 isme baktığımızda içlerinde bi tane bile sorunsuz isim göremiyoruz. Yarısı sakat yarısı formsuz sadece Tello için ayrı bi parantez açılabilir o kadar, Nobre dün yedek kaldı eğer oynasaydı belki bişeyler yapardı ancak genele baktığımız zaman onun da yetersiz olduğu ortada. Bu kadar sorunlu bi hücum hattıyla değil gol atmak pozisyon bulmak bile mucize oluyor işte. Nihat ve Holosko milli maçlar nedeniyle verilen arada işi gücü bıraksınlar milli takımlarından da izin istesinler ve oturup ''ofsayt nedir'' bunu öğrensinler. Bu kadar amatörce ofsayta düşülmez. Hele bir pozisyon var ki Nihat'ın resmen golümüzü yedi, S.Özkan geriden gelip temiz bi şekilde kaleci ile karşı karşıya kalacakken adamın önünden topu aldı ve pozisyonu zehir etti. Ya penaltı yaptırmak için kendini yere atmasına ne demeli. Nihat 8 yıl ayrı kalmakla Beşiktaş'ın değerlerini unutmuş sanırım, biz istemiyoruz öyle kendini yere atmayla gelen penaltıyı golü puanı ! Uzun süredir gol atamamanın verdiği bi baskı bi stres var bunu kabul ediyorum bir gol atsa herşey düzelecek bunu da biliyorum ama böyle giderse o golü de bulamayacak. Direkten dönen top gol olsaydı belki de herşey daha farklı olacaktı ama olmadı. Holosko için her zaman aynı yorumu yapıyoruz; ya maç kurtarıyor ya yokları oynuyor, normal oynadığı maç yok. Dün kendi gölgesine çalım atan bi Holosko vardı. Kapanan takımlara karşı pekte verimli olamadığı dün bir kez daha teyit edilmiş oldu.

Dünün esas büyük sürprizi ise Serdar Özkan'dı. Tek bir şey söyleyeceğim; böyle oyna canımızı ye ! Kendisini benden daha çok eleştiren olmaz yerden yere vurduğum da çok oldu hatta dün onu 11'de görünce maçı izleme isteğim bile kaçtı ancak sağolsun performansı ile beni utandırdı. Böyle oynasın ben utanmaya razıyım, eleştirdiğimiz hiçbişeyi yapmadı dün. Ne ayağında boş yere topu tuttu ne de rakibe hakeme karşı saçma sapan hareketlerde bulundu. Yerden ayağa hızlı oynayan bi Serdar'ın ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Umarım kendisi de farkındadır bunun. Maçın Ernst ve Ferrari ile beraber en iyi 3 oyuncusundan biriydi. Ernst ve Ferrari için ise uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Ne yazsak yetersiz kalır çünkü. Ferrari'yi Gökhan Zan'la karşılaştıranlar mukayese edenler için ADRES budur. Tuttuğu adama topu aldırmıyor ilk anda müdahaleyi yapıyor ikinci bir şans vermiyor. Bir maçla adam asanlara selamlarımla. Ernst'in neden oyundan alındığını anlayan varsa beri gelsin, zaten tribünler de gereken tepkiyi yapıştırdı anında. Ah bir de o füzesi girseydi herşey daha güzel olacaktı. Şampiyonlar Ligi için en güvendiğim iki isimdir şuan itibariyle Ernst ve Ferrari.

İ.Kaş formaya biraz erken kavuştu. Mustafa hocanın biri defansif diğeri ofansif bek kuralı nedeniyle forma şansı bulabildi. İ.Üzülmez oynasaydı (Allah korusun) Rıdvan'ı izlerdik büyük ihtimalle sağ bekte. Şimdilik pek hazır gözükmese de İspanya'da bişeyler öğrendiği ortada, hücumü biraz daha fazla düşünmeye başlamış. Yerinde giren Ekrem ise sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen hazır gözüktü direkte patlayan şutu girseydi harika olacaktı ama olmadı canı sağolsun. Tamamen hazır olduğunda kadroda muhakkak yer bulacaktır.

Bi maç yazısından daha çok oyuncu değerlendirme yazısı gibi oldu ama bu seferlikte böyle olsun. Şimdi önümüzde bi milli maç arası var bu arayı iyi değerlendirmek lazım. Hızını almış formda takımlar için bu aralar tam bir fren vazifesi görür ancak bizim gibi henüz şablonunu tam olarak oturtamamış takımlara ilaç gibi gelir. Dönüşte Galatasaray derbisi ve Manchester maçı var. 10,5 da geldi, sakatlardan bi kaç tanesi de takıma dönerse hazır hale geliriz ve beraberliklerle verdiğimiz startı galibiyetlerle devam ettiririz.

28 Ağustos 2009 Cuma

Görmeyin Duymayın Bilmeyin ! vol. 2

Bu konu hakkında ki ilk yazımızı 3 post aşağıda bulabilirsiniz. O yazıda uzun süren küfürlü tezahüratı sesi kısmadan milyonlara duyuran Lig Tv'den ve çifte standartlarından bahsetmiştik. Bu sefer görmeyen duymayan bilmeyen ise esas sorumlu olan merci olan Federasyon gözlemcisi. Şairler Parkı sağolsun konu hakkında yazmışta aklıma geldi bu konu yoksa ben cezanın açıklanacağı günü beklerdim saf saf. Küfürün bu kadarı serbest demek ki ! Ya da stadda gözlemcilik yapanlar tvden bile bangır bangır duyulan bu küfürleri duyamayacak kadar acizler. Bu akşam ki maçı dikkatli izlesin herkes, en ufak bi argo da küfür de nasıl mikrofonlar kısılıyor, gözlemciler hakemler neler rapor ediyor herkes iyice bi görsün. Bazıları da kafalarını kumda muhafaza etmeye devam etsinler !

Messi Benim İçin Bitmiştir Artık !!

Ah ulan Messi ne yaptın sen be koçum. Tamam biz kura çekimleri konusunda şanssızlığın kitabını yazmış piyasaya çıkarmış bi takımın taraftarlarıyız ama bu sefer şeytanın bacağını kırıyorduk be. İlk torbadan güçlü bir takım geleceği belliydi, Milan ve Sevilla diğer takımlara göre daha bi cazipti ancak sonuçta onlara çantada keklik muamelesi de yapmamak lazım. Manchester geçen seneki Manchester olsa tamam ama bu sene çok farklılar, hem en önemli silahlarından C.Ronaldo ve Tevez'i kaybetmeleri hemde Giggs ve Scholes gibi yıldızları artık iyice sona yaklaştılar. Pek çok bölgede yeni oluşumlar içinde olmaları bizim için avantaj olabilir. Ama her ne olursa olsun grubun tartışmasız favorisi onlar. 2. torbadan gelebilecek en zayıf takımlardan biri geldi, CSKA eski gücünde değil ama Zico faktörü onları biraz olsun tehlikeli kılabiliyor gözümüzde. Buraya kadar herşey normal gidiyordu ta ki 4. torba takımları dağıtılmaya başlanana dek. Wolfsburg dışında kim gelirse gelsin duaları eşliğinde geldi bela. Bi Zurich bi Macabbi bi APOEL gelse tadından yenmezdi valla. En azından içerde dışarda 3 puan alabileceğimiz bi rakibimiz olmuş olurdu. Öyle veya böyle rakipler bunlar sevsekte sevmesekte bu böyle. Startı büyük bi maçla veriyoruz, fikstür pek istediğimiz gibi olmadı ancak avantaja çevirme şansımız var, yeter ki deplasmanlarda istediğimiz sonuçları alalım.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Kim Geliyor ?

Haftalardır bize kan kusturan Delgado (daha doğrusu babası) sonunda ikna oldu ve sözleşme şimdilik Ocak 2010'a kadar donduruldu. Şimdilik diyorum çünkü devre arasında sezon sonuna kadar uzatılabilir. Şimdi bu iş hallolduğuna göre geçen hafta rafa kaldırdığımız 10,5 numarayı tekrardan gündeme getirebiliriz. Yönetim transfer sezonunun bitmesine bi kaç gün kala böyle bi hamleyi yaptıysa gelecek isim bellidir bana göre. Pek çok yerde Tabata ismi yazılıp çiziliyor ancak Gaziantepspor Başkanı İ.Kızıl az önce net ifadelerle Tabata'yı göndermeyeceklerini Beşiktaş'ın da resmi bir teklifi olmadığını söyledi (çok şükür). Van der Vaart ve Sapara isimleri de gündemde ancak bunlar ne kadar sağlıklı bilgiler tartışılır. İşin birde şöyle bir yönü var. Acaba gelecek oyuncu kiralık mı gelecek ? Böyle bir formül de getirilmiş olabilir. Önümüzde ki 24 saat içinde büyük ölçüde kesinleşir kimin geleceği nasıl geleceği. Akşama da kura çekimi var, hareketli ve bol kalp atışlı bi akşam bizi bekliyor.

Delgado konusuna geri dönecek olursak, sözleşme donduruldu alacağı para (2.1 Milyon Euro) tıkır tıkır ödenecek ve süre bitimde kapıya dikilecek Delgado efendi. Sadece o mu, Gordon ve Zapo'da gelecek, yeni gelecek yabancı ile Haziran ayında tam 11 yabancılı bi takım olacağız ! Yabancı kontenjanını kaldırsalar bile yeni transfer yapamayacağız heralde. Sene sonunda ortalık kötü karışacak malesef.

Kolay Takım Değil Kolay Fikstür

Kura çekimine saatler kalmışken kura tahminleri havada uçuşurken ben başka bi konuya dikkat çekmek istiyorum. Kura konusunda pekte bi şanslı olduğumuzu söyleyemeyiz, Barcelona ve Milan'ı aynı anda çekmiş bi takımız (diğer takım olan Leeds'in de o sezon maşallahı vardı) , adını bile bilmediğimiz bi sürü takım varken gidip tek tanınmış takım Tottenham'ı son torbadan çekende biziz, o yüzden hiç boşuna ilk torbadan Milan gelsin Sevilla gelsin, ikinci torbadan Alkmaar gelsin Rangers gelsin, son torbadan Wolfburg dışında bi takım gelsin hayallerine kapılmayalım. Bırakın kim gelirse gelsin önemli olan fikstürdür bizim için.

Şimdi ilk torbadan kim gelirse gelsin tek bi isteğim var o da onlarla yapacağımız iç saha maçının grup son maçı olması. Genelde bu son maçlara ununu eleyip eleğini asmış olarak geliyorlar bu takımlar. Galatasaray'ın 2006-2007 sezonunda Liverpool'u Olimpiyat Stadında yendiği maç böyle bi maçtı mesela, Fenerbahçe'nin Man. Utd'yi 3-0 yendiği maçta böyleydi. 2 gün sonra sezonun 5. kupasını kaldıracak olan (büyük ihtimalle) Barcelona grup son maçında Nou Camp'ta Shaktar'a 3-2 yenilmişti örneğin. Tabi grupta 1. lik ile 2. arasında büyük fark olması da önemli oluyor bu durumda. 1. olup daha zayıf takımlarla eşleşmek isteyen büyük takımlar bu maçlara asılabiliyorlar. Bununda çaresi belli; 1. torbadan gelen takımın önüne geleni süpürmesi. 2 sezon önce grupta puanlar çok homojen şekilde dağılmıştı herkes herkesi yenebiliyordu, Liverpool'un evinde Marsilya'ya kaybetmesi bizi çok kötü etkilemişti hatırlarsanız. İlk maçı içerde oynamakta büyük avantaj sağlıyor umarım bu konuda da şans yanımızda olur.

Gönül tabi ki kolay rakipler gelsin istiyor ama gelmezse de bahsettiğimiz fikstür avantajı gerçekleşirse büyük avantaj yakalarız. Kura çekimine 'ballı' Mustafa gitsin derim ben şahsen, belki kura şanssızlığımızı kırarız böylece :)

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Görmeyin Duymayın Bilmeyin !

İnönü'de en ufak küfüre hatta argoya anında ses kısma cezası uygulayan çok sayın Lig Tv yöneticileri, sanırım sizin kulaklar Sami Yen'de pek işitmiyor. Ulan adamlar bizim tezahüratımızı almışlar bi kaç değişiklikle ve bolca küfürle bize iade ediyorlar. Peki siz napıyorsunuz ? Hani nerde ses kısma ? Çifte standartlarınıza alışkınız ama bu kadarı da fazla değil mi ? Biz sizin adam olduğunuzu görebilecekmiyiz ? Bu soruların cevabını istiyorum.

Gs seyircisi için de bi kaç şey söylemek istiyorum. Yahu kardeşim çok mu zor bi iki tane beste yapıp söylemek çok mu zor iki kelimeyi bi araya getirip adam gibi tezahürat yapmak. Bize gider yaparken bile bizim tezahüratımızı kullanıyorsunuz (Musalla Taşı). Yakında ''Kartal gol gol gol'' derseniz hiç şaşırmayacağım valla, 85. dakikadan sonra da ''Gündoğdu'' iyi gider benden söylemesi.

23 Ağustos 2009 Pazar

Gençlerbirliği 0 - 0 Beşiktaş

Geçtiğimiz sezon yine bu sahada yine bu rakibe karşı oynanan maçla siftah yapmıştı Denizli, o gün kim nerde oynuyor hangi taktikle oynuyoruz kimse anlamamıştı. Bugün yine aynı sahada yine aynı rakibe karşı yine aynı kaos futbolu ile oynadık, geçtiğimiz sezon ki maçtan tek farkı maçın başında bulup bizi rahatlatan golleri bu sefer bulamamış oluşumuz oldu. Şu maçı Dünya'nın en iyi taktisyenlerine izletin yine anlayamazlar kimin nerde oynadığını oyuncuların sahaya nasıl yayıldığını. Değerlendirme yaparken genelde defanstan başlanır ama ben forvete gidene kadar dayanamam çünkü en büyük sorun bu bölgede. Adamlar 8 kişiyle savunma yapıyorlar ama bizim ileri uç elemanlarımızın hepsi daha çok açık alanlarda oynamayı seven kapalı savunmalara karşı pekte verimli olamayan isimler. Üstelik hepsi birbirinden formsuz. Holosko'nun normal bi maçını izleyemeyeceğiz heralde ya çok iyi ya çok kötü. Nihat üzerinde ki şu gol atamama baskısını bir atarsa daha rahat oynayacak bu oynadığı futboldan açıkça belli oluyor. Nobre orta sahaya kadar gelip top almaya çalışıyorsa onu besleyen kaynaklarda bi sorun var demektir. Tello tek başına bişeyler yapmaya çalışıyor ama yetmiyor. Mustafa Denizli'nin artık inadını kırıp Batuhan'a yer açması lazım takımda, gerçi henüz sakatlığı geçmemiş ama geçtiği anda takıma girmeli böyle maçlar için takımda ki en ideal forvet odur zira. Kafası rahatlamış bir Bobo'da iş görürdü bu maçta.

Orta sahada 3 aynı tipte adam oynatıp bir deney yapan Denizli tüpleri patlattı ! Uğur İnceman çok çok kötü bi günündeydi ama en iyi hali bile onu o bölgede verimli yapmaz. Aradığın 10.5 Uğur değil sayın hocam. Fink ve Ernst her maç bozulmadan formlarından bişey kaybetmeden ilerliyorlar. Beğenmeyen arkadaşlar olmuş ama bana göre takımın en sağlam halkası bu ikilidir. Suç onlarda değil onları 3 leyecek adam gibi bi oyuncu bulamayanlarda. Manisaspor'da harikalar yaratan Sezer için hala neden bişeyler yapmıyoruz anlamıyorum, şuan alınabilecek en iyi isim bence o bölgeye. Delgado sözleşmeyi dondurmadı, Bobo takımda kaldı bu yüzden yabancı bi isim alma şansımız kalmadı, yerli olarak ta o bölge için alınabilecek oyuncu sayısı bir hayli az. Hani imkansız ama bi Hamit Altıntop ne de güzel olurdu orta 3lüde ya da Nuri Şahin ama Yıldıray varken ne gerek var dimi onların peşine düşmeye !!

Defansın ortası Sivok'un savruk futbolu dışında güven veriyor, Ferrari belki de geldiğinden beri en iyi maçını çıkardı ben çok beğendim. Bekler konusunda oturup Mustafa Denizli ile enine boyuna tartışmak isterdim şahsen. Senin elinde fırtına gibi iki tane genç varken neden Erhan ve Üzülmez ? İsmail'in Üzülmez'den formayı alabilmesi için illa saçma sapan hareketler mi yapması gerekiyor. Rıdvan için söze başlarken öncelikle bi maşallah demek lazım. Allah nazarlardan saklasın çok iyi dikine koşular yapıyor ve iyi top taşıyor, 2 ay öncesine kadar Bank Asya topçusu olan bi oyuncuya göre gayet rahat gayet panikten uzak oynuyor. Hatta bir pozisyonda önünde olan Holosko'ya nereye koşu yapacağını bile gösterdi. Rıdvan ve İsmail'in oynadığı bi savunma hattı defansif açıdan pekte sağlam durmasa da üstünüze en fazla 2-3 oyuncuyla gelen bi rakibe karşı pekte riskli durmaz. Karşıyaka'da sürekli bek oynamış ama bana göre Rıdvan'dan sağ açıkta olur bu konuda tercih Denizli'nin tabiki.

Ligin henüz başı bu maçların telafisi vardır klişesini ekleyelimde bi savunmamız olsun. 2 hafta sonra ki derbi ligdeki gidişatımızı önemli ölçüde etkileyecektir. O maça kadar açıkları kapatmak lazım yoksa işimiz yaş. Son olarak Ankara'yı her zaman ki gibi Dolmabahçe'ye çeviren tüm taraftarlarımıza teşekkürler.

21 Ağustos 2009 Cuma

Hoşgeldin


İbrahim Kaş Geri Dönüyor

Müjdeli haberi önce Ekşi Beşiktaş'ta daha sonra da DHA'da okudum. Geçen sezon biten sözleşmesinin ardından bedelsiz olarak Getafe'nin yolunu tutan İ.Kaş ile yeniden anlaşma sağlamışız. Bana göre en az 10,5 numara transferi kadar gerekliydi yedek bi stoper. Bu oyuncunun yerli olması da büyük ölçüde şarttı, alınabilecek isimler arasında adı pek geçmese de Kaş'ın geri dönmesine ben çok sevindim. 3 tane stoperle ne lig biterdi ne Avrupa ne de kupa. Yedek kulübesinde alternatif bi stoperin olması iyi oldu. Bedelsiz ayrılan Kaş'ın ne kadar bonservis ödenerek geri alındığı konusunda net bi bilgi yok henüz ama bu nedense beni şaşırtmadı çünkü bu sezon kimi aldıysak ilk etapta öğrenemiyoruz ne kadar ödediğimizi, hep bi muamma oluyor ödediğimiz bonservisler. Transfer kesinleşsin o zaman daha detaylı bi yorum yaparız, biz yine de şimdilik hayırlı uğurşu olsun diyelim.

edit:1 senelik olarak kiralamışız...